12. BÖLÜM: "ZİNCİR"

70K 5K 5.9K
                                    


Halsey - Heaven In Hiding

lütfen yıldıza basıp oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. iyi okumalar.

Hisler, görmezden gelindiği takdirde kendini bir toprağın altına gömerdi. Zihnin en bilinmedik, en ayak basılmadık ücra köşelerindeki pis toprağın altına girer ve siz onları dışarıya çıkarmak için eşelemediğiniz takdirde ortaya çıkmazlardı.

Zihin, kontrol altına alınabilirdi. Hayatım boyunca buna inanmıştım ve bu şekilde hareket etmiştim. Her şey bizim onlara yüklediğimiz anlamlardan ibaretti. Kendimi buna fazlasıyla inandırmıştım ve hayatıma bunun kolay olduğunu düşünerek devam etmiştim.

Şimdi o toprağın altına gömülen hisler, pis toprağın altına diri diri girmelerinin intikamını benden almak için cayır cayır yanıyorlardı. Bu çok yeniydi, bununla nasıl baş edeceğimi bilmiyordum. Zihnimin içinde bir seyirciydim sanki, artık bana fikrim sorulmuyordu.

Düşüncelerin ağırlığı altında ezilerek ayaklarımı karnıma doğru çektim ve büyük yatakta sağa doğru döndüm. Karnımda dehşet verici bir sancı vardı. Beni uyandıran da aslında buydu. Geceye doğru biraz ağrımıştı ama hiç bu kadar şiddetli değildi. Yatak soğuktu ve sol yanı boştu. Uyanmıştı diyemiyordum çünkü o neredeyse hiçbir zaman uyumuyordu, bunu biliyordum. Sadece üç kere beraber uyumuş olmamıza rağmen sabaha karşı ne zaman kalksam yatakta olmuyordu.

Sanırım, sadece ben uykuya dalarken yanımda oluyordu. Onun haricinde yanımda yatmıyor bile olabilirdi. Hatta bu kesindi, benimle beraber uyumuyordu. Sabaha karşı iki kere uyanıyordum ve ikisinde de yanımda olmuyordu. Dün gece de yanımda değildi.

Neden benimle beraber uyumuyordu?

"Erkencisin."

Gelen boğuk, erkeksi sesle beraber kısık gözlerimi açmaya çalışarak kafamı dikleştirdim. Şu an onun odasındaydık. Ben siyah yorgana sarılmış bir şekilde yatağında uzanıyordum. O ise çalışma masasının orada oturuyordu. Elinde yanmakta olan bir sigara vardı. Masada ise açık olan bir kitap ve defter vardı. Kağıda bir şey daha yazdıktan sonra sigarasından derin bir nefes çekerek bana doğru döndü.

"Ders mi çalışıyorsun?" diye sordum şaşkınlıkla. "Cidden mi?"

Biçimli siyah kaşları çatıldı, sigarasından derin bir nefes çekerek külünü kül tablasına döktü. "Yüksek bir ortalamam ve korumam gereken bir başarılı öğrenci çizgisi var," dedi alayla. "Ayrıca ders çalışmak kafamı boşaltmama yardımcı oluyor."

Tabi... İyi bir derece, hatta en iyi dereceyi elde ettiğini unutmuştum. O zaman da bazı şeylerden kaçmak için mi ders çalışmıştı? Büyük ihtimalle böyle olmuştu. O düşüncelerinden kaçacak bir adam değildi ki, böyle olan bendim. O benim tam aksimdi, bir şeyden kaçmazdı. Onun üstüne giderdi. Korkmazdı, korkulan kişi oydu.

"Hmm," diye mırıldandım, uykulu bir sesle. Uykumu almış sayılırdım ancak yine de bana yeterli gelmiyordu. Kabuslar, her yerdeydi. Uykuya düştüğüm andan beri bana saldırıyorlardı ve bir saniye bile olsun beni rahat bırakmıyorlardı. Gerçi, dün gece kabus görmemiştim. Gördüysem bile bunu hatırlamıyordum.

Onunlayken her şey çok zordu. Onunlayken her şey çok dengesizceydi.

"Sabaha karşı Dolkan aradı," dedi, ben yataktan sarsak ve dengesiz adımlarla kalkıp ona doğru yürümeye başladığımda. Karnımın ağrısı yürümemi zorlaştırıyordu. Bu dikkatini çekti, bakışlarından anlamıştım ancak bir şey sormadı. Esnedim, telefonumu kontrol edip saatin kaç olduğuna bakmam gerekiyordu ancak telefonumu nereye koyduğumu hatırlamıyordum.

AHVEBHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin