(45) Kal Dersen Kalırım

251K 15.8K 19.3K
                                    

Yazar notu: Bu bölüm şiddet ve cinsellik içeriyor. Yaşı küçük olanlar ve rahatsızlık duyacaklar lütfen okumasınlar veya o kısımları atlayarak okusun.

Yemeğin başından beri Karun'un beni yemek konusunda uyarmasının nedenini anlayamamıştım. Tüm bu insanların masadaki etten uzak durmasının nedeni yemeğin zehirli olduğunu düşünmelerine yormuştum. Gurur'un önüme zehirli bir yemek koymayacağından çok emin olduğum için tabağımdaki eti yemiştim. Ta ki Karun bana dünya üzerindeki en garip o soruyu sorup, "Kimi yedin sen?" diyene kadar. Neyi yedin değil, kimi yedin demesi beynimde balyoz etkisi yaratmıştı. Yediğim etin bir insana ait olma ihtimali bende mide bulantısı yaratmış, kusmamak için kendimi zor tutmuştum.

Buradaki insanlara çuvalladığımı göstermemek için ikinci tabağı istemem ise herkesin gözünde beni bir yamyam gibi göstermişti. Her ne kadar bende mide bulandırsa da etin tadı çok güzeldi. Kahretsin, eğer yediğim şey gerçekten insan etiyse tadını beğendiğimi söyleyebilirim! Bunu asla sesli söylemeyeceğim.

Neyse ki Gurur benim için ikinci tabağı getirtmedi. Masadaki insanların fısıldayarak bana bakması ve Karun'un yamyam görmüş gibi davranması beni deli ediyordu. Gurur buna bir son vermek için nefesini bıkkınca verdi. "Canim sıkılayi ve kabul edun eğlencelu değulsunuz."

Geçen her dakikayla masadakilerin gerginliği arttığı için bölge liderlerinden Sadri kaşlarını çattı. "Buradan çıktığımda üzerine şarjörü boşalttığımda ne kadar eğlenceli insanlar olduğumuzu göreceksin!" diye hırladı.

Gurur onu zerre kadar kaale almadığı için gözlerini devirerek, "Eminum yapaysun Sadri efendu," diyerek ona yaklaşan iri korumasına baktı. Uzun boylu dev gibi bir adam elindeki metal kutuyla Gurur'a yaklaştı. Gurur'dan yaşça büyük olmasına rağmen, "Abi," diyerek kutuyu masaya bıraktı. "İlaç saatin geçiyor."

İçinde ilaçlarının olduğu kutuyu elinin tersiyle iterek, "Geçsun," dedi rahatça. "Daha sonra kullanayim."

Masadaki o sarışın kadın tiz sesiyle bağırıp, "Ne demek daha sonra kullanırım!" diye cırladı. "Zaten kafan kırık geziyorsun bir de o ilaçları aksatırsan hiç çekilmezsin!"

Kadının cırtlak sesi Duha'ya battığı için dişlerini sıkarak, "Kemal sustur şu karını!" diyerek yüzünü buruşturdu. "Bok gibi paran var şu karının ses tellerini yaptırmak aklına gelmiyor mu?"

Masadaki herkes çok agresif olduğu için Kemal denen bölge lideri kaşlarını çattı. "Karım değil sevgilim lan!" Gece boyunca Duha dakika başı Kemal sustur karını dediği için adamın gri gözleri kararmıştı. "Karım ve sevgilimi birbirinden ayırt edemeyecek kadar çok mu içtin!" Pişkinliğin bu kadarına da pes doğrusu.

Abartılı bir şekilde öğürerek, "Midem bulandı," dedim. Bölge liderlerinden birine doğrudan saldırdığımı umursamadan gözlerimi Kemal denen ihtiyara diktim. "Ama yediğim etten değil bu masadaki insanların şerefsizliklerinden." Keşke karısı da aynısını ona yapsa.

Karısı evde dururken metresiyle aynı masada oturan Kemal, gözlerini bana dikerek tam bir şey söyleyecekti ki Karun belindeki silahı çıkartıp sertçe masaya koydu. Bu apaçık bir tehdit olduğu için Kemal dudaklarını birbirine sımsıkı bastırarak sustu. Ancak ters bakışlarıyla bana öldürecekmiş gibi bakıyordu. Ortalığı kızıştırmaktan başka bir şey yapmadığım için Karun uyaran gözlerini bana dikip, "Rahat dur," dedi soğuk bir sesle. "Bu masadaki herkesi bana kırdırmak istemiyorsan rahat dur."

İçerisi yeterince gergin olduğu için sessiz kalarak önüme döndüm. Gurur ayağa kalkarak arkasındaki korumaya döndü. Adam başını sallayarak dışarı çıktı. Bir süre sonra daha fazla adamla içeri girdi. Masanın diğer ucuna hepimizin görebileceği bir projeksiyon kuruldu. Gurur ellerini masaya bastırarak öne doğru eğildi. "Hadi biraz eğlenelum." Dudakları şeytani bir ifadeyle kıvrıldı. "Gece daha yeni başlayi" Bir anda buz gibi bir atmosfer oluştu. Ne planlıyordu?

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin