(36) Bir Menekşe Kokusu. (Sezon finali)

239K 17.8K 19.7K
                                    

Bölüm şarkıları;
Yol (Fikri Karayel)
Geri ver (Melike Şahin)
Deme (Derya Bedavacı)
Yıldızlar tutuşabilir (Ahmet Kaya)
Son bakış (Sezen Aksu)
Kalbim (Cem Adrian)









Bige

"Aslında sevdiğim herkes acım karşısında alkış tutan seyircilerimdi."

Alacağım cevaptan korkmama rağmen avluda durup onu bekliyordum. Dört saattir burada bekliyordum ama hâlâ gelmemişti. Sanki çok hakkı varmış gibi babam bana kızıp duruyor, gitmemiz gerektiğini söylüyordu. Ne onun yüzüne bakıyordum ne de ona cevap verecek kadar söylediklerini dinliyordum. Babamdan hiç olmadığı kadar nefret ederken onu umursamıyordum. Dört saattir bulunduğum yerde sabırsızca kıpırdanıp Karun'u bekliyordum. Olanları duyan herkes buraya doluşmuştu. Melek, Levent ve büyükbabam da buradaydı. Çağıl ise yanımda durmuş, içeri girmem için bana yalvarıyordu. Hasta olmamdan endişeleniyordu.

Buradaki herkes beni içeri girmeye ikna etmeye çalışıyordu ama soğuk hava umurumda değildi. Karun bana gelecekti, son kez bana gelecekti. O gelmeden buradan ayrılmayı düşünmüyorum. Onu çağırdıysam gelecekti. Gelmeyince onu bir şekilde ayağıma getireceğimi iyi bilirdi.

Gittikçe daha fazla sinirlenen babam gür kaşlarını çatarak, "Bu kadar yeter artık!" diyerek herkesin içinde bana bağırdı. "Gelince ne olacak sanıyorsun? Ne değişecek? Özür dilerse affedecek misin? Adam seni boşadı ama sen hâlâ onun evinden ayrılmamak için inat ediyorsun! Hiç mi gururun yok senin?" dediğinde delici bakan gözleri beni nasıl da yargılıyordu. Sanki o duruşmaya katılıp kızını deli gösteren o değilmiş gibi nasıl da kızıyordu bana.

Babama o kadar kızgındım ki ne ona cevap vermek istiyordum ne de yüzüne bakmayı. Beklediğim araba nihayet bahçe kapısından içeri girince herkesi bırakıp malikâneye girdim. Herkesin içinde onunla konuşamazdım. Nasıl bir açıklama yapacağını kestiremediğim için bu konuşmaya kimsenin tanık olmasını istemiyorum.

Merdiveni çıkarken aslında bu basamakları son kez çıktığımı içten içe biliyordum. Yukarı çıkıp son kez açtım odamızın kapısını. Odanın ortasında durdum ve o gelene kadar son kez baktım etrafıma. İçim öylesine acırken ben bakışlarımın değdiği her şeyle vedalaşıyordum. Çünkü biliyordum birazdan bu kapıdan çıkacağımı ve bir daha asla geri dönmeyeceğimi. Ben nasıl gideceğim o kokan bir evden? Ben nasıl bırakacağım onu? Peki, o nasıl bıraktı beni? Benim içim bu kadar yanarken onun canı hiç mi yanmadı?

Sanrı nasıl bıraktı Saka'sını? Bu kadar kolay olmamalıydı. Benim için kolay değildi. Benim için hiçbir şey kolay olmamıştı ki bu olsun.

Dışarıdan gelen adım seslerini duyunca heyecandan mı yoksa korkudan mı, bilemem ama kalbimin çırpınışları kulaklarıma geliyordu. Heyecanlıyım çünkü on günden sonra onu görecektim. Korkuyorum çünkü bana nasıl bir açıklama yapacağını bilmiyorum.

Kapı açılınca içeri girdi. Arkasındaki kapıyı kapattığında onunla birlikte içeriye buz gibi bir hava da girmişti. İkimizde hiç konuşmadık. On günden sonra gözlerimiz birbirine kenetlenmişti. Kahretsin ki o da özlemiş gibi bakıyordu! Hem de çok özlemiş gibi bakıyordu. Gözleri her zerreme büyük bir özlemle bakarken nasıl bitirdi bizi?

Berbat bir hâldeydi. Şu on günde doğru düzgün hiçbir şey yememiş ve içmemiş gibi yüzü solgun, gözlerinde yorgunluk vardı. Üzerindeki takım elbisesi bile aynıydı. On gün önce evden çıkarken giydiği lacivert takımı hâlâ üzerindeydi. Sanki hiç banyo yapmamış veya üzerini değiştirmemiş gibiydi. Üzerine sinen ter, alkol ve sigara kokusunu bile soluyorum. Kim ona ne yaptı da bu hâle geldi? Benim kocam sigaradan nefret ederdi. Üzerine sinen bu sigara kokusu da neyin nesiydi? Allah kahretsin, nasıl bir sebep onu on günde böylesine dağıtmıştı?

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin