(12) Kalbini Ört Üşümesin.

308K 20.7K 41K
                                    

"İnsan bugününden şikâyet ederken her defasında düne nasıl özlem duyabiliyordu?"

Malikanedeki günlerim düşündüğümden de sıkıcı geçiyordu. Dün Karun'un ısrarı yüzünden buraya taşınmıştım ama şu saate kadar odamdan hiç çıkmamıştım. Çok fazla kişi geçmiş olsuna geldikleri için ayak altında dolaşmak istemiyorum. Evde ziyaretçi eksik olmadığı için hizmetçilerin işi hiç kolay değildi. İnsan kalabalığı yüzünden malikânenin içini gezme fırsatım da henüz olmamıştı. İşin kötü kısmı Karun'un odası malikanede en çok merak ettiğim yerdeydi, yani çatı katında. Buraya ilk geldiğimde geniş camları ve büyük terası yüzünden en çok çatı katından etkilenmiştim. Fakat Karun'un odası orada olduğu için artık hayatta en üst kata çıkamazdım. Elay ile kısaca tanışmıştık ama onunla tanışma faslı bile benim için çok gergin geçmişti. Mümkün olduğunca az Elay ile diyaloğa girmeye çalışıyordum.

Nihayet tüm misafirler gidince odamda yemek yerine akşam yemeğine katılma fırsatım olmuştu. Malikâneye taşındım diye Karun ve Rengin tartışmış olmalı ki yemek hepimiz için çok gergin geçmişti. Karun o kadar sinirliydi ki masadaki ev halkı tek kelime etmeye çekinmişti.

Yemekten sonra hepimiz salona geçmiştik. Biz malikâneye geldik diye mi, bilmiyorum ama herkes çok sessizdi. Salon büyük olduğu için herkes bir köşeye geçmiş sessizce ya telefonuyla uğraşıyordu ya da somurtmakla meşguldü. Karun ise buradaki herkesin babası gibi salonun en başındaki tekli koltukta oturuyordu. Bir yandan kahvesini yudumluyor bir yandan da elindeki sıkıcı kitabı okuyordu. Rengin'in ona attığı tripli bakışları görmüyordu bile.

Üçlü koltukta ben, Elay ve Kadem oturuyorduk. Elay ikimizin arasında oturuyordu. Üçümüz sürüye yeni katılmış yadırgı koyunlar gibi sessizlik içinde karşımızdaki duvara boş boş bakıyorduk. Karun buradaki herkesi bir şekilde sindirmiş olmalı ki kimseden çıt çıkmıyordu. Elay gözlerini duvardan ayırmadan, "Sebepsiz yere çok korkuyorum," diye fısıldadı. "Konuşmaktan da korkuyorum, ben niye korktuğumu bilmiyorum ama korkmak geliyor içimden." Bunları söylerken Karun sesini duyacak diye diken üstündeydi.

"Bende korkuyorum," dedim kısık bir sesle. "Kendimi sınıfta ses çıkarmaktan çekinen öğrenci gibi hissediyorum."

Elay'ın diğer tarafında oturan Kadem, "Sen yine iyisin," diye fısıldadı. "Ben kendimi Nazi kampına düşmüşüm gibi hissediyorum."

"Biz niye duvara bakıyoruz?" dedi Elay.

"Bilmiyorum bak işte!" diyen kişi Kadem'di.

"Biri kontrol etsin eğer Karun bu tarafa bakmıyorsa salondan çıkmak istiyorum," diye fısıldadım. "Tuvalete gitmeliyim."

Elay, "Benim de uyumam gerekiyor," diyerek sızlandı. "Hamile kadınlar erken uyumalı." Hâlâ hamile olduğunu sanıyordu.

Kadem, "Benim de yüzüme krem sürüp gece maskemi yapmam gerekiyor," deyince Elay ile ikimiz başımızı çevirip ona baktık. Artık ona nasıl bakıyorsak Kadem huylanıp, "Karun bu tarafa bakıyor!" deyince hemen önümüze dönüp duvara bakmaya devam ettik. Ya ben bu hapishaneden firar etmek istiyorum!

Göz ucuyla yavaşça buradakileri kontrol ettiğimde odanın diğer ucunda oturan adamla göz göze geldik. Dün avluda Karun'un yanında gördüğüm adamdı. Gelen misafirlerin yoğunluğundan dolayı bir türlü tanışma fırsatımız olmamıştı. Dudaklarını oynatıp bir şey söyledi ama hiç sesi çıkmadığı için ne dediğini anlamadım. Karun artık buradakilere nasıl terör estirmişse gözleriyle Karun'u kontrol ettikten sonra tekrar bana baktı. İşaret parmağıyla kendisini gösterip yine dudaklarını sessizce oynattı. "Çağıl," dediğini bu sefer anladım. Karun yüzünden resmen burada sessiz sinema oynuyorduk!

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin