(44) Masadaki Şüpheli Yemek

446K 20.9K 25.9K
                                    

Uzun zaman sonra ilk kez gözlerimi huzurlu bir şekilde açmıştım. Dün akşamki yemekten sonra Gurur yüzünden küçük bir saldırıya uğramıştık ama güzel bir şekilde sonuçlanmıştı. Karun beni kaybetme tehlikesiyle yüzleşince bana soğuk davranıp beni kendinden uzağa itmeyi bırakmıştı. Dün geceyi benimle aynı yatakta ve benim kollarımda geçirmişti. Sabaha kadar başını göğsüme yaslayıp benimle uyumuştu. Bir yıldan sonra belki de ilk kez rahat bir uyku çekmişti. Sabah uyandığımızda da bana karşı soğuk değildi. Fazla iyi de değildi ama hep olduğu gibi soğuk da değildi.

Kendi içinde bir şeyleri halletmeye çalıştığını bildiğim için üzerine gidip ona baskı yapmamaya çalışıyorum. Yatakta bağdaş kurarak oturmuş, Karun'u izliyordum. İşe gitmek için giyinmişti, şu anda ayna karşısında kravatını takıyordu. "Bende seninle şirkete gitmek istiyorum," dediğimde aceleyle kravatını takmaya çalışırken bana dönmedi. "Bugün şirkete gitmiyorum. Birkaç şantiyeyi gezeceğim daha sonra da dışarıda bir toplantım var." Kravatını düzelttikten sonra ceketine uzandı. "Eğer istersen yarın benimle gelebilirsin."

Ceketini giydikten sonra bileğindeki saate bakınca yüzünü buruşturdu. "Çok geç kaldım beni daha erken uyandırmalıydın." Bana doğru aceleyle yürüyüp, "Kahvaltını yapmayı unutma," dedikten sonra eğildi ve dudaklarıma küçük bir öpücük kondurunca donup kaldım. Beni öptü mü?

Dudaklarıma tüy gibi bir öpücük kondurup kapıya doğru yürümüştü ki, yaptığı şeyi yeni fark etmiş gibi adımları durdu. Omuzları gerildi, hiç kıpırdamadan kapının önünde kalakaldı. Ben şaşkınca onun sırtıyla bakışırken o, kim bilir ne halde kapıya bakıyordu. Evli çiftlerin yaptığı gibi işe gitmeden önce dudaklarıma küçük bir öpücük kondurmuştu. Evliyken bile bunu neredeyse hiç yapmamıştı. Unutarak yaptığı şey ikimiz için de çok yeni bir şeydi.

Yönünü tamamen bana doğru çevirmedi ama omuzunun üzerinden bana baktı. Yüzünde büyük bir karmaşa vardı. Kafa karışıklığıyla beni izlemeye başladı. Yatağının ortasında bağdaş kurarak oturuyor olmam ifadesini yumuşattı. Beni yatağında görmeyi özlemiş gibi bakıyordu. Makyajsız yüzüm, dağınık saçlarım ve üzerimde salaşça duran tişört ve şortun içinde nasıl görünüyorum, bilmiyorum ama bu halimi sevmiş gibi bakıyordu. Dudağının kıvrımında belli belirsiz bir tebessüm oluştu. "Çok güzel görünüyorsun." Duraksadı. "Ve de sevimli."

Derimin altı ısınınca gözlerimi kaçırmamak için kendimi zor tuttum. Uyku mahmurluğuyla ve en bakımsız halimle nasıl güzel görünebilirim, bilmiyorum. Gözleri yanaklarımda oyalandığında gülüşündeki belirsizlik yok oldu. Şimdi gözle görülür bir şekilde gülümsüyordu. "Utandığında-"

"Kapat çeneni." Yastığı alıp ona fırlattığımda gülerek başını iki yana salladı. "Hiçbir şey seni utandıramaz sanıyordum ama iltifat karşısında kızarıyorsun."

"İlk kez birinden güzel olduğumu duymuyorum." Kızaran yanaklarımı gizlemek için saçımı hemen yüzüme çektim. "Utanmadım."

Yanaklarımı işaret edip keyifli bir sesle, "Aynaya bak güzelim," dedi. Mum gibi erimiş bir halde ona bakıyordum. Dün gece dans ederken ona daha önce doğrudan bana hiç güzel olduğumu söylemediğini hatırlatmıştım. O an donup kalmıştı. Bunun eksikliğini bana yaşattığını yeni fark etmiş olmalı ki, dün geceden beri ya güzel olduğumu bana söylüyordu ya da bana güzelim diye hitap ediyordu. Sanki onun yanında hiçbir şeyin eksikliğini çekmemi istemiyordu.

Bileğindeki saati kontrol edip, "Gitmem gerek," dedi. "Gelirken bir şey istiyor musun?" Annemi dememek için kendimi zor tuttum. Bu kelime dilimin ucuna kadar geldi ama bana annemi vermeyeceğini bildiğim için sustum. Annemin yerini söylemeye yanaşmıyordu. Bu yüzden başımı iki yana sallayıp, "Hayır," dedim. "İstediğim her şeye sahibim." Annem dışında...

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin