(42) Seni Tekrar Kaybedemem

348K 21.8K 22.3K
                                    

"Seninle tüm mutluluklar buruk, gülüşler eksik ve her şey yarımken biz yarım kalmayalım isterdim..."

Elimdeki evrakları sertçe masaya attığımda gördüğüm ve okuduğum her şey beni çıldırtıyordu. Masamda dağınık bir şekilde duran tüm bu evraklarda o vardı. Bunun canımı çok yakacağını bilmeme rağmen bensiz geçirdiği 383 günde neler yaptığını öğrenmek istemiştim. Adamlarıma verdiğim talimat sonucunda derin bir araştırmayla bir yıl boyunca neler yaptığını kayıtlarla bana sunmuşlardı. Gezdiği, gördüğü ve yaşadığı her şey belgelenmiş bir şekilde masamdaydı. Fotoğraflarıyla birlikte her şey buradaydı. Bir yıllık uzun tatilinde yeni yerler keşfettiği, gülümsediği ve mutluluğunu en güzel şekilde yansıttığı fotoğrafları masamda dağılmış bir şekilde duruyordu.

Ben 383 gün boyunca burada onun yasını tutarken o, bensiz bir hayatta mutluymuş.

Çenemde bir kas seğirirken elimin tersiyle masadaki her şeyi yere savurdum. Fotoğrafları belgelerle birlikte masamın önüne saçıldı. Yüzümü sertçe ovuştururken acımasızlığı karşısında dehşete düşmüş bir haldeydim. "Hayatımda siktir olup gitmeli!" Yumruğumu masaya geçirip ayağa kalktığımda cebimdeki telefonu çıkardım. Malikaneyi arayıp onu göndermelerini isteyeceğim.

İki hafta bu saçmalığa katlanmayacağım. Bir yıl boyunca bensiz gününü gün ettiğini öğrenmişken onu evimde istemiyorum. Şu zamana kadar kimlerle hangi cehennemdeyse onlara gidebilirdi. Umurumda bile değil! Gideceği yerin Duha Tunus'un evi olduğunu hatırlayınca elimdeki telefonu sıktım. Duha'ya sığınacaktı. Benim evimden çıkıp ona gidecekti.

Teselliyi onun kollarında alacağını düşününce kan beynime sıçradı. Onu bir erkeğe sarılırken hayal etmek bile beni mahvediyordu. Kelimenin tam anlamıyla sikik bir haldeydim! Hiçbir erkek ona sarılamaz, dokunamaz ve onu yatıştıramazdı. Buna cesaret edenin tüm kemiklerini eklemlerinden kırarım. Farkında olsun veya olmasın, o benimdi, bana aitti. Ama onunla da olamıyordum! Yaptıklarından sonra bu da hiç kolay değildi.

"Sikeceğim böyle aşkın evveliyatını!" Onu bir odaya kapatıp 833 gün boyunca adımı aklına ve kalbine kazıyana kadar... Siktir!

Kenan elinde bir tabletle içeri girdiğinde sinirden kıpkırmızı olmuş suratım onu pek şaşırtmadı. Son bir aydır hep gördüğü bir surat olduğu için öfkem artık onu pek şaşırtmıyordu. Bige döndüğünden beri deli fişek gibi ortalarda dönüp durduğum için sinirime bağışıklık kazanmıştı. Masama doğru yürürken yerdeki şeylere bakarak derin bir nefes aldı. "Artık kendine çeki düzen vermelisin."

Başını kaldırıp bana doğru yürüdü. "Onu istemiyorsan evden gönder." Tunus piçine gitsin diye mi? Sikseler buna izin vermem. Bugünden sonra o herifin evine gitmeyi ona yasaklayacağım.

Bana doğru yürürken gözlerim adımlarına kaydı ve Bige'nin yerdeki fotoğraflarına. Omuzlarım gerildi. "Onun fotoğrafına basarsan sonuçlarına katlanırsın."

Sakin ve tehditkâr bir sesle konuştuğumda şaşkınca duraksadı. Durdu ve ayaklarının hemen önündeki fotoğraflara baktı. Dudaklarından birkaç homurtu çıkartıp fotoğrafların etrafından geçti. "Sen iyi değilsin dostum. Bir aydır küfrettiğin kadının fotoğraflarını koruman normal değil."

Ona ters ters bakıp masanın diğer tarafına geçtim. "Ona hiç küfretmedim." Edilmesine de izin vermem. "Yapmadığım şeylerle beni itham etme." Yere eğilip tüm fotoğrafları toplamaya başladım. "Ona küfretmek istiyor muyum? Evet, gelmişini geçmişini sikmek istiyorum ama burada sikilen tek kişi ben olduğum için bunu yapmıyorum!"

Hayatımı becermişti hem de her anlamıyla.

Gülmesi öfkemi harladığı için dudaklarını birbirine bastırarak gülüşüne engel olmaya çalıştı. "Onu hâlâ seviyorsun." Bu bir soru değildi, yerinde bir tespitti.

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin