(22) Son Öpücük

272K 19.3K 31.2K
                                    

"Gel başım belada, bu yüzden eşitlenmedi son öpücük."

18 yıl önce.

Birkaç saat önce doğum günümü kutluyor, bir dilek dileyip pastadaki mumları üflüyordum ama birkaç saat sonra daha önce hiç görmediğim bir yere yaka paça getirilmiştim. Bugün benim doğum günümdü ama babam gelememişti çünkü işleri vardı. Babam son günlerde bir adamı fena kafaya takmıştı bu yüzden yine onun peşine düşmüştü. Pastayı üflerken dilediğim dilek babamın bu geceyi benimle geçirmesiydi. Bana bir gün öncesinde doğum günü hediyesi olarak etekleri fırfırlı eflatun bir elbise göndermişti. Bir prensesin elbisesi gibi kabarık etekli elbiseyi giydim ama babam henüz görmedi. Bana aldığı elbiseyi üzerimde görmesini istiyorum.

Bir dilek dilemiştim bu yüzden babam bu gece bana gelecekti. Annem hep çocukların dilekleri kabul olur derdi, yani babam bana gelecekti. Gelmesini istiyorum çünkü çok müşkül bir durumdayım.

Tanımadığınız adamlar evimize baskın yapıp bizi kaçırdılar. Bizi bir depoya götürdüklerinde orada Cemal amcanın karısını ve çocuklarını da gördüm. Sadece onlar değil Nazım, Yusuf ve Mahir amcanın eşleri ve çocukları da oradaydı. Bu adamlar hepimizi kaçırmışlardı. Daha sonra da her anneye bir çocuk bırakıp diğer tüm çocukları oradan çıkarmışlardı. Dışarı çıkardıkları çocukların arasında bende vardım. Annem beni vermemek için çok uğraşmıştı ama iki adam annemi döverek beni ondan almıştı. Bizi bir arabaya bindirip başka bir yere getirdiler ama nerede olduğumuzu bilmiyorum.

Ben ve Uğur kaçtık. Bunu nasıl yaptığımızı bizde bilmiyoruz ama adamların küçük bir boşluğundan yararlanıp kaçmayı başardık. Bu devasa depodan içeri girdiğimiz an kaçacak küçük bir boşluk arıyordum. Adamlar bizi zorla üst kata çıkarmaya çalışınca ellerinden kurtulup bodrum kata inmeye başladım. Tabii Uğur'da her konuda gözü kapalı peşimden geldiği için o da durmamıştı. Onu tutan adamın elini ısırıp benimle birlikte aşağıya doğru koşmaya başlamıştı. Bize neler yapacaklarını bilmiyorum ve bilmekte istemiyorum.

Hızlı bir şekilde bodrum katına inip hemen bir odaya girdik ve kapının sürgüsünü çektik. Demir sürgü onları bir süre dışarıda tutardı. İkimiz nefes nefese bulunduğumuz yere bakınca onlarca sandık ve kapalı kasa gördük. "Bunlar ne?" dediğimde Uğur korkarak etrafına bakarken, "Bilmiyorum," diye mırıldandı. Zaten çilekli süt ve çilek dışında ne halt bilirdi ki.

"Babamı arayalım gelsin bizi kurtarsın," diyerek cebinden telefonunu çıkartınca rahatlayarak nefesimi verdim. Tabii ya Uğur'un telefonu vardı. Henüz on yaşında olmasına rağmen dışarıda eve dönüş yolunu sık sık unuttuğu için Yusuf amca ona telefon almıştı. Böylece onları arayıp kaybolduğunu söyleyebiliyordu. Dışarıdaki adamların hiçbiri küçük bir çocuğun telefonu olacağını tahmin edemezdi.

Kapının dışında, "Depoya girdiler!" diyen bir ses geldi. "Techizat deposundalar!" Nedense burada olmamız onları telaşlandırmış gibiydi.

Uğur babasını arayacağı sırada hemen telefonu ondan alıp babamın kayıtlı numarasını buldum. İyi ki de annem okumayı çözmem için geçen yıl çok uğraşmıştı. Babamı arayıp telefonu kulağıma koyduğumda, "Uğur?" diyen şaşkın sesini duydum. Nerede olduğunu bilmiyorum ama çok fazla silah sesi geliyordu. "Evlat neredesiniz?" dediğinde telefonu kapatmamdan korkar gibi sesi telaşlı çıkmıştı.

"Baba benim Efil," dedim aceleyle. "Baba çok korkuyorum yanıma gel," dediğimde kapıya bakıp ağlıyordum. "Kapı onları uzun süre dışarıda tutamaz baba buraya gel." Sesim dışarıya çıkmasın diye kısık sesle konuşuyordum.

Ben olduğumu anlayınca babamın telaşı iki kat arttı. "Geliyorum kızım, oraya geliyorum babam," dediğinde telefonun diğer ucundaki silah sesleri arttı. Babam koşuyormuş gibi sesi nefes nefese çıkıyordu. "Yolumuzun üzerinde çok fazla engel var Efil, biliyorum anlamıyorsun ama sana gelmem biraz zaman alacak. Bana nerede olduğunu tarif et," dediğinde aynı zamanda, "Mahir ara çocukları sinyali takip etsinler!" diye bağırıyordu.

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin