Giriş.

1.2M 25.1K 69.2K
                                    

Başladığınız tarihi buraya bırakın.
06/5/2022 (yayınlanma tarihi)

Önemli bir not: Bu bölüm erkek karakterin düşmanı olan Duha'yı konu alıyor. Herkesin kafası karıştığı için bu notu sonradan ekliyorum. Esas oğlan Karun ve esas kız Bige. Bu bölüm ise Karun'un düşmanının kurduğu tuzağı anlatıyor. Bu bölüm sayesinde Karun ve Bige'nin nasıl evlendiğini daha iyi anlıyorsunuz.

İkinci not: bölümdeki isimleri ilk kez duyduğunuz için size biraz karışık gelebilir ama zamanla alışıyorsunuz.

Saka ve Sanrı aslında Bige ve Karun.

Bu sabah aldığı haberle Duha Tunus ofisinin içinde sinirden dönüp duruyordu. Rengin, sevdiği kadın evleniyordu hem de ezeli düşmanıyla! Yıllardır âşık olduğu kadın onun yerine Karun'u seçmişti! Hayır, Duha bu evliliğe izin vermeyecekti. Bu evliliğin olmaması için gerekirse Karun'u bile mezara gönderebilirdi. Duha'ya ait bir kadınla evlenmeye kalkışmak bile kendi ölüm fermanını imzalamaktı. Rengin onundu, sadece onun. Odanın içinde şuursuzca dönüp dururken elinin tersiyle masanın üstündeki her şeyi yere itti. Rengin ondan başka kimseyle olamazdı! Ellerini masaya bastırıp hızlı hızlı nefesler aldığı için nefes sesleri odada duyulan tek şeydi.

Burnundan nefes aldıkça göğüs kafesi şişiyor ve yükselip alçalıyordu. Gerilen sırt kasları her an üzerindeki gömleği ikiye ayıracakmış gibi görünüyordu. Yaşadığı öfkenin adrenalinden olsa gerek terlemeye başlamıştı. Siyah saçlarının dipleri nemlenmiş, alnındaki ter damlacıkları camdan yansıyan günışığıyla parlıyordu. Rengin'in ihaneti kalbini ezdiği için kömür karası gözlerinde henüz dökmediği kanların intikamı vardı.

Rengin'i düşündükçe baş döndürücü çehresi öfkeyle kasılıyor, yanak kasları seğiriyordu. Daha birkaç gün önce onunla birlikte olan kadın onun yatağından çıkmış ve Karun'un yüzüğünü parmağına takmaya gitmişti. Duha kendini hiç bu kadar aciz ve sefil hissetmemişti.

Rengin onu bitirmişti.

Omzuna giren şiddetli ağrıyla dişlerini sıkarak yerinde sendeledi. Birkaç adım arkaya atıp kendi sebep olduğu dağınıklığın içinde bocaladı. Sol kolunu tutarken güç bela iri bedenini bir koltuğa atmayı başarmıştı. Bileğini sıkıca tuttuğu sol eline bakınca parmaklarının hissizliğini gördü. Sol elini oynatmaya çalıştı ama başaramadı, parmakları hiç kıpırdamadı.

Acı acı tutulan sol eline bakarken gözleri dolarak güldü. "Ah ulan Rengin." Gözlerinin siyahı biriken yaşlarla ışıldadı. "Bana verdiğin zararın bir sonu yok!" Duha ona ne istediyse hep vermiş, dünyayı onun ayaklarının altına sermişti. Onu mutlu etmek için ne gerekiyorsa yapmıştı ama Rengin için yeterli olmamıştı. Düşmanına gittiğine göre onun için yaptığı hiçbir şey Rengin için yeterli değildi.

Çalışma odasının kapısı açılınca içeri giren Kadem'i gördü. Sadık adamı kimse onu bu halde görmesin diye kapıyı hemen kapatmıştı. "Abi iyi misin?" dediğinde Duha gözleriyle köşedeki dolabı işaret etti. "İçecek bir şeyler ver bana." Hâlâ ara sıra sol elini kontrol ediyor, Kadem'e belli etmeden parmaklarını hareket ettirmeye çalışıyordu. Kadem dolaba doğru yürüyünce felç geçirmiş gibi görünen elini dizinin üzerine koydu. Bu sık sık başına geldiği için birazdan geçeceğini iyi biliyordu. Belki de bu sefer geçmezdi. Son zamanlarda doktor kontrolünü çok ihmal ediyordu.

Kadem dolaptan viski şişesini aldı ama bardaklara uzanmıştı ki Duha, "Bardak kalsın," deyince başını sallayıp ona doğru yürüdü. Açtığı şişeyi Duha'ya uzattıktan sonra kendisine bir sandalye alıp onun karşısına oturdu. Duha'nın neden bu halde olduğunu ne yazık ki iyi biliyordu. Bugün Karun'a karşı kaybettiği bir gündü.

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin