(6) Masa Altı Oyunlar.

280K 19K 36K
                                    

"Eskiden gözlerim görmüyorken insanlar daha iyi ve dünya daha aydınlıktı. Şimdi görüyorum ki ışık sandığım şey aslında koskoca bir yanılgıdan ibaretti."

Parasını ödediğim için taksi giderken karşımdaki devasa yapıt akıllara durgunluk veriyordu. Hayretler içinde kalarak malikânenin görkemini izliyordum. Bu yüksek duvarların ötesinde bile uzun kuleleri görünüyordu. Beşiktaş'ta her şey ateş pahasıyken ister istemez malikânenin değerini merak ettim. Duvarlardan dolayı hepsini göremiyorum çünkü tıpkı cezaevi gibi dört tarafı boyum kadar olan uzun duvarlarla çevriliydi. Başımı cevirince Duha'nın malikânesini de gördüm. İkisi gerçekten karşı karşıyaydı. Onun da etrafı büyük duvarlarla çevriliydi. Böyle tam karşısına denk getirmek için acaba kaç tane ev yıktılar?

Etraflarındaki evlerin doğru düzgün bahçesi bile yoktu çünkü hepsi uzun binalardan oluşuyordu. O binadaki dairelerde insanlar üst üste yaşıyor ve bir avuç toprağa hasret kalıyorlardı. Fakat Karun ve Duha sanki iki kepçeye binmişler ve bu merkezi yere dalıp çoğu binayı yıkarak kendilerine kocaman, bahçeli bir yaşam alanı oluşturmuşlardı. Komşularını çok kıskandırdıkları apaçık ortadaydı. Duvarlardan ötürü Karun'un malikânesinin sadece üstü görünüyordu. Ancak Duha'nın malikânesi daha büyük olmalı ki en üst katı duvarlara rağmen görünüyordu. Şirketin intikamını böyle almış olmalıydı çünkü şirketleri kıyaslayınca da Karun öndeydi.

Her konuda yarışıyorlar ya, acaba aynı kadına âşık olsalar ne yaparlardı?

Büyük ihtimalle o zamanda en iyi kim diye yarışırlardı.

Kapının yanındaki güvenlik kulübesine yaklaştım. Anlaşılan eve girmek için bile güvenlikten geçmeliyiz. Cama tıklatıp, "Merhaba," dedim. Adam camı indirince, "Karun Bey'i görmek istiyorum," dedim onun bakışlarının hedefi olurken. İri kıyım biri olduğu için bana olan sert bakışlarından biraz korktum. Muhatap olduğum herkese karşı yüzde kaç gibi bir şansım olduğunu düşünmeyi bırakmalıyım. Sanki beynim tamamen dövüşmeye programlanmış gibi ne zaman korksam hemen kazanma ve kaybetme şansımı analiz ediyordum. Babam hep derdi ki bu doğuştan savaşçı olan insanlara özgü bir düşünce tarzı. O kadar eğitime kimi zorlasa ondan da bir savaşçı yaratırdı.

Her an kör bir kurşunun hedefi olacağım diye tetikte yaşamak çok zordu.

Biri bana sesini bile yükseltse hemen onu bir tehdit olarak görüyordum.

İri kalıbına rağmen adamın, "Kimsiniz?" diyen sesi oldukça kibar çıkmıştı. "Karun Bey'in geleceğinizden haberi var mıydı?" Anlaşılan yine soru cevap kısmı başlamıştı.

"Şey aslında evime gelmek için onun iznine ihtiyacım yok," diyerek sevimli olduğunu düşündüğüm bir şekilde ona gülümsedim. "Bilirsiniz bir kadının yeri kocasının yanıdır." Açık pencereden kolumu soktum ve tanışmak için ona elimi uzattım. "Bu arada ben Bige Saka Kalender," dedim.

Son kısmı söylediğim an gözlerini irice açarak, "Şu meşhur Saka mı?" dedi şaşkın bir sesle. Anlaşılan burada pek bir ünlüyüm.

Gülümseyerek başımı salladım. "Ta kendisi," dediğim an oturduğu sandalyeden telaşla ayağa kalktı. Sanırım elimi sıkmayacaktı. Zaten küçücük pencereye eğilip elimi uzatmam da biraz garip görünüyordu. Elimi çekerek bir adım arkaya doğru attım.

İri adam ondan beklemediğim bir saygıyla hemen ceketinin önünü düğmeledi. "Hoş geldiniz Efil Hanım," dedikten sonra aceleyle küçük masasında duran telsizi aldı. Telsizi dudaklarına yapıştırıp, "Efil Hanım geldi kapıları açın," dedi. Efil mi? Kendimi tanıtırken ona göbek adımı söylediğimi hatırlamıyorum. Anlaşılan benim hakkımda çok fazla bilgiye sahiplerdi.

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin