(32) Her Şeyi Benden İste.

405K 19.4K 30K
                                    

"Son zamanlarda benim için en güzel hediye oydu fakat o, bana dünyaları alıp ayaklarımın altına sermek istiyordu."




Birbirinin tekrarı olan kötü bir kâbustan beni uyandıran şey yüzümde gezinen parmaklardı. Kapalı bilincim yüzünden kime ait olduğunu idrak edemediğim parmaklar hoşuma gitmeye başlamıştı. Yüzüme küçük dokunuşlar yapıyor, saçlarımı okşuyor, bazense birinin sıcak nefesi saçlarıma nüfus ediyordu. Aynı şekilde birinin dudaklarını boynumda, yüzümde hatta dudaklarımda hissediyordum. Gece boyunca biri sanki ellerini ve dudaklarını üzerimden hiç çekmemiş gibiydi. Neler oluyor?

Bir süre sonra tüm dokunuşlar son buldu. Kirpiklerimi güçlükle araladığımda kendimi bir yabancının tacizlerine hazırlamıştım ama Karun'un göğsümdeki başıyla karşılaşınca tebessüm ettim. Bana dokunup duran Karun'du.

Başını göğsüme yaslamıştı ve gözleri kapalıydı ama uyuduğunu sanmıyorum. Sol göğsümün üzerine kafasını yaslayıp gözlerini huzurlu bir şekilde kapatan adam uyumuyordu. İşaret parmağı köprücük kemiğimin üzerinde gezinirken uyuduğunu sanmıyorum.

Karun'un yüzünü seyretmeye o kadar dalmıştım ki onu izlerken zaman duruyor gibiydi. İlk kez onu bu kadar huzurlu görüyordum. Genelde kaşları hep çatık olurdu ama şimdi gözleri kapalı, dudaklarında belli belirsiz bir tebessüm vardı. Hector'un kumarhanesini havaya uçurduktan sonra sabaha karşı eve dönmüştük. Arabada geçen yoğun sevişmemiz eve geldiğimizde onun odasında da devam etmişti. Saat altıda sızıp uykuya dalmıştım. Başını göğsüme yaslayıp gözlerini yumduğunda o da uyudu sanmıştım ama hiç uyumamış gibiydi.

Fransa'da geçirdiğimiz o bir haftayı hatırlayınca ister istemez gülümsedim. O bir haftada da uyurken başını hep göğsümün üzerine yaslardı. Tıpkı şimdi olduğu gibi. Her defasında kulağını sol göğsüme yaslayıp vücudunun yarısı üzerimdeyken uyuyordu. Sanki kalbimin atışlarını dinleyerek uyuyordu. Şimdi uyanıktı ama uyuyor olsaydı yine bu pozisyonda olacağımızı biliyorum.

Güzel bir geceyi göreceğim yeni bir kâbusla sonlandırmak istemesem de uykuya yenik düşmüştüm. Kâbuslarım için bir çözüm yoktu. Ne Karun benim yanımda ısınabiliyordu ne de ben onunlayken kâbuslardan kurtuluyordum. Bu bile aramızda henüz yoluna girmeyen çok şey olduğunu gösteriyordu. Aslında birbirimize gerçek anlamda teslim olmuyorduk, değil mi? Geçmişimizi birbirimizden saklamamız gibi birçok sır vardı aramızda. Karşı tarafa kendimizi tüm çıplaklığıyla tanıtmıyorduk çünkü aşamadığımız duvarlarımız vardı. Benim korkularım, Karun'un ise güven problemi vardı.

Yataktaki yarı çıplak halimize baktım. Benim üzerimde onun gömleği vardı, onun üzerinde ise sadece boxer. Vücudunun yarısından fazlası üzerimde olduğu için sol tarafım uyuşmuş bir haldeydi. Her defasında gövdesinin yarısı üzerimde oluyor, kolları ahtapot gibi beni sarıyor ve bir bacağı hep bacaklarımın arasında oluyordu. Çok dağınık uyuyordu. Uyanıkken bile bu pozisyondan hiç şaşmıyordu.

Esneyerek, "Ne zaman uyandın?" diye mırıldandım. "Ya da hiç uyudun mu?"

Köprücük kemiğimin çukurunda bir şeyler çizen parmağı durmaksızın hareket ederken, "Saka," diye mırıldandığında parmağı durdu. Başı sol göğsümdeyken eli sağ omzumun köprücük kemiğindeydi. İşaret parmağı tekrar hareket edince aşağıya ve yukarıya doğru zikzaklar çizdiğini gördüm. "Sadece topuklu ayakkabılarının tıkırtısı değil," dedi. "Artık kalp ritimlerinde ezberimde," deyince donup kaldım. Köprücük kemiğimin çukuruna çizdiği şey benim kalp ritimlerim miydi?

"Bende seninkileri dinlemek istiyorum," dediğimde, "Hıım," dercesine garip bir mırıltı çıkardı.

"Bunun için üzerinden çekilmem gerekiyor." Kolunu belime dolayıp zaten bacaklarımın arasında olan bacağını iyice iki bacağımın arasına yerleştirdi. "Yerimi seviyorum sen başka zaman dinle," deyince kıkırdadım. Huysuz bir çocuk gibiydi.

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin