(26) Denemedim Demeyeceğim.

313K 18.1K 34.5K
                                    

"Dikkat et, bana yaptığın her şey sana yapacaklarımın başlangıcı olabilir."

Aslında iyi değildim içten içe bunun farkındayım. Karun'un ofisine ilk kez giren o kadın ve şu anda dönüştüğüm bu kadın arasında çok fark vardı. Hayatımın Serhat'tan öncesi ve Serhat'tan sonrası çok farklıydı. Serhat'tan öncesi sadece Carlos ve onun bana yaşattığı ölümlerden ibaretti. Serhat'tan sonrası ise ihanet, Karun, Duha ve Elay'dan hatta rezil aşk üçgenleriyle doluydu. Üçgen ne ki dörtgen, beşgen veya daha fazlası vardı. Karun, Duha, Serhat, Rengin, Elay ve ben, bu altı isimden oluşan insanların birbiriyle bağlantılı ilişkileri vardı. Daha bu aşk entrikalarını sindirmeden kendimi silahların ve ölümlerin içinde bulmuştum. Gazel ve Carlos'un dönüşünden sonra da kendimi iyice kaybetmiştim.

Şu son bir ayda ise küçük küçük toparlamaya başlamıştım. Bu süreçte beni kaybolmaktan kurtaran, ilgi ve şefkatiyle yanımda olan en önemli isimlerden biriydi Karun. Şimdi onu da kaybetmek üzereydim. Bu kadar mutluluk sana çok fazla der gibi babam ansızın çıkıp gelmişti. Son günlerde bana en iyi gelen şey bu evlilikti ve babam onu bitirmek için gelmişti.

Oysa ki ben dün gece Karun'un gerçek anlamda karısı olmuştum. Güzel bir gece geçirmiştik ve evliliğimizi birbirimizin teninde ve evlilik yüzükleriyle taçlandırmıştık. Duygu yok demiştik ama birbirimizin adını yazan yüzükleri parmağımıza takacak kadar hisli ve duyguluyduk. Gece boyunca benimle sevişirken kulağıma tatlı sözler fısıldamış, dokunuşlarıyla beni şımartmış ve küçük esprileriyle beni gülümsetmişti. Her şeyi fazla doğru yapmıştı, bende öyle. Dün gece bizim için tek gecelik bir ilişkinin çok dışındaydı. Şimdi ise her şeyi kaybetmek üzereydim. Bu neden sadece bana oluyordu? Gittikçe daha fazla mutlu olmayı hak etmediğime inanmaya başladım.

İnsan mutlu olmaktan korkar mıydı? Ben korkuyorum çünkü ne zaman mutlu olsam bunun bedelini çok ağır ödüyordum. Dün gece mutlu olduğum gibi mesela ve şimdi daha fazla mutsuz olacağım gibi.

Duha'da aramıza katıldığında avluda gergin bir sessizlik yaşanmaya başladı. Duha'nın gözleri Elay'ın üzerinde oyalanmaya başlamıştı. Bir ayı geçkin görmediği kadını düşmanının bahçesinde görmenin şaşkınlığını gizlemeye çalışıyordu. Neden buradasın der gibi Elay'a bakmaya başladı ama gözlerinde cevabını çok merak ettiği farklı bir soru daha vardı. Bunca zamandır neredeydin?

Duha'nın soru dolu bakışlarının aksine Elay bir kez bile başını çevirip ona bakmadı. Elay'ın mavi gözleri bir tek bana bakıyor, benden hesap soruyordu. "Evet?" dedi Karun babama bakarak. "Duha'da geldiğine göre artık bana bu ani ziyaretinizin sebebini açıklayacak mısınız?"

Babam bir hasmına bakar gibi, bir düşmanını zayıf noktasından vurur gibi düşmanca gözlerle ona bakarken, "Kızımı almaya geldim," dedi bugün benimle buradan ayrılacağına emin bir ifadeyle.

Karun'un yanından geçip, "Baba," demiştim ki Karun ona gitmemi engelledi. Kolumu tutarak beni yanına, yani hep alıştığımız gibi soluna çekti. Oysa ki ben buradan ayrılmak için babamın yanına gitmiyordum, onunla gelmeyeceğimi söylemek için gidiyordum.

Başını çevirip omzunun üzerinden bana baktığında onu bırakacağımın endişesini gözlerinde taşıyor, zamansız bir terk edilişin hummalarıyla boğuşuyordu. Önce "Gitmek mi istiyorsun?" dedi fakat daha sonra bunun seçimini bana bırakmak istemedi ve "Gidemezsin," diyerek benim adıma karar verdi.

Kurşun kalemiyle özene bezene çizilmiş yüzünde gezindi bakışlarım. "Gitmeyeceğim," dedim onu rahatlatmak isteyerek. Bu gözlerdeki kayıp endişesini silmek istiyordum.

İnce parmaklarım ürkekçe onun iri elini sardı. Eli yine fazla soğuktu ama, "Kocamın yanında kalacağım," dediğimde bana olan bakışları yüreğimi kor gibi yakacak kadar sıcaktı.

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin