(3) Karım Mı?

283K 19.7K 44.6K
                                    


Karun.

Şu zamana kadar bize birçok müşteri gelmiştir fakat çok azıyla doğrudan muhatap olmuşumdur. Karşımdaki adam da bahsi geçen azınlıkların içindeydi. Korunma talebini oldukça ilginç bulduğum için benimle yüz yüze görüşme şansını elde etmişti. Dosyasını benim için ilginç kılan şey koruma talebindeki gariplikti. İnsanlar bize sık sık gelirdi ama kime güvenlik sağlayacağımıza biz karar verirdik. Onlara sadece işinde en iyi korumaları tahsis etmez aynı zamanda onlar için tehlike arz eden şeyleri ortadan kaldırırdık. Ömer denen bu herifin dosyasına baktıkça gözüm tek bir isimde oyalanıp duruyordu. Sağımda dikilen Kenan'da aynı isme bakıyor, gülmek ve şaşırmak arasında gidip geliyordu. Bu daha önce başımıza gelmeyen bir olaydı. Onu korumamızı istediği kişinin adı sık sık görüş açıma giriyordu. Gerçekten büyük cesaret.

Başımı kaldırıp Ömer'in yüzüne baktığımda yutkunarak bakışlarını kaçırdı. Odadaki sessizlik daha çok ecel terleri dökmesine neden oluyordu. Fiziksel olarak da çok terlemişti çünkü elinde buruşturduğu mendili sık sık alnına veya boynuna bastırıyordu. Benim karşımda olmak onu geriyordu. "Evet, Ömer Bey," diyerek arkama yaslandım. "Tam olarak benden ne istiyorsunuz?"

Avucundaki mendili sıkarken sakinleşmek için birkaç kez derin derin nefes almaya başladı. "Be-ben..." Kekeliyordu ama normalde bir kekeme değildi. Kendini zorlayarak başını kaldırdı. "Hayatım tehlikede," demeyi başardı. "Beni korumanızı istiyorum."

"Kimden?" Gözlerimle masadaki dosyayı işaret ettim. "Burada yazan isimden mi?"

Benimle göz kontağı kurmaktan kaçınarak başını salladı. Şişman bedeni oturduğu koltuğa sığmazken gerginlik içinde oturuşunu düzeltti. Ofisimin kapısından içeri girdiği andan beri diken üstündeydi. Saygıdan kusur etmemeye çalışıyor, kelimelerini tartarak konuşmaya çalışıyordu. Çalışıyor diyorum çünkü şu son on dakika boyunca doğru düzgün tek bir cümle bile kuramadı. Terlemekten saç dipleri nemlenmiş, alnında biriken terleri ara sıra elindeki mendille siliyordu. Güçlükle konuşup, "Evet," dedi. "Orada yazan isimden beni korumanızı istiyorum." Odanın içine buram buram soğuk hava sızarken onun terleyip durması normal değildi. Üstelik ben burada üşümeye başlamıştım. Nisandaydık. Onun terlemesi normaldi fakat benim üşümem normal değildi.

Masadaki kumandayı alıp klimayı biraz daha açtım. "Kenan," diyerek elimdeki kumandayı işaret ettim. "Soğutma sistemimizde bir sıkıntı mı var?" Burası fazlasıyla serindi.

Koltuğumun yanında dikilen Kenan, "Çok iyi çalışıyor abi," deyince Ömer'i işaret ettim. "Peki, o niye bu kadar terliyor?" Gözlerimi artık titremeye başlayan adama diktiğimde Kenan'ın, "Dosyasında yazan isimden kaynaklanıyor olabilir," diyen sesini duydum. Evet, şu malum isim.

Dosyayı kapatıp omzumdan arkaya uzatınca Kenan onu aldı. Gözlerimi karşımda kıvranan adamdan ayırmazken Kenan dosyayı ona götürüp uzattı. Uzun zamandır benimle çalıştığı için artık sözlü komutlar olmadan da ne istediğimi anlıyordu. Ömer dosyayı titreyen parmaklarla alınca, "Aç," dedim. Artık sıradan bir müşterimle konuşurken olduğum gibi resmi değildim.

Göz bebeği titreşirken dosyayı açtı ama ürkek bakışları sık sık tepesinde dikilen Kenan'a kayıyordu. Korkuyordu. "Orada yazan ismi oku," dediğimde alnındaki bir ter damlası yanağına doğru süzüldü.

Kısa bir an bana bakma cesareti gösterdi. Göz göze geldiğimiz ilk saniyede başını hemen eğdi. Yasaklı bir şeye bakmış gibi davranıyordu. Göğüs kafesi aldığı hızlı nefeslerle yükselip alçalırken, "Ka-Karun," diyerek dosyada yazan ismi okumaya başladı. "Karun Kalender." Evet, onun bizzat benimle görüşmesini sağlayan şey buydu. Onu kendimden korumamı istiyordu. Adamlarım her yerde işini bitirmek için onu ararken müşteri olarak karşıma çıkmıştı.

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin