(15) Mahşerin Resmi.

309K 19.9K 36.5K
                                    

"Kudretimin bir sınırı yoktu. Lakin onun geçmişini değiştiremeyeceğimi fark ettiğimde ne kadar güçsüz olduğumu anladım."

Karun, önemli bir toplantının ortasındayken bile aklı evde bıraktığı kadındaydı. Dün gece gideceğini söylerken fazla kararlıydı. Sabah korumaları karşısında görünce çok kızmış olmalı. Karun onu zorla yanında tutmak istemiyordu ama karısı ona başka çare bırakmamıştı. Carlos'u bulmaya bu kadar yaklaşmışken Saka'yı ele geçirmesi tüm planlarının sonu olabilirdi. Gitmeye kalkıştığında korumaların engeline takılınca verdiği tepkileri tahmin edebiliyordu. Önce şaşırmıştır, sonra Karun'un ne yapmaya çalıştığını anlamak için uğraşmıştır. Ve en sonunda da o meşhur repliğini söyleyip, "Çağırın gelsin!" diye bağırarak korumalara kızmıştır. Evet, Karun artık onu tanımaya başlamıştı.

Ona doğru düzgün bir açıklama yapmadan evden çıkmak istememişti. Lakin Güven piçi yüzünden son dakikada gelişen bir toplantıya katılmak zorundaydı. Uzun masanın etrafında tıpkı onun gibi tehlikeli ve güçlü adamlar vardı. Hepsi de mal varlığı büyük ve hatırı sayılı insanlardı. Hepsi birbirini tanırdı çünkü bu alemde kendi imparatorluklarını kurarken müttefiklere ihtiyaçları vardı. Bu masadaki tüm adamların kendi bölgesi vardı ve başka birinin onların bölgesinde kazanç sağlaması kolay değildi. Hepsinin bir diğerinin bölgesinde gözü vardı ama kan dökmeden belirli bölgeleri elde etmek hiç kolay değildi. Asla çiğnememeleri gereken bazı kuralları vardı ve herkes bu kurallara uymak zorundaydı.

Tarafsız bir bölgede buluştukları için korumalarını evin dışında bırakarak içeri girmişlerdi. Yanlarına aldıkları tek şey silahları ve sağ kollarıydı. Onlar otururken sağ kolları hemen arkalarında duruyor, olası bir tehlikeye karşı gözünü dört açıyordu. Bu tür buluşmalarda nabızlar çok hızlı yükseldiği için her an her şey olabilirdi. Tartışma konusu Karun'du ama Karun dışında herkes fazla gergindi.

Güven'in boş koltuğunu görmek Karun'un keyfini yerine getirirken masadaki çoğu kişinin canını sıkıyordu. "Son yaptığın olmadı Kalender," dedi Tayfun Bey. "Kuralları sende iyi biliyorsun," diyerek ona küçük bir hatırlatmada bulundu. "Karına kızına dokunmadıkları sürece masadakilerden birine silah çekemezsin."

"Dokunmadığını nereden biliyorsun?" diyen kişi Ragıp'tı. Evet, Karun'un daha önce Bige için tavuk istediği kişiden başkası değildi. "Güven'i balkonda onun karısıyla konuşurken gördüm. Bir şeylerin peşinde olduğu çok açık."

Güven'in dalkavukluğunu yapan Korhan Bey, "Ne var bunda?" dedi. "Belki de sadece selam verdi, bunda yanlış bir şey yok."

"Ben dururken neden karıma selam verilsin, Korhan?" diyen Karun'un çıkışı sertti. "Vermeyecek!"

Korhan Bey nasihat veriyormuş gibi bir tutum içine girerek, "Evlendiğinden beri yanlış işler yapmaya başladın," dediğinde kimin safında olduğunu o kadar iyi belli ediyordu ki. Delici bakan pörtlek gözleri akbabalar gibi saldırmaya yer arıyordu. "Tıpkı yanlış eş seçimi yaptığın gibi," dedi.

Karun'un rahat tavırlarıyla masadaki çoğu kişiyi sinirlendirirken bir tek bacak bacak üstüne atmadığı kalmıştı. "Doğrusunu sana mı sormalıydım?" diyerek alay etti. "Ani evliliğimi öğrenince pek bir mutlu olduğunu duydum," derken sesinde büyük bir kinaye vardı çünkü tam tersi şeyler duymuştu.

Evlilik haberini alınca Korhan'ın etrafında ne var ne yok kırıp döktüğünü duymuştu. Kaşlarını yukarı kaldırarak yaşlı adamın solgun yüzüne baktı. "Kızın olsaydı beni damat olarak istiyor derdim."

Karşısında oturan Duha kendini tutamayıp güldü. "Eğer sende istiyorsan bu ayarlanabilir bir istek," dedi. Duha masadaki herkesin sinirleriyle oynayan tek insandı.

SAKA VE SANRIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin