46.BÖLÜM

128K 4.9K 1.5K
                                    

46. BÖLÜM

Akşam yemeğinde önümdeki ıspanak yemeği ile oynarken fazlasıyla dalgındım. Ispanak sevmezdim. İştahım da yoktu zaten. Tüm bunların yanında bugün yaşadıklarım... yaşadıklarımız...

Erdal adlı şahsın adamları bizi silah zoru ile mekânın dışına atınca Ayaz beni birileri çalacakmış gibi korkarak kolunun altına çekip arabaya sürüklemişti. Gerçekten sürüklemişti çünkü ayağımdaki ayakkabılar ile istediği hıza ulaşmam imkansızdı o an. Arabaya bindiğimizde bile birileri peşimizdeymiş gibi panik hareketler ile emniyet kemerimi takıp o mekândan hızla uzaklaştırmıştı arabayı.

Masada babam ve Merve Abla arasında geçen konuşmalar bir uğultu gibi kulaklarıma dolarken Ayaz'ın arabada dehşetle söylediği sözler yankılanıyordu zihnimde.

"Bir daha peşime takılmayacaksın! Öleceğimi bilsen bile yanımda olmayacaksın!" Öyle yüksek sesle bağırmıştı ki değil itiraz etmek korkudan ufacık olmuştum koltuğumda. "O adamın gözleri bir daha görmeyecek seni anladın mı!? Beni gebertseler bile sana dokunmayacaklar!? İzin vermeyeceksin!" Sonra direksiyona vurup kendi kendine mırıldanmıştı söz verir gibi. "İzin vermeyeceğim."

"Gamze sana diyorum kızım?" Babamın sesi bana net bir şekilde ulaşınca dalgın ve bitkin gözlerimi babamın yüzüne kaldırdım. Şaşkın şaşkın masadaki herkese baktım önce. Güven yemeği ile meşguldü, Merve Abla da babam gibi bana bakıyordu.

"Edendim baba," dedim. Sesim yorgun çıktı, öyle de hissediyordum.

"Şu grup ödeviniz bitti mi diye sordum da dalıp gitmişsin," dedi babam. "İyi misin?"

Bir de neden yemek yemiyorsun diye darlamasın diye ıspanaktan minik bir parça alıp ağzıma attım ve çamur yiyormuş gibi hissederek yutkundum.

"Bugün bitirdik sayılır," diye yalan söyledim. Aslında yalan sayılmazdı. Bu ödev konusunda herkesin işine gelecek bir karar vermiştik bugün okulda. Ayaz sakinleşince onun evine gidip tekrar formamızı giymiştik. O elbise ve ayakkabıları aileme açıklayamayacağım için Ayaz'ın evinde kalmıştı. Sonra okula geçmiştik. Bu dört kişi bir kez daha bir araya gelirse kan çıkacağı için ödevi herkesin payına düşen kısmını yapıp bana atmasına karar vermiştik. Herkes gönderince son düzenlemeleri yapıp düzenleyecektim ben de.

Babam sandalyesinde geriye doğru yaslanarak gerindi; şişen karnını ovdu usulca. "İyi iyi sevindim," dedi. "Alıştın mı gidip gelmeye? Zorlanıyorsan söyle hemen servis ayarlayalım kızım."

Masada Güven ile göz göze geldik. Bana bakıp yarım ağız gülerken çatalını tabağının yanına bırakıp dirseklerini masaya dayadı ve dikkat kesildi.

"Alıştım baba hiç gerek yok," dedim. Güven'e pek güvenemediğim için içimde bir korku vardı ama bir şey söylemedi ya da beni rahatsız edecek imâlarda bulunmadı.

"Eh iyi madem," diyerek konuyu kapattı babam.

Yemekten sonra direkt odama kaçmak istesem de bulaşıkları Merve Abla ile birlikte yıkayarak yardımcı oldum. Nihayet kendimi odama attığımda bilgisayarımı açıp biyoloji performans ödevi ile ilgili kendi payıma düşen kısmı yapmaya başladım. Sonra uykum gelmezse ders çalışacaktım.

Kendimi ödeve kaptırmışken kapım yine Güven tarafından tıklarken aynı anda kapıyı aç yöntemi ile açıldı çat diye. Nefesimi öfkeyle dışarı bırakırken dönüp bakmadım bile kim girdi odaya diye.

"Hiç seninle uğraşacak vaktim yok," dedim bilgisayarda işime devam ederek.

"Alıştın mı otobüslere diye merak ettim ya," dedi alaycı bir şekilde yanıma gelip. Masanın üstünde duran kalemlerimden biri aldı sonra, elinde çevirmeye başladı. "Eee ne zaman tanışıyorum taksici bey ile?"

ZEHİR (1)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin