Bölüm 1:Urba

8.6K 344 26
                                        

Beni Ona vermişlerdi.Hemde ateş pahasına...

Gönlüm kırıntı doluydu.Anam memnun,atam memnun,abim memnun kocam memnun kısacası Ben,telli tuvaklıyken 16 yaşımda;alan memnun satan memnun.

"Bir daha kaç:Yemin olsun! Hayır,aşiretim üzerine yemin olsun ki Seni öldürürüm"demişti.
Bu,Ondan duyduğum ilk şeydi.
İlk sözü,ilk tehditi ama son olmayacaktı.

İlkinde,sabahın ilk ışıklarının dama vurmasıyla kalkıp,buharı durmadan yükselen çamaşır kazanı başına, kirlileri kaynatmaya geçen anam''Urban görülecek öğleden sonra kaybolma bir yere"demişti.

Sabah bizim buralara gün başka doğar.Güneş usul usul damlara uzanırken,herkes ayaklanır;kimisi kapı önünde halı çırpar kimisi kızını yada varsa gelinini gönderir damı süpürmeye.Adamlar da işine gider.Kuşlar damların üzerinde güneşi zikirle karşılarken tam seyirlik olur bu şehir.

En güzel evler buralardadır.En yiğit adamlar,en maharetli kadınlar buradan çıkar.Kadın deyip geçmemeli öyle çıtkırıldım değildir buraların hanımları,etine dolgundur.Beli ince olan çocuğu kolay düşürür.İşi gücü kaldıramaz derler.Yemekler,hatta çorbalar bile muhakkak etlidir.Elleri büyük,parmakları sarma gibi uzun uzundur.Ellerinden belli olur bir kadın.Güzel kadının elleri yumuşak olur.Eli işe yatkın olanın parmakları uzun olur.Temizliği tırnaklarına bakınca anlaşılır.Kuldan utanırsa yalnız el tırnaklarını keser.Allah'tan utanırsa ayak tırnaklarını da keser.

Fakat ne çare ki,ben üvey evlat gibi kimselere benzemiyordum.Elaleme "Nefesi nerene alıyorsun?" dedirtecek kadar zayıf,sıska bişeydim.Zavallı anneciğim benim yüzümden çok laf işitiyordu.''Sizin evde aş pişmiyor mu bunun hali ne böyle kiprit çöpü gibi'' Diye kınayanlara"Yiyip yiyip oğlan çocuğu koşturursa orda burda alamaz tabi ben ne edeyim"diyordu.

Ben yine o gün annemin de dediği gibi dizimi kırıp oturmamış,başıma sarı yemenimi geçirip sevinçle okula kaçmıştım.Anam yokluğumu ne bilecekti.Nasılsa hemen dönecektim ya!..İlk dersten sonra okuldan da eve kaçacaktım.Uzak yer mi sanki.

Sarı yemeni de yemeniydi ha! küpe küpe oyaları vardı,oyalarında kırmızı, mavi renk renk boncuklar rüzgar estikçe hele de nehrin kıyısında isem aheste aheste bir güzel sallanırlardı,bir de ben sallardım kafamı ki pek zevkli olurdu.

Genç idik.

Henüz yeni yeni, oğlanlar gözümüze güzel gelmeye başlamıştı.
Boncuklarını hülyalara dalıp farketmeden dişlediğim sarı yemenimde bende bu duygularda yeniydik.

Nefes nefese,düşe kalka az sonra kırılacak sınıf kapısı önüne varmıştım.Tıkladım.İzin verilince içeri girdim.Komik birşey olmuştu besbelli herkes gülüyordu.
Gülüverdim.Az evvel kıkırdıyan arkadaşlarım beni görünce birbirlerine şaşkınlıkla bakıp fısıldaştılar.Bende utana sıkıla yerime geçtim.

Ayşe"Niye geldin"dedi.Doğru ya!öğle vakti urbası görülecek gelinin okul sıralarında işi ne?İçime çok ağır birşey oturmuştu;taş mı desem his mi desem...

Meğer Ayşe'ye bu sınıfta son kez bakıyormuşum,öğretmenimi son kez dinliyormuşum ondanmış içimdeki sıkıntı.

Zaten çok geçmeden olanlar olmuştu.Kara tahtanın yanındaki tahta kapı büyük bir gürültüyle yerinden çıkıp bir anda yere çakılıverdi.Birlikte gülüp eğlendiğim arkadaşlarım bunu bekliyor gibiydiler.Fakat öğretmen hanım çok korkmuştu.O ise yani evleneceğim adam,yıktığı kapının üzerine çıkmış,ellerini yumruk yapmış,bana öfkeyle gözlerini dikmiş bakıyordu.

Bir an herşey suspus olmuştu.

O kıcacık zamanda evleneceğim adamın yüzüne baktım.Saçı kara,kaşı kara,gözü kara biriydi.Uzun boyu vardı kapıya kadar varan.Yüzü belki havadan belki de öfkeden kırmızıydı.
Kalbim,Ona doğru attı.Beni öldürecek zannederek can havliyle bağırıp duvar kenarına koştum.Yapabilecek hiçbirşeyim yoktu,çaresizce ellerimi yüzüme kapatmış olacakları bekliyordum.Titreyen parmaklarımın arasından bir an Ayşe'nin O adama karşı önümde siper olduğunu görmüştüm.

Dicle OlmakWhere stories live. Discover now