Bölüm -11 'SEVGİLİSİYİM !'

Start from the beginning
                                    

"Evet !" Diye mırıldandım. Ama o kadar alçaktı ki, ben bile zor duymuştum. O nasıl oluyorsa artık. "Uzat bacağını !" Dedi ve yanıma oturdu. Ben yüzüne boş boş bakarken Mert ise yüzüne Çapkın, ama bir o kadar da sahte bir gülüş yerleştirdi. "Hayır ! Sapık falan değilim, bacağına bakacağım !" Dedi. Ben ise kendimi tutamadım tabikisi ! "Kendi eserine yani !" Diye homurdandım. Mert ise cevapsız kalmıştı. Bacağıma baktıktan sonra, alnını alnıma dayadı ve alnıma küçük bir öpücük kondurdu. Öpücükle sarhoş gibi olurken tekrar beni baştan çıkaran cümleyi söyledi.

"Seni öpebilir miyim ?" Diye sordu Mert dudaklarıma bakarken. Küçük Çaplı bir kahkaha attım. "Mert sen az önce bana 'seni öpebilir miyim' mi dedin ?" Dedim kahkahalarımın Arasında. Aslında bir Bakımdan beni öpmek için izin istemesi Hoşuma gitmişti. "Bir daha böyle bir şey sormam. Sen kayıp edersin !" Dedi umursamazca. Ben seninle oyun oynamazsam...

"Hım peki öpebilirsin!" Dedim Mert tam ayağa kalkacağı zaman. 32 diş sırttı ve yaklaşmaya başladı. Nefesini hissedebiliyordum. Kahretsin ! Masal oyun oynaman gerekiyor. Sakin ol !

Tam öpeceği sırada çekildim ve ayağa kalktım. "Tabi önce benden özür dilemen lazım. En son yaşadıklarımız kolay şeyler değildi ! Bildiğin hastanelik oldum senin yüzünden !" Dedim bağırarak. Al işte yeniden bir kavga !

"Şuan asansörde kapalı bir şekilde duruyoruz Masal ! İstesem sormadan şuan seni burada si-" derken sözünü kestim. "Tamam ya sus !" Dedim elimi havaya kaldırarak. Piç smile yaparak yerden havalı (!) bir şekilde kalktı. Çocuk stilini hiç bozmuyor bile ya !

Ardından asansörü tekrar hareket ettirdim ve beklemeye başladım. "Ayrıca, ben kimseden özür dilemem !" Ya orası hiç belli olmaz işte ! Bir bakarsın, seni kendime aşık etmişim.

"Tüm bana yaptıklarından sonra mı ?" Diye gözümü pörtleterek sordum. "Senin yüzünden kaç tane beyin hücrem öldü!" Dedim hışımla arkama dönerken. "Var mıydı ki ?" Dedi Gülerken. Yanlız Çok fena göt oldum, susun tamam. "Sanki seninle öpüşen o beyinsiz sarışının varya sanki !" Ne dediğimi fark ettiğim an önüme hızlıca döndüm ve duymamış olmasını diledim.

Mert beni eliyle tekrar kendi tarafına döndürdüğünde, yüzümün kıpkırmızı olduğunu hissedebiliyordum. Şimdi onu kıskandığımı sanıp, benimle tüm hayatım boyunca dalga mı geçecekti ?

Gülmemek için dudaklarını birbirlerine bastırdığında, gözlerimi devirdim. "Yok ya çalışkandı o !" dedi. Oh ! Iyi kıskandığımı anlamamış ! "O zaman sen, benim seni kıskandığımı bilmiyorsun. Oh çok şükür !" Dedim ve asansörden çıktım. Ben az önce Mert'e ne dedim ?

Yine Mert'in yanına gittim. Bu olay çok uzadı ! "M-Mertt öyle demek istemedim. B-Ben sadece-" dedim ve sözümü bitiremeden, Mert işaret parmağını dudaklarım koydu. "Masal tamam. Bağırma rezil oluyorum senin yüzünden !" dedi ve elini belime koyup, ilerlemeye başladı. Beni de arkasından sürüklüyordu.

Odanın içine girmeden, 2-3 kızın Mert'e hayran hayran baktığımı görünce, istemsizce kollarımı beline sardım ve Mert'e koala gibi yapıştım. Arından kızlara dil çıkardım. Mert'in gülüşünü hissedebiliyordum. O kadar güzel gülüyordu ki öküz !

Odanın kapısına geldiğimizde Mert kapıyı tıklatmadan (!) açtı. Bu nasıl bir rahatlıktır abi ! Ardından kolumun belimde olduğunu hatırlayınca, Mert'in belinden ellerimi çekmeye çalıştım. Ama bana öyle bir bakış attı ki elim belinde girdim içeri.

"Çocuklarda geldi. Hadi ge-" diyerek sözünü tamamlayamadı annem. Annem eğer Kafamı o hale getirenin, Mert olduğunu bilseydi onu yaşatmazdı herhalde. "Siz sevgili misiniz ?" Diye Çığlık attı annem. Sevindi mi, yoksa üzüldü mü ? Anlayamadım! "Hayır!" Dedik Mert ile aynı anda.

"Aslında biz biraz dışarı çıkmak istiyorduk." Dedi Mert. Bu çocuk anne ve babasının yanında ne kadar da duyarlı, saygılı- "Tabi ki,gidin !" Dedi Mert'in babası. Çok konuşmasa da adamın gözünde fazla bir güven hissediyorum.

Mert 1 saniye bile olmadan belimi bırakmadan tekrar dışarı çıktık. "Dışarı gidecektik ve benim neden haberim olmadı ?" Dedim. Aslında onunla olmak, bana kendimi güvende hissettiriyordu. Sanki onun yanındayken bana hiç bir zarar gelmezmiş gibi.

"Çünkü..." Biraz duraksadı ve devam etti. "Aslında bakarsan Biraz kafa dinlemek istedim. Ama yanımda sen olunca bu pek mümkün olmuyor. Beraber bara gidebileceğimizi düşündüm. Bir şeyler içeriz belki." Dedi umursamaz takılırken.

"Emre'yi de mi çağırsak ki ?" Dedim 32 diş sırıtırken. Mert'i sinir etmek part bilmem kaç. Belimde ki eli gittikçe sıkılaştı. Şuan acıdan inlememek için kendimi zor tutuyorum. "M-Mert şaka yaptım. Dur lütfen !" Dedim. O kadar sıkmıştı ki, bir ara nefes alamayacağımı sandım. "Bak!" Dedi ve çenemi eliyle kaldırdı. "Seni kırmak, sana bir Zarar vermek, seni korkutmak hiç istemediğim şeyler. Ama söz konusu eğer Emre olursa, inan bana hiç olumlu karşılamam." dedi ve yeniden beni çekiştirmeye başladı. Kafamı görmese bile olumlu olarak salladım.

Asansöre geldiğimizde, tuşuna basıp beklemeye başladık. Asansör geldiğinde girdik ve Mert tuşuna bastı. "Ilk önce eve gitsek olur mu Mert ?" Dedim ve başımı yukarı kaldırdım. "Neden ?" Diye sordu yek kaşını kaldırarak. Böyle yapınca çok karizmatik olmuştu. Bir tarafdan da bana komik gelmişti. "Yani hazırlanmam gerek !" Dedim. "Çok uzun sürecek mi ?" dedi ukalaca. Tabi ona göre hava hoş. Makyaj mı yapacak sanki ?

"Hayır" dedim. "Hayır hiç uzun sürmez." tabiki de uzun sürecekti. Kural bu değil mi zaten ? Erkekler bekler her zaman. Ama Mert bekler mi pek emin değilim.

**

Neredeyse 1 saattir ben hazırlanıyorum ve Mert beni bekliyor. Çıldırmasınlar az noktalar kaldığını hissedebiliyordum.

"Masal ben gidiyorum." Diye bağıran Mert'in sesi pek de Sabırlı çıkmamıştı. Son kez aynadan kendime bakıp, ayakkabılarını giydim. Bilerek etek giymiştim. Mert kıskanmadığını söylemişti. Ben pek öyle düşünmüyordum. Çok kısa bir siyah etek, içime beyaz bir tişört, üzerime ceket, kolye ve ayakkabılarımla güzel bir kombin yapmıştım. (Kıyafet Multimedya).

Merdivenlerden inerken Mert'e seslenmeyi de unutmamıştım. "Mert hazırım!" Dedim dalga geçercesine. "Hiç bekletmeyeceğim !" Diyerek benim taklidimi yaptı. Ama hala oturduğu yerden kalkmamıştı. Arkası bana dönüktü. Kıkırdadım ve Mert'in bana doğru dönüşünü izledim. Bana döndüğünde hayranca bana bakmaya başladı. Ya da bana öyle geldi bilmiyorum. Ikinci şık daha mantıklı geldi sanırım.

"Masal eteğin geri kalanı nerede ?" Diye bağırdı Mert. Bu bile kıskandığını gösterir. "Unuttun mu ? Biz sevgili değiliz ve sen beni kıskanmadığını söyledin ?" Dedim meydan okurcasına. "Olabilir. Fakat şuan değiştireceksin." Dedi Mert'de meydan okurcasına. Kaşlarımı kaldırdım ve "Nedenmiş o ?" Dedim. "Masal sabrımı zorlama. Benim çıkartmamı istemezsin değil mi ?" Dedi o da kaşlarını kaldırarak. "Ya Mert şimdi çıkartsam, çok uzun Sürer. Hadi gidelim." Dedim ve kolundan çekiştirmeye başladım.

Sonunda arabaya geldiğimizde Mert araba kapısını açmadan kendi tarafına bindi. Zaten ne bekliyordum ki ? O sırada kapımın açılmasıyla şok oldum. "E-Emre ne yapıyorsun ?" Dedim korkuyla. Çünkü kesin bir kavga çıkacaktı. "Ne işin var lan senin burada ?" Dedi Mert ve arabadan bir hışımda çıkıp, yanımıza geldi. "Öküzün tamamlayamadığı işi ben tamamlıyorum !" Dedi Emre. Mert Emre'ye doğru giderken onu kolundan tuttum. Yoksa hiç iyi işler olmayacaktı. "Zaten senin gibi bir öküzden de bu beklenirdi. Ama aranızda bir şey olmadığına göre bunu yapman çok tuhaf olurdu değil mi ?" Diyerek iyice sinirlendirdi Mert'i. "Mert yalvarırım yapma, korkuyorum." Dedim. "Aranızda bir şey yok değil mi Masal ?" Diye sordu Emre. "Var, sevgilisiyim. Şimdi siktir git. Ama daha seninle işim bitmedi. Görüşeceğiz Emre Yılmaz !" Dedi ve omzundan vurup, benimde elimden tutarak, eve doğru gitmeye başladı. Benim ise Aklımda tek bir kelime kalmıştı. 'SEVGİLİSİYİM !'

**

Selamlar, merhabalar. Yeni bölümü beğendiniz mi ? Ben çok beğendim bu bölümü ya !

Vote ve yorumlarınızı eksik etmeyin.

Sizi seviyorum ❤️

İyi Kızlar Kötü Çocukları Sever Where stories live. Discover now