41.BÖLÜM "İHALE"

243K 13.4K 17K
                                    

Merhaba :') 1 değil, 2 değil, 3 hiç değil, 4 değil, 5, değil, 6 değil tam 6600 kelime ile geldim. O kadar uzun ki, her yeni bölüm dediğinizde açın okuyun :)

Bir de bu kadar emek harcadım, yani bu bölüme oy verip yorum yapmayanda ne biliyim :')

41.BÖLÜM "İHALE"

"Kuvars sana anlatmam gerekenler var."

Kuvars havlulardan birine uzanıp küvetten çıkmama yardımcı olurken vücudumun ıslak her yerini kurulayıp beni güzelce havluya sardı.

Ciddi bir şey olduğunu o da anlamıştı.

Beni dinlemeden önce kendi pantolonuna uzandı, göğsünden sular damlarken bakışlarımı ondan çekmekte zorlandım.

Düşüncelerimin ilgi odağını kaybetmemem gerekiyordu.

Kuvars tamamen çıplak kalıp beline kenardaki beyaz havlulardan birini bağladıktan sonra pantolonunun suyunu sıkıp kenara koydu.

"Evet." Bana doğru dönerken onun yeşil gözlerinin altında nefesim kesildi, cesaretimi kaybediverdim. Yaşlar tekrar gözüme dolarken Kuvars ağlamama izin vermek yerine hızlıca kucağına aldı beni, saçlarımı kurutup içeriye taşıdıktan hemen sonra yeniden kollarının arasına, o güvenli sığınağıma aldı.

"Anlat şimdi."

Mahcup bir çocuk gibi kucağında kıvrılıp onun gözlerinin içine baktım. "Önce söz ver, bana kızmayacağına söz ver."

Kuvars'ın tek kaşı havalandı. Sesi netti. "Ben sana kızmam."

Kelimeler zihnimin içinde bir araya gelmek için çaba harcarken onları nasıl cümlelere dökebileceğimi düşündüm.

Şimdi Kuvars, ben Eliza beni kovduğu için ona bir bilendim, beni ilk götürdüğün davette de senin rakip şirketinden Kılıç Keskiner'le öpüştüklerini gördüm, üzerine gittim kardeşine bunları sana söylememem karşılığında şantaj yaptım ve onu evden yolladım.

Mantığım çığlıklar atarak bunu böyle söyle de, adam seni burada bırakıp hayatından çıkıp gitsin diye bağırdı.

Derin bir nefes aldım. Ellerimi kaldırdım ama hiçbir şey söyleyemedim.

"Mini barda içecek bir şeyler var mıdır?"

Kuvars beni sımsıkı tutarken başını arkaya attı ve gözleri kısılırken güldü. Bir an onun gülüşünü hayran hayran izledikten sonra nihayet bana güldüğünü anladım.

"Ne oldu neye gülüyorsun?"

"İyice keş oldun başıma."

Hızla onun çıplak göğsüne vurdum ama kaslı göğsü nedeniyle benim elim acıdı.

"Keş filan değilim ben!"

Kuvars eğildi ve dudakları neredeyse boynuma değerken başını salladı. "Sarhoşsun."

"Sarhoş değilim!"

"Hiçbir sarhoş ben sarhoşum demez zaten."

Tekrar elimin acıma pahasına olsa da vurdum onu.

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin