11.BÖLÜM "İDDİA"

449K 21.1K 13.3K
                                    

10 bölümde 100.000 okunma oranı? Siz çıldırmış olmalısınız. Yemin ederim bunu yazarken ellerim titriyor, evde Simge'ye bağladım ÖPÜCEM ÖPÜCEM diye geziyorum :D Hepinizi çok seviyorum be, bol bol öpücükler:*

Çok yorum+Çok oy= Cuma yeni bölüüüm

11.BÖLÜM "İDDİA"

Gece boyunca alnıma konulan ıslak bezler, doktorun ateşimin düşmesi için yaptığı ateş düşürücü iğneler, bir yanda tamir edilen kapının gürültüsü, uykumdan sayıklayarak uyanmalarım derken çatlayan başım ama üşümelerimin biraz daha dinmesi ile sabah ezanıyla uyandım. Kuvars'ın başı karnımın tam üzerine düşmüştü, bütün gece hiç uyuyamamış hep benimle ilgilenmişti. Eğilip onun sakin yüzüne bakarken bu anlar bana umut ekiyor, içimdeki bazı şeylerin asla olamayacağını düşünen tarafı bile şüpheye düşürüyordu.

Elim onun yumuşak saçlarına giderken beni Yiğit'in yatağına yatırmak zorunda kalmadan hemen önce tüm huysuzluğuyla homurdana homurdana yatak çarşaflarını değiştirmişti. Bana duş aldırdığı için ıslanan kıyafetleri dolayısıyla üzerindekileri de çıkarmış sadece siyah bir baksır ile duruyordu, şimdi çok utanç vericiydi ama yatakta benim karnıma sarılmış bir vaziyette uyuyordu.

Yiğit'i hatırlamamla kaşlarım çatıldı, o bana yardım etmişti bense sanki ona yapılan büyük haksızlığı unutmuş gibi onun yatağında uzanıyor onun ne halde olduğunu bile sorgulamıyordum. Kuvars'ın saçlarından kayan elim onun başını üzerimden kaldırmaya çalışırken daha sıkı sıkı sarıldı bana.

Ondan kaçmak için belimi büküp sola doğru giderken başı yatağa düştü. Başının altına yastığı koyup dönen dünyaya aldırmadan ayağa kalktım. Üzerimdeki eşofmanın üstü terden ıslanmıştı artık, onun yerine Kuvars uyuduğu için kenardaki çantamdan başka bir tişört çıkarıp üzerime geçirdim.

İçeri doğru geçip telefonumu şarja takarak çalıştırıp Yiğit'e ulaşmak isterken salonda diğer korumalarla oturan Yiğit'i görmem büyük bir şok etkisi yaptı bende. Burnu ve başı sarılmıştı, alnında büyük bir şişlik vardı ve o şişliğe buz tutuyordu. Ben koşarak yanına giderken gözlerim koca koca açıldı.

"Yiğit," dedim hızla ellerimi hareket ettirerek. "İyi misin? Sen? Burada?"

Yiğit'te hızla ayağa kalktı, işaret diliyle ona anlattıklarımı gördükten sonra saçlarını karıştırıp gülümsedi.

"Ben iyiyim, sen nasılsın asıl? Gece geldim, doktoru falan gördüm, çok kötü durumdaydın." Şaşkınlığım giderek büyüdü.

"Ya sen delirdin mi hala beni soruyorsun? Dün kanlar içindeydin, sen şimdi nasıl buradasın? Dün çok kötü girdiniz birbirinize valla hep benim yüzümden. Çok üzgünüm Yiğit ne diyeceğimi bilemiyorum."

Yiğit beni bir arkadaş edasıyla tutup kollarının arasına çekti.

"Şsh, İyi sayılırım, sen bir de karşı tarafın halini gör derdim ama eh malum patron olunca pek müdahale edemedim. Gece hastaneden sonra evime geri getirildim işte, tabii ben de sizi burada görmeyi beklemiyordum şaşırdım. Eh, patronla konuştuk anlaştık. Ona seni nerede bulduğumu eh biraz onun tüm dinlememek için yaptığı müdahalelere rağmen anlattım. Erkek erkeğe dinledik birbirimizi, o benim bir sorun olmadığımı anladı."

Kaşım çatıldı.

"Ne sorunu ne olmaması Yiğit? Burada komalık oldun diye korktum, konuşarak çözebiliyorsanız ne bu?"

"Şsh," dedi eliyle burnuma vururken. "Erkek erkeğe hallettik biz, mesele kalmadı. Sen ama çok kötü görünüyorsun, bakayım bir ateşine."

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin