56.BÖLÜM "AYAĞA KALKMAK"

149K 11.5K 12.6K
                                    

Ve herkese yeniden merhaba! Sizleri inanılmaz özledim. Şu bölüme yorumlarınızı aşırı merak ediyorum, böyle hikayeye sanki yeni başlamışım gibi bir heyecan var içimde <3 Sizleri seviyorum <3 Oy ve yorumlarınızı bekliyorum <3 <3 <3

56.BÖLÜM "AYAĞA KALKMAK"

AYLAR SONRA...

15 EKİM.

Her yeni gün hayallerime giden yolda bir adımdı benim için. Bazen bu yolu büyük bir hırsla yürümüş, engelleri geçmiş, yeni güne umutla başlamıştım bazense düşmüş, çokça ayağa kalkamamış, çokça tükenmiş ve yolumu kaybetmiş, bu yüzden yoldan sapmıştım. Ama en sonunda yolumu bulmak için tüm gücümü kullanmıştım, şimdi yolun sonundaydım işte.

Gözlerim üniversitenin büyük kapısına takılırken, büyük bir heyecanla etrafımdaki öğrencilere baktım. Çoğu derse yetişme telaşıyla hızla güvenlik kapısından geçip derse giderlerken dudaklarımı ısırdım ve bir kere daha üniversite kapısına bakma ihtiyacıyla orada öylece dikildim.

Yolun sonundaydım artık ve en büyük hayalim bugün gerçeğe dönüşüyordu.

Olduğum yerde gülümsedim, sonra gülümsemem derinleşti, tutamadım ve sesli bir şekilde gülmeye başladım. Öğrenciler yanımdan geçip giderken garip garip gülmeme baktılar. Hiçbirine aldırmadan gülmeye devam ettim. Onlar beni anlayamazlardı, nasıl bir yol yürüyüp bu noktaya geldiğimi hiçbiri tahmin dahi edemezdi.

Yol bitmişti gerçekten.

Daha da güldüm. Aman Allah'ım olmuştu. Çocuk gibi bir sevinçle, kot pantolonumun arka cebinden okul kartımı çıkarırken tekrar döndüm ve üniversite kapısına baktım. Ardından insanların garip bakışları eşliğinde kendi kendime gülümseyerek güvenlik kapısında kartımı okutup kampüsten içeri girdim.

Kampüsün içinde bisiklet yerleri, oturma bankları, yeşil çimler gözüme çarpan ilk detaylar olurken hınca hınç dolu kampüste kalabalığın arasına karıştım.

Az sayıda olan kıyafetlerimin arasından bugün giymek için bir kot, bir de beyaz tişört seçmiştim, ki evden çıkmadan önce bile hala kot pantolon yerine tayt mı giysem diye düşünüyordum, kısa saçlarımı büyük bir özenle tarayıp sade bir makyaj yapmıştım, çanta konusunda yine kararsız kalmıştım ama en sonunda sırt çantası yerine şu an omzuma takılı siyah bir çantayı tercih etmiştim, ayakkabı tercihim de beyaz spor ayakkabılarım olmuştu.

Öğrencilere bakarken kıyafetlerimle çoğuna uyumlu olduğumu fark ettim ve bir kere daha gülümsedim. Sonunda ait olduğum yerdeydim.

Kendi fakülte binamı bulmak için tabelaları takip edip kampüste iki kere yanlış binaya girdikten sonra, en sonunda yıllarımı geçireceğim binayı buldum. Yine kalabalığı tercih edip okula yeni başlayanlar için düzenlenen oryantasyon programı için asansöre bindim ve asansörde tanımadığım birkaç öğrenciyle beraber konferans salonuna geçtim.

Kalp atışlarım maraton koşuyormuşum gibi hızlanırken bir yandan da daha birkaç gün önce aldığım cep telefonumdan saati kontrol ettim ve program için geç kaldığımı fark ettim. Keşke, diye düşündüm, keşke ne giyeceğime biraz daha önce karar verseydim.

Hızla sessiz kalabalığa bakarken dekanın konuşma yaptığını ve mesleğimizin önemini anlattığını fark ettim. Heyecanla titrememe engel olamazken, arkalardan bir yere geçip tek başıma oturdum.

Konferans salonunda en az iki yüz tane öğrenci vardı. Benimle beraber üniversiteye başlayan iki yüz öğrenci... Çoğu benden yaşça küçüktü muhtemelen ama hepimiz aynı salonda, aynı istekle başımızı çevirip dekanın yaptığı konuşmaya odaklanmıştık.

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin