36.BÖLÜM "PRAG"

265K 13.4K 11.4K
                                    

36.BÖLÜM "PRAG"

Milena, aslında mesele o değil; sen benim için bir kadın değil, bir kız çocuğusun, senden daha safını görmedim, sana elimi uzatmaya cesaret edemem küçük kız; bu kirli, titrek, pençeyi andıran, dengesiz, kararsız, soğuk soğuk terleyen eli...

Kafka'nın şehrindeyiz, Kafka'nın sözleri hemen burada, bu sokaklarda; bulunduğumuz yerde hemen. Huzur parmak uçlarımda, sahip olduğum aşktaydı. Yine içinde olmanın beni sonsuz mutlu ettiği ve hep devam etmesini dilediğim anlardan birindeydim.

Hafif hafif kar yağıyordu bu güzel şehre, Kuvars'ın zorla bana aldığı atkının ve şalın içinde görünür tek yerim gözlerimdi. Ellerimizde sıcak şaraplarımız vardı, birkaç saat önce onunla ona yüzük seçip giyecek birkaç parça kıyafet almak için Parizska Caddesi'nde- mükemmel bir yerdi- alışveriş yaptıktan hemen sonra otelimize yerleşmiştik. Ardından benim ısrarlarımla şehri keşfetmek için Old Town meydanına gelmiştik.

Burada biri piyano çalıyordu, piyanodan yayılan o güzel notalar eşliğinde Kuvars'la yürüyor ve sıcak şarabımızı yudumluyorduk. Ellerimi tutan elimin dışarıda olduğu için üşümesi gerekirken sıcacık hissediyordum. Bir de o benden çok daha uzun boylu olduğu için elimi tutarken boy konusundan sorun yaşıyorduk ama olsun, her anı öyle güzeldi ki huzurla doluydum tamamen.

"Daha önce buraya gelmiş miydin?"

"Evet," dedi Kuvars benim onunla konuşmam için elimi bırakıp şarap dolu karton bardağı alırken. "Birkaç kere daha."

"Çok güzel bir şehir, her yanı sanat dolu." Duraksadım. "Peki yalnız mı gelirdin buraya?"

Kuvars başını salladı. "Benimde sevdiğim bir şehirdir, üniversitedeyken kafa dinlemek istediğimde geldiğim yerlerden biriydi."

Yalnız geldiğini anladığım için içim rahatlarken merak başını kaldırdı ve beni Kuvars'ın üniversite hayatını sormaya zorladı.

"Bana biraz üniversite hayatından bahsetsene, neler yapıyordun, hayatında biri var mıydı mesela?"

Merakıma engel olamazken sorduğum soruyla beraber utançla ellerimi çektim hemen ve ceplerime sakladım.

Kuvars benim merakım hoşuna gitmiş gibi bir ifadeye bürünürken elindeki bana ait sıcak şarap dolu karton bardağı uzattı, elinden alıp dudaklarıma götürmeden diğer elimi de Kuvars tuttu ve yüzüklerimiz birbirine değerken anlatmaya başladı.

"Normal bir üniversite hayatım vardı, tanıştın zaten Seyfi ve Aytekin'le ayı üniversitedeydik, Carl ve Albert adında iki arkadaşım daha vardı, tatillerimizde geziyorduk, kendi küçük şirketimizi kurmuştuk hatta."

Kızlardan bahsetmiyor olmasına içim sıkılırken ona dik dik baktım.

"Daha önce söylemiştim zaten sana kadar ciddi bir şey hiç olmadı." Hızla cevap verdi.

Bu cevap beni tatmin etmedi.

Hızla şarabı içip bardağı çöpe atarken Kuvars'ın elimi tutan elinden kurtuldum.

"Ha ciddi olmasa da oldu yani."

Kuvars ne diyeceğini bilemedi. "Öyle değil."

"Neyse boş ver, bir açıklama yapmak zorunda değilsin, kar yağışı iyice arttı. Sıcak bir yere geçelim, atkın yok, üşüyeceksin."

Kar taneleri Kuvars'ın siyah paltosunu beyazla kaplayacak kadar artarken hızla ona aldırmadan yürümeye başladım, piyanoda çalınan kült parça öyle güzeldi ki meydanda dans eden birkaç çift vardı. Onların tam yanından geçerken Kuvars beni belimden tutarak kendine çevirdi.

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin