65. BÖLÜM "KARŞILAŞMA"

165K 12.5K 14.6K
                                    

Merhaba güzellerim, gecenin üç buçuğu ve yeni bölüm <3 Lütfen oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın <3 Oy ve yorumlarınız beni yeni bölüm yazarken inanılmaz motive ediyor <3

Yeni bölüm alıntıları için:

Instagram: hikayelerindeyasar

Twitter: lalmaglup

65. BÖLÜM "KARŞILAŞMA"

İstanbul'da hava kar yağışlıydı. Yılın ilk gününden bu yana aralıksız kar yağıyordu ve hava eksi derecelerdeydi, son kırk yılın en soğuk kışı diyordu meteoroloji uzmanları. Yollar tamamen karla kaplanmıştı, şehir beyazlara bürünmüştü. Kırmızı burnumla Öykü'nün bana uzattığı bir fincan sahlepi alırken  hâlâ üşüyordum.

"Neler oldu anlat bakalım?"

Öykü bana sardığı battaniyeyi daha da sıkılaştırırken ısınmak için avuçlarımı birbirine sürttüm. Kuvars'la konuşurken bu denli havanın soğuğunu hissetmemiştim ama şoförü beni evimin önüne bıraktığında, biraz kendime gelebilmek adına dışarıda beklemek istemiştim. Tekrar tekrar olanları, Nur'un yalanlarını, bunca zaman göğsüme ağırlık yapan yükü ve artık kurtulduğumu düşünürken soğuktan tir tir titremiştim. Yine de soğuk düşüncelerime iyi gelmiş, yeni kararlar almamı sağlamıştı. Kuvars'a söylediğim gibi onun için savaşmaya kararlıydım. Bunun için her şeyi yapacaktım.

"Hayır anlamıyorum ne vardı bu kadar dışarıda duracak?" Öykü bir anne edasıyla beni örtmeye devam ederken ona gülümsedim.

Fincandan bir yudum alıp kenara bıraktım. "Soğuk iyi geldi."

"Ben seni yatak döşek, hasta yatarken göreceğim." Öykü kızarak yeniden sahlebi elime tutuşturdu. "İç şunu da için ısınsın, sonra vitamin vereceğim. Umarım hasta olmazsın."

Gülümserken ona itiraz etmeye korktum. Çok geçmedi arkamdan bir ses daha duyuldu.

"Sahlep mi o? Bana yok mu?"

Çağan koltukta hemen yanıma otururken duygularımı bastırmaya çalışıp ifadesiz bir yüzle ona baktım. Üzerinde eşofmanları vardı. Bu saatte o da mı uyumamıştı?

"Senin niye yüzün kıpkırmızı? Sen de balkonda oturdun dimi? Hava eksi derece, siz iki mazoşist hasta olmadan duramıyorsunuz." Öykü Çağan'a söylene söylene mutfağa giderken onun içinde bir fincan sahlep hazırlamaya koyuldu.

"Nasıl geçti gecen?" Çağan'ın sorusuyla ona dönerken dudaklarımı birbirine bastırdım. Çağan elimdeki fincanı onunla iletişim kurabilmem için benden alırken içimdeki bütün kırgınlığa rağmen dudaklarım yana kıvrıldı. Küslüğü daha fazla sürdürmeyecektim. "İyiydi."

"Sevindim," dedi samimi bir gülümsemeyle.

Başımı salladım. "Bu soğukta hediye bulmakla uğraştığın için teşekkür ederim."

Çağan gamzesini gösterdi. "Ne demek, arkadaşlar bugünler içindir."

Dudağımın kenarında buruk bir gülümseme olurken aynı buruk ifadeyi Çağan'ın gözlerinde gördüm, zaman belki tekrar arkadaşlığımızı iyileştirirdi ama şu an ikimizde de bir şeyler eksikti.

"Al sana da bir fincan yaptım," dedi Öykü o sırada salona girerken. Çağan Öykü'den fincanını aldı ve benim fincanımı da benim elime verdi.

"Sende üşüteceksin," dedi Öykü Çağan'a bakarken endişeyle. Yine hızla odasına ilerledi ve iki dakika sonra başka bir battaniyeyle çıktı. "Sende şuna sarıl bakayım." Endişeyle Çağan'ın sırtına battaniyeyi sararken Çağan'ın bakışlarındaki mutluluğu hissettim.

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin