21.BÖLÜM "KAR"

401K 19.4K 21.6K
                                    

Instagram: hikayelerindeyasar 

1 MİLYON ÖZEL

21.BÖLÜM "KAR"

Yirmi üç. Bu dünyaya geleli geçen yirmi üç koca yıl. Kimi zaman bomboş zamanlar, kimi zaman acı dolu anılar, kimi zaman ilkler, bazen sonlar... Çoğunu hatırlamadığım sisli anılardan ibaret çocukluk dönemim, genç kızlığa ilk adım attığım dönemler, genç yetişkin zamanlarım... Dile kolay yirmi üç yıl... Bazen günlerin yıl gibi geldiği ama yirmi üç yılın sonunda dönüp baktığımda hatıra bile gelemeyecek anılar... Yirmi üç... Bana sevdiğim adamı getiren bu yaş.

Kuvars'ı öpüp ona teşekkür etmemden bu yana geçen Kuvars'ın kaskatı kesildiği iki dakika boyunca sessizce onun yüzünü izledim. Allah'ım nasıl da mutlu hissediyordum. Yirmi üç ne kadar güzel başlamıştı.

Onun kirpiklerinin gölgesi yüzüne düşerken kemikli yüzünü uzun uzun izlemeye devam ettim. Keşke şimdi zaman bizi buraya bırakıp unutup gitseydi, hep bu anda, onun gözleri bende kalplerimiz birbirimiz için atarken kalıverseydik...

"Sen," dedi Kuvars en sonunda sessizliği bölen güçsüz sesiyle. "Beni öptün mü?"

Onun şaşkınlığına gülümseyerek karşılık verirken başımı salladım.

"Peki," dedi Kuvars sondaki i harfini uzatarak. "Bu çok ani oldu, bir kere daha uzun uzun öpmelisin bence."

Onun fırsatçılığına kocaman gülerken devam etti. "Pasta hazırlamak çok yorucuydu, sonra mumları dikmek... Bence daha uzun bir öpücük hakkım benim."

Ne diyeceğimi bilemezken Kuvars tam bir manipülasyoncu gibi bana doğru eğilip nedenlerini sıralamaya devam etti.

"Çikolatayı eritmek, kremayı sürmek, keki yakmamak..."

Eğildim ve onun hilesine karşılık vermek için o bana dudaklarını uzatırken yanağını öptüm. Bu kadarı ona yeterken kendimi ayırmama izin vermedi, beni sıkıca belimden tutup sımsıkı sarıldı. Beni öpmek yerine burnunu boynuma yerleştirirken kokumu içine çekti. Benim yanaklarım pembeleşip ne yapacağımı bilemezken ellerim iki yanımda öylece kaskatı kaldım.

"İyi ki varsın güzelim."

Ben ne diyeceğimi bilemezken benim yerime ortalıkta gezinen benim minik, yaralı kedim, Sarı miyavlayarak Kuvars'ın ayağına dolandı. Büyük ihtimalle zavallıcık Kuvars'ın bana ne yapmak istediğini sorguluyordu.

Kuvars onu hafifçe ayağıyla uzaklaştırmaya çalışırken daha oluşmamış patileriyle Kuvars'a vurdu.

"Ulan ibne." Kuvars benden ayrılıp hızla kediyi kucağına alıp kaldırırken gülerek onlara baktım. Gerçekten şaka gibiydi, küçücük kediye bile kızıyordu.

"Kuvars kedi korkuyor, bırak onu."

Kuvars işaret diliyle ona anlattıklarımı görüp omuz silkti. "Korkuyor ama rahatsız etmesini de biliyor. Bir bırakmıyorlar, tam baş başa kalacağız ya kapı çalar, ya telefon, daha ne olabilir ki diyordum şimdi de kediler çıktı."

Ona gülerken bize iki tabak pasta koymak için Kuvars'ın hazırladığı şaheseri alıp mutfağa geçtim. Kahveyi hazırlamak için makineyi ayarlayıp iki bardak çıkardım. Kahvelerimiz dolarken pastadan iki dilim kesip güzelce tabağa koydum.

O an mutfak camına vuran minik, beyaz taneleri görüp başımı onlara doğru çevirdim. Kar yağıyordu. Öyle güzel yağıyordu ki hem de... Mutfak kapısını açıp kendimi dışarı attım hızla. Ellerimi açıp kar tanelerinin avuçlarıma yerleşmesini bekledim. Umarım kar bu şehrin yerlerini tutardı. İki senedir doğru düzgün İstanbul'a kar yağmamıştı ve çok özlemiştim o birkaç günlük kar macerasını.

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin