67.BÖLÜM "CEMRE'NİN KUVARS'I"

140K 13.2K 18.7K
                                    

Merhaba güzellerim, bölüme oy verip yorum yaparsanız çok sevinirim <3 Herkese keyifli okumalar, satır içi yorumlarda buluşalım <3

Instagram: hikayelerindeyasar

Twitter: lalmaglup

67.BÖLÜM "CEMRE'NİN KUVARS'I"

İnsan nereye giderse gitsin, evini özler.

Yeni yerlere gitmek, yeni insanlar tanımak, yeni başlangıçlar yapmak, yeni bir yatakta güne uyanmak mümkündür ama gün sonunda evin olmayan her yer yabancı gelir. Bu nedenle insan nereye giderse gitsin, evinin sıcaklığını özler. Kuvars Demirhan eve döneli çok oluyordu, henüz o bile kendine itiraf edemese de bana karşı her fırsatta git demesinin en büyük sebebini artık anlıyordum. Kuvars evine dönmüştü, evinin sıcaklığını, ona hissettirdiklerini hatırlamıştı ve şimdi o da biliyordu, yeniden gittiğinde bir daha her yer ona yabancı olacaktı.

"Ben Kuvars'ın Cemre'siyim, sen de Cemre'nin Kuvars'ı... Biz birbirimizden gidemeyiz."

Dün yaşadıklarımız, ona söylediğim son cümle yeniden aklıma gelirken gülümsemeden edemedim.

"Allah'ım sonunda vizelerim bitti, yarabbim çok şükür, sana bin şükür. Üç hafta vize mi olur, bir an hiç bitmeyecek sandım. Şükür yarabbim, çok şükür." Gülümseyerek eve giren Çağan ve Öykü'ye bakarken başımı epitel dokuyla ilgili okuduğum kitabımdan kaldırdım. Bugün kar yağışı nedeniyle okul tatil edilmemişti, bu nedenle sabah erkenden okula gitmiştim, sınav sonuçlarımız açıklanmıştı. Histoloji dışında hepsi çok iyi gelmesine rağmen Reha giderayak hiçbirimize acımamıştı. Yine de histoloji sınav sonucuma rağmen gülümsemeye devam ediyordum. Dün Kuvars bana gitmemi söylemişti ama yine de buna üzülemiyordum bile, bana karşı hâlâ boş olmadığını, kendisiyle savaştığını dün anlamıştım. Bu istemsizce tüm moralimi yerine getiriyordu.

Okuldan geldikten sonra, bizimkiler için yemek hazırlamış ve kitapçıdaki temizliği erkenden yapmıştım. Şimdiyse, salondaki koltuğun üzerine kıvrılmış, histoloji dersinin açığını kapamak için epitel dokuyla ilgili ders çalışmaya çalışıyordum.

"Gözün aydın," dedi Çağan çarpık bir sırıtışla Öykü'ye bakarken.

"Gözüm aydın tabii," dedi. "Bir an hiç bitmeyecek sandım, gece rüyalarıma kadar giriyordu, adam öldürüyordum, sonra insanlar üstüme üstüm geliyordu olası kast mı, bilinçli taksir mi diye soruyorlardı. Ben ne çektim siz biliyor musunuz?" Çağan yüksek sesle güldü.

"Beyefendinin tuzu kuru tabii, bana gül anca, ne güzel intörnken vize yok bir şey yok."

"Ben de TUS'a hazırlanıyorum," dedi gülerek Çağan. Öykü dönüp söyleyecek bir şey bulamazken, ışıldayan gözlerle ikisini izledim. Çağan'ın gözlerindeki saklayamadığı sevgisi o kadar belliydi ki, Öykü nasıl göremiyordu?

"Neyse," dedi Öykü kendisine hayranlıkla bakan bakışlardan kaçmak ister gibi bana dönerken. "Vizelerin bitmesini kutluyor muyuz? Ne diyorsunuz?"

"Biz bize olacaksak olur," dedi Çağan hızla. Öykü yeniden ona döndü.

"Kim kime olacağız ki zaten? Bir Kaan'ı, bir de Cemre isterse Reha'yı çağırırız."

Çağan Kaan ismiyle irkilirken, çenesindeki seğiren kası saklayamadı, omurgası dikleşti, kahverengi gözleri sertleşti. "O Kaan denilen herifte mi olacak?"

Öykü şaşkın şaşkın başını salladı. "Evet o benim erkek arkadaşım, tabii ki olacak."

Çağan'ın elleri yumruk şeklini alırken, derin bir soluk çekti ciğerlerine. "Ben gelemem," dedi. "Ailemin yanına dönüyorum yarın. Bir sonraki döneme kadar yokum."

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin