47

27.6K 1.7K 248
                                    

Merhaba, yaşadığımız felaketten dolayı bir şeyler yazmak çok zor geldi. Hayatını kaybeden onca insanın haberini duydukça daha da zorlaştı. Ben iyiyim, buradan da soran olmuştu. İstanbul'da yaşıyorum ve fiziki olarak etkilenmedim. Psikolojik olarak kötü bir durumdayım, zaten çok iyi değildim. Bu haberlerle daha da kötü hissettim kendimi. Başımız sağ olsun, umarım herkes bir an önce toparlanır. Umarım diyorum ama çok zor olduğunun da farkındayım... Başımız sağ olsun tekrardan.

ınstagramda bu bölümün beklediğiniz bölüm olduğunu söylemiştim ama bu bölüm onları daha sakin yazacağım. Biz hep buradayız, kavuşuruz.

❤️‍🔥İNCİ ❤️‍🔥

Ahmet Emir'cim yanıma geldiği için mutluluktan ne yapacağımı şaşırmıştım. Onunla beraber büyüdüğüm yerleri gezmek istiyordum.

"E-ee," dedi tek eliyle direksiyonu tutarken. "Anlat bakalım nasıl geçti günlerin?" diğer eli de benim elimdeydi. "Nasıl geçsin işte Ahmet Emir'cim." dedim. Sanki tahmin etmesi çok zordu.

"Bomboş vakitler geçirdim. Bir de çalışmaya alışmışım sanırım. Çok zor geldi burada."

"Ben yokum diye öyle gelmiş sana." dedi ve beni baştan aşağı süzdü. "Elbisen ne güzel yakışmış."

"Yaaa." diyerek şımardım hemen. "Beğendin mi sahiden?" Kafasını salladı. "Çok güzel olmuşsun yavrum benim." diyerek elini yanağıma götürdü.

Ya gerçekten, gerçekten bu adamla evlense miydik? Dayanılmaz bir şeydi bunsuzluk, 7 gün olmuştu. Uzun bir süre değildi belki de. Ama bana çok uzundu, Ahmet Emir yanımdayken kendim olduğumu hissetmiştim tekrar.

Ailemi de özlemiştim tabi ki, ayrı bir şeydi o. Ama gün saymıştım resmen, bir an önce Ahmet Emir'e kavuşmak için.

"Ne yapıyoruz şimdi?" dediğinde ecebimden telefonu çıkarıp saate baktım. "Annemi arayıp senin geldiğini söyleyeceğim."

O bir şey demeden annemin numarasını tuşlayıp açmasını bekledim. Bir süre çaldıktan sonra "Ne var İnci?"  diyerek açtı telefonu. "Ne yapıyorsunuz?" öylesine sormuştum yani, merak ettiğimden değildi. "Teyzenler geldi, sen ne zaman geleceksin?" diyerek sorduğum soruya cevap bile vermedi.

Yavaşça öksürüp "Şey." dedim. Birden söylemek biraz zor gelmişti. "Benim bir misafirim geldi de." dediğimde Ahmet Emir şahsı yanımda gülüyordu.

"Oğlan mı geldi?" diye sordu hemen anlayıp. "Evet." eliyle bacağımı sıkan eline vurdum. Şımarmanın sırası mıydı yani.

"Tamam." dedi ben bir şey demeden. "Gelsin yemek yiyelim." Baş parmağımı havaya kaldırdım hallettim dermiş gibi. Ahmet Emir parmağımı kavrayıp öptü. "Tamam." dedim anneme. "Biraz gezinir geliriz."

Ve telefonu yine yüzüme kapattı.

Telefonu kulağımdan indirip yanımda duran hayatımın anlamına baktım. "Sür bakalım şoför, tarif edeceğim ben yolu." dediğimde kafasını yavaşça eğip dediğim yere doğru sürmeye başladı.

"Bu arada." dedi bir kaç dakika sonra. "Benim yarın dönmem lazım, öğlene doğru."

Omuzlarım aşağı doğru düştü ve anında somurtmaya başladım. KAVUŞAMAMIŞTIK BİLE.

"Ben de gelirim seninle. Duramam burada vallahi sensiz." dediğimde omuzuma vurdu. "Ne yapacağız senin bu bana olan aşkını?" Önüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırıp sola dönmesini söyledim. Elimle yolun kenarında duran evi gösterip "Burası benim büyüdüğüm yer işte." dediğimde kafasını çevirip saniyelik baktı. "Orada mı büyüdün?" kafamı aşağı yukarı salladım. "Park et şuraya da inip göstereyim sana oraları." 

İNCİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin