41

31K 1.7K 145
                                    

medyayı koyarken benim iç sesim: Sensizliğin acısını sen nereden bileceksin sen hiç sensiz kalmadın ki

🫠İNCİ🫠

Kafamı kaldırıp Ahmet Emir'in yüzüne baktım. Bakışlarını telefondan çekip piyanonun başındaki Burak'a çevirdi. Yavaşça gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

Telefonu kilitleyip masanın üzerine koydum. Boynumdaki elini tutup öptüm. "Saçmalıyor." dedim ama bir şey demedi. Kolunu benden çekip oturuşunu düzeltti. "Şu yemeği yiyip gidelim, evde konuşuruz."  Önündeki çatalı alıp yemeye başladı ama benim iştahım yoktu hiç.

"Konuşuruz ama çok büyütülecek bir şey değil." dedim. "Büyütmüyorum zaten." dedi çatalı geri bırakırken. "Arkadaşınla istediğin gibi konuşabilirsin, beni ilgilendirmez." dedi ve masaya dirseklerini yasladı. "Bu andaval, böyle konuşamaz. Onu ne kime aşık olduğundan?"

Evet haklıydı.

"Merak etmiş işte." dedim ama diyecek bir şey bulamadığım için öyle demiştim.

"Sıçarım onun merakına." dediğinde yan taraftan sandalye çekildi ve Burak, Ahmet Emir'in tam yanına oturdu. "Nasılsınız?" diye soru sordu ama ikimiz de cevap vermedik.

Salak mıydı yani, ne aramaya gelmişti masaya?

"Hayırdır?" diye sordu Ahmet Emir ona bakarken. "Bir şey mi diyeceksin?"

Ellerini kaldırıp hayır der gibi salladı. "Yok, İnci ile konuşayım diye geldim." dedi ve sesli bir kahkaha attı. "Sakıncası mı var enişte."

Bu sözüne karşılık Ahmet Emir de gülmüştü ama onunki tamamen sinirdendi. "Oradan bakınca sevgilime karışıp, kurallar koyan biri gibi mi görünüyorum?" diye sordu. "Şaka yapıyorum ya, takılma enişte." diyerek omuzuna vurdu iki kere. Sağ eliyle çenesini sıvazlayıp elini Burak'ın omuzuna koyup sıktı. "Sevgilime karışmam ama onun hoşlanmadığı bir durum olursa olaya dahil olmaktan çekinmem." Ayağa kalktı ve Burak'ı da kaldırdı. "Fark edebilecek zekaya sahip misin bilmiyorum ama hareketlerin İnci'yi rahatsız etti." diyerek elini uzattı. Gülümsedi, Burak'ın elini sertçe sıktı. "Ben senin belanı sikmeden git bence." dedi ve kendine çekip sarıldı.

Dışarıdan gören biri çok iyi arkadaş olduklarını düşünebilirdi. Ama Ahmet Emir'in gözlerini görmeden. Sinirlenmişti ve sinirlendiğinde göz bebekleri kocaman oluyordu.

Bir de bana bakarken öyle oluyordu.

Burak bir şey demeden yanımızdan ayrılırken Ahmet Emir'cim tekrar yanıma oturdu. "Kalkalım mı?" diye sordum. Canı sıkılmıştı ve canım sıkılmıştı.

"Yemek yiyelim." dedi ama yemeyeceğini çok iyi biliyordum. "Beğenmedim ben." diye bir yalan söyledim. "Gidelim evde yeriz olmaz mı?"

"Gidelim o zaman, kokoreç yeriz." dedi ve ayağa kalkıp elini uzattı. Elini tutup kalktım ama ben kokoreç sevmezdim. "Ben yemem ondan." dedim çıkışa doğru yürürken. "Sevmiyorum hiç."

"Sen yerinde yememişsindir. Ben seni çok güzel bir yere götüreceğim." dedi.

Hiç inanmıyordum yiyebileceğime ama sesimi çıkarmadan arabaya bindim. Birlikte arabaya bindik, kemerini takıp arabayı çalıştırdı.

Hareket ettikten hemen sonra radyoyu açıp çıkan şarkının sesini açtı.

"Bu şarkıyı seviyor musun?" diye sordum çünkü bana komik gelmişti dinleyip eşlik etmesi. "Hayır." dedi. "Öylesine sesini açtım." Yalan söylüyordu çünkü az önce dudaklarını haraket ederken görmüştüm.

İNCİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin