43

3.5K 235 61
                                    

Nuray teyzelerin evindan ayrılalı iki hafta olmuştu. Ve bugün Aydın ile Ayça'nın gideceği gündü. Sınavları vardı gitmek zorundaydı ikisi de.

Aslında vizem olsa bir saniye beklemez onlarla giderdim. Ama ne vizem vardı ne de annemi tekrardan bırakacak yürek. O yüzden paşa paşa Türkiye de kalacaktım.

"Git, git, gittttt...meeeeeee ne olur?"

Şu anda Ayça'ya sarılmış burnumdan sümükler akarak ağlıyordum. Ayça da bana sarılmış ağlıyordu. Annem bize ağlayarak bakarken Aydın ağlamamak için arkasını dönmüştü.

"Ağlama Mira lütfen bak söz sınavlarımız bitsin geleceğiz. Hem dönem de bitmek üzere üç ay buradayız."

Niye bu kadar ağlıyordum inanın ben de bilmiyorum. Onlar gidince kimsesiz gibi hissediyordum kendimi. Nerdeyse 13 yılı beraber geçirmiştik. Ailemdi onlar benim.

Kendimi zar zor durdurup ayrıldım Ayça'dan. Aydın'ın yanına gidip ona sarılmıştım.

"Abi gitme..."

Ağlayarak söylediklerim ile Aydın küçük bir küfür savurmuş beni kendine daha çok çekmişti.

"Yapma..."

"Abi benimle kal lütfen."

Bencilce bir istekti biliyorum. Aydın ile Ayça yurt dışında okumak için çok çabalamıştı. Çok uğraşmıştı ikisi de. Hayalleriydi orası.

Bense hayali bile olmayan her işi eline yüzüne bulaştıran biriydim.

"Biraz daha ağlarsan yemin ediyorum yakarım ortalığı. Ya ben gitmem ya da seni de alırım yanıma. İçine tükürüğüm vizesi de çıkmadı bir türlü zaten."

Aydın, ben ve annem için vize başvurusu yapmıştı. Amacı bizi yanına almaktı. Annemse bu teklifi ilk önce reddetmiş sonra ise ne olduysa kabul etmişti. Galiba benim içler acısı halim gözüne batmıştı.

Çünkü şu iki haftada yaptığım tek şey ağlamak ve yemek yemekti. Ha bir de Aydın'ın benim için ayarladığı psikoloğa gidiyordum.

Şu anlık iyi gidiyordu. İlk başlarda psikoloğa hiç güvenmiyordum. Çünkü aklıma kırmızı oda geliyordu.

Ne malûmdu benim hikayemi kitap film yapıp benden para kazanmayacağı. Olabilirdi güzel hikaye olurdu hayatımdan. Bol aksiyonlu bol ağlamalı mükemmel bir kitap olurdu.

İnsanlara zerre güvenim kalmadığı için ilk hafta ben soru sormuştum psikolog bey amcam cevaplamıştı. Garip bir andı doğrusu.

Ve gayet sabırlı bir adamdı biraz da çatlak biriydi. Ne zaman gitsem elime çikolata veriyordu.Çikolata mutluluk hormonu salgılayıp hastalarının rahatlamasını sağlıyormuş.

Her hastasına dağıtıyordu bu yüzden. Bana ekstra veriyordu sevdiğim için.
Ta ki ben bütün dolabını isteyene kadar. Geçen gün yüzsüzlük yapıp fazla istemiştim. Ama kendimi çikolataya verip sahte mutluluklar yaşamaya çalıştığımı öne sürüp çikolatayı fazla yemeyi yasaklamıştı.

Bu yüzden iki gün küs gezmiştim yaşlı ihtiyara. Yanına gidince yüzüne bakmadan çikolata dolabının önüne oturup oturma eylemi yapmaya çalışmıştım. Ama bu da çatlak bey amca yüzünden yarım kalmıştı.

Çünkü beni dürüm ısmarlama bahanesiyle kandırmıştı. Gerçi pek kandırmak sayılmaz. Gerçekten gitmiştik dürüm yemeye.

Yani hayatım biraz normala dönüyor gibiydi. Aydın'lar gitmeseydi.

Uçak için son çağrı yapılırken göz yaşlarımı silip ikisiyle son kez vedalaştım. Aydın gitmek istemese de mecburdu. Yoksa sınıfta kalacaktı ikisi de.

EVİMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin