26

9.3K 636 55
                                    

''MİRAA!!!''

Babamın bağıran sesini duyunca kahkaha attım. Bunlar başlangıç Murat Demirci daha başlangıç. Kötü kadın kahkahası atarken boğazıma kaçan tükürüğüm ile öksürmeye başladım. Artist artist poz da veremiyordum.

Bugün buraya gelmemin üçüncü günüydü. Hala annemden haberim yoktu. Onun için endişeleniyordum. Arayamıyordum da. Dün eve polisler gelmişti. Arslan abi suç duyurusunda bulunmuş. Kaçırıldığıma dair. 

Ama babam beni tehdit ettiği için polislere sorun olmadığını kendi rızamla burada durduğuma ikna etmiştim. Eğer polislere yanlış bir hareket yaparsam annenden boşanmam demişti. Boş bir tehdit gibiydi ama benim için değildi işte. Ne olursa annemle bu adamı aynı evde bırakamazdım. Annem yıllarca benim için babama katlanmışken bu kötülüğü ona yapamazdım. 

Telefonumu daha doğrusu hattımı geri almıştım. Ama babam tarafından yedi yirmi dört kontrol ve takip ediliyordu. Herhangi birinden yardım almam durumunda annemin ve Nuray teyzenin bütün malvarlığını batıracağını söylemişti. Yapar mıydı? Yapardı... O kadar vicdansız bir insan olmuştu ki! Anneme ve Nuray teyzeye bunların olmasına izin veremezdim. Aklımda başka planlar vardı.

Hem annemi babamdan kurtaracaktım. Hem de babamın dedemin parası ile büyüttüğü şirkette annemin hakkı olan şeyleri alacaktım. Hem de  Nuray teyze bu işten zarar görmeyecekti. Bir de evlilik vardı ondan da kurtulmam gerekiyordu. 

Aslında nikahta hayır diyecektim. Kimse beni zorla oturtamazdı o masada. Ama babamın geniş çevresi ve nikah memuru arkadaşı tüm planımı bozdu. Eğer o masaya oturursam istesem de istemesem de evlenirdim. Babamın benden habersiz beni evlendirmeye çalıştığını öğrenmiştim. Yani ben olmadan kağıt üstünde sanki ben kendi rızam ile evlenmişim gibi nikah kıyıcaktı. Ama benimle evlenmek isteyen adam buna ikna olmamış ile de nikah demişti. Ulan ilk defa işime yaramıştı bu adam.

Kapımı kırarcasına açıp odama giren babama sırıtarak baktım. Onun bana ilk gün yaptığı gibi sırıtarak kahvemi içtim. Sinirden kıpkırmızı olmuştu bir boğa gibi bakıyordu bana.

"Ne halt ettiğini sanıyorsun sen!!"

Alayla daha çok güldüm.

"Ne yapmışım babacığım?"

"Sen..."

Babam sinirden konuşamazken kahvemi höpürdeterek içtim.

"İhaleyi kayıp ettim senin yüzünden!!"

Hiç bir şeyden haberim yokmuş gibi şaşkınca babama baktım.

"Hiii! İhaleyi mi kaybettin. Ne oldu ki?"

"Nasıl vereceğimiz fiyatı rakiplerime söylersin!"

"Yapma ama babacığım ben nerden bileyim ne kadar teklif yaptığını. Ama benden sana tavsiye adamlarını iyi seçmeni söylerim."

Arsa ihalesi vardı. Bilerek babamın vereceği fiyatı korumaların yanında söylemiştim.

"Beni bu oyunlarla pes ettiremezsin Mira. Tanıyorum seni. Ama boşuna uğraşıyorsun. Neyseki çok önemli değildi."

Odadan çıkınca sinirle kahvemi kafama diktim. Ahh telvesini de içmiştim. Kafayı yiyeceğim.

İki gündür küçük şeyler ile babamı pes ettirmeye çalışıyordum. İlk gün gece üçte kaçmaya çalışmış ama korumalar beni kıskıvrak yakalamıştı. Ben de yıldırma operasyonuna başlamıştım.

Önemli bir toplantı için olan dosyasının içini değiştirmiş eve getirdiği ortaklarına yemeği berbat edip kahvelerine müshil koymuştum. Babamın benimle evlenmesi için anlaştığı adam hediye göndermişti. Hediyelerin hepsini bahçeye çıkarıp korumaların gözünün içine baka baka yakmıştım. İkinci bir kaçış planını da dün sabah yapmıştım. Korumalara su götüren hizmetliye fark ettirmeden bütün çalışanların suyuna uyku ilacı koymuştum. Ama kaçarken yine yakalanmıştım. Babam ihale için dosya almaya gelmişti. Ve beni sokağın başında yakalamıştı.

EVİM [ASKIYA ALINDI]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin