Serumlu kol fotoğrafı atmadık diye mi ilgi görmüyoruz anlamadım.
Şarkı Önerisi;
MONSTA X- Follow 🥰
Batunun Ağzından:
Havaalanına gelmiştim ve Simayı bekliyordum. Yerimde dolanıp duruyordum sürekli. Kendime de kızıp duruyordum. Evden çıkmadan önce durdursaydım diyordum. Ama işte keşkeler bir işe yaramıyordu. Arkamı dönmemle kızarmış burnuyla ve gözleriyle, elinde ki valizi çekiştire çekiştire gelen Simayı gördüm.
Yere bakarak yürüyordu. Beni hala fark edememişti. Kalbim ne cevap vereceğinin merakıyla çok hızlı atıyordu. Bana çok yaklaşmıştı. Ve kafasını kaldırınca gözlerimle çakıştı yeşil gözleri. Şaşırdığı her halinden belliydi. Birkaç büyük adımla yanına vardım. Kollarım arasına aldım onu. Ama karşılık alamadım. Kollarımı ondan çekip suratına bakmaya başladım.
"Gitme Simay, beni, bizi bitiripte gitme. Ardında bir moloz yığını bırakma. Ailemin karşısına beraber çıkalım. El ele duralım. Ellerimiz ayrılmasın. Onlara ayrılmayacağımızı gösterelim. Ama bunun için senin gitmemen gerekiyor. Yanımda durman gerekiyor. Gitme be Yonca Gözlüm. Al tak şunları parmağına" deyip yüzükleri gösterdim.
Simayın dolmuş gözleri avucumun içine kaydı. Ve bir adım geriye çekildi.
"Bunları şu an söylemenin benim için bir anlamı yok Batu. Bunları bana dün gece evden gitmeden önce söyleseydin eğer ellerimiz bir arada olurdu. Yüzükleri çıkarmazdım. Ve arkamda bir moloz yığını bırakmazdım. Tek kendinin yıkıldığını, yaralandığını söyeleyemezsin. Benim de hayallerim yıkıldı, güvenim yıkıldı. O yüzükler beni ayakta tutan bloklarmış meğersem. Onların çıkmasıyla yıkıldım Batu. Sana söylediğim gibi, ben bir liman olarak gördüm seni. Sığınabileceğim tek liman sendin. Sana sığındım. Ama tek bir fırtına da alabora olduk. Dayanıklı değilmişiz demek ki" Valizini eline alıp gözünden akan yaşı sildi.
"Hayatında sana başarılar. Hastalanmamaya dikkat et. Kış geliyor çabuk hasta olursun sen. Şirketinle de ilgilen baban kızmasın sonra. Sürekli dışardan yeme. Kendin yapmaya çalış. Elçinlere ve Esenlere git onlarda ye bazen de. Kendine iyi bak tamam mı? Çünkü ben öyle yapacağım. İyi anılar bıraktın bende. Onlar için teşekkür ederim. Beni mutlu ettiğin için teşekkür ederim. Keşke bu şekilde ayrılmasaydık ama olmadı işte. Hoşçakal Batu Meşe" deyip akan göz yaşına inat gülümsedi.
Benim de gözlerimden göz yaşları akmaya başlamıştı. Sonra arkasını dönüp gitmeye başladı. Kendimi ayakta tutacak gücü hissetmiyordum daha fazla. Yere bıraktım. Avucumda ki yüzükler de elimden kaydı gitti aynı Simay gibi. Simaya da, yüzüklerine de sahip çıkmayı başaramamıştım. Kendimi daha fazla tutamayıp hıçkırarak ağlamaya başladım. Simay ise arkasına hiç dönmedi ve çıkıp gitti.
Elçinin Ağzından:
Yerimde dönüp duruyordum. Reha bileğimden tutup yanına oturttu beni.
"Yeter başım döndü. Sakin ol artık"
"Ya Reha sen nasıl sakin kalıyorsun? Simay gidiyor Simay"
"Elçin o kız burda kalsaydı beter bir halde olacaktı anladın mı? Buradan uzaklaşıp kendini toparlaması gerekiyor. Yani olaya onun tarafından da bak" Bir süre durup düşündüm.
Yine haklıydı!
"Off yine haklısın!" Reha gülüp televizyonu açtı.
"Neyse, otur sen bende pizza yapayım bari. Yemek yiyelim saat 9 oldu hala yemek yemedik"
"Dondurulmuştan yap bari"
"Ondan yapacağım tabii ki salak mısın?"
"Salak değildim ben gayet sağlıklıydım. Beni salak eden senin o güzelliğin oldu" Gözlerimi kırpıştırıp Rehaya baktım.
"Sen baya sağlam yürüyorsun bana ha" dedim elimi belime atarken.
"Yürümüyorum güzelim. Koşuyorum ben sana" Gözlerimi tekrar kırpıştırıp arkamı döndüm ve mutfağa gittim.
"İyice fenalaştı kız bu. Yakında baş edemem vallahi"
Fırın tepsisini ve pizzaları çıkardıktan sonra tepsiye dizdim ve fırına verdim. Ayarını da yaptıktan sonra bar taburesine oturdum.
"Ayy, oğlum falan olsa kendi gibi yapar bu. Çocuğum kızları kandırır. Gönlünü çalar. Sonra okuldan beni çağırırlar. Müdürüyle falan kanka olurum ben. Allahım! Olmasın olmasın! Benim çocuklarım çapkın olmasın"
"Ne kurdun ha hatun. Ortada daha fol yok yumurta yok. Müdüre kadar getirdin işi" deyip o da yanıma oturdu.
"İzin versem ne fol bırakacaksın orta da ne yumurta. Ağzımı açtırma benim" Elimi tutup öptü.
"İşte asıl sıkıntı orda ya. İzin ver be artık. Olsun bizim de şöyle junior Rehamız, junior Elçinimiz" Elimi çekip 'cık'ladım.
"Olmaz, hiç boşuna uğraşma olmaz. İzin vermiyorum. Daha 23 yaşındayım be ben. Hayatımın en güzel yıllarını yaşıyorum"
"Bebeğim bende diyorum ki bir bebekle taçlandırsak ya bu mutluluğu?"
"Hayır, istemiyorum"
"Ama ya-"
"Şşt, tamam. Bitti uzatmıyoruz"
"Ama böyle minik minik eller, minik minik ayakları olacak. Ufacık, annesinin burnu gibi burnu olsun, Annesinin gözleri gibi maviş maviş gözleri olsun. Babası gibi yakışıklı olsun. Ya da annesi gibi güzel olsun. İstemez misin? Ailemiz 3 kişi olsa?" Gülümseyerek söylediklerini dinledim.
Ama sonra kafamı iki tarafa salladım ve kendime geldim.
"Yok, hayır, istemiyorum. Yani şu an istemiyorum. İstediğim zaman istiyorum derim ben sana" Reha alt dudağını büzerken kafasını küçük bir çocuk gibi salladı.
O an o kadar şirin geldi ki gözüme. Kollarımı boynuna dolayıp yanağından öptüm.
"Asma suratını. Bir gün elbette bizim de çocuğumuz olacak. Ama daha kendimi hazır hissetmiyorum ben. İşlerden, arkadaşlarımızdan kendimize zaman ayıramıyoruz. Bir de çocuğumuz olsa nasıl ilgileneceğiz onunla. Şu işleri bir yoluna koyalım. Biraz rahatlayalım. Sonra bakarız olur mu?"
"Haklısın canım. Biraz zaman gerekiyor" Kafa sallayıp yanağından bir daha öptüm. Sonra ayağa kalkıp fırında ki pizzalara baktım.
Daha peyniri erimemişti. O nedenle kapağı kapatıp Rehanın yanına geri oturdum ve elimi yanağına koydum.
...
Rehayla yemeklerimizi yemiştik.
"Doydun mu hayatım? Doymadıysan aperatif birşeyler daha yapayım"
"Teşekkür ederim birtanem. Ellerine sağlık doydum" Gülümseyip tabakları tezgaha koydum. Masanın üzerini temizledikten sonra tezgahın üzerinde ki tabakları suya tuttum. Ve makinaya yerleştirdim.
Hepsini yerleştirdikten sonra elimi yıkayıp kuruladım. Reha hala beni bekliyordu. Kafamla salonu işaret ettim. Ve beraber salona geçtik. Rehanın kolunun altına girmiştim ki kapı çaldı. Saat 11.30 olmuştu. Reha ayağa kalkıp kapıyı açmaya gitti. Merakla arkamı dönüp kimin geldiğine baktım.
Rehanın kapıyı açmasıyla beraber Batu içeriye girdi. Ve girmesiyle dizlerinin üzerine düştü. Sonra hıçkırıkları yükseldi. Ayağa kalkıp hızlıca Batunun yanına ulaştım. Çenesini kaldırıp bana bakmasını sağladım.
"Tutamadım Elçin. Elimden kayıp gitti" Kollarımı boynuna dolayıp sarıldım sıkıca.
Rehaya baktığımda tepkisiz bir şekilde baktığını gördüm. Batuya tepkiliydi bunun farkındaydım. Olanlar için onu suçluyordu. Ki pekte haksız sayılmazdı.
"Hadi, kalk bir elini yüzünü yıka. Sonra da gel konuşalım güzelce" dedim kollarımı boynundan çekerken.
Kafa sallayıp yanaklarını sildi. Ve ayağa kalktı. Sonra banyoya doğru ilerledi. Reha gidip televizyonun karşısında ki koltuğa oturdu. Yanına gidip oturdum bende ve elimi dizine koydum. Bana baktı ve göz kırptı 'ne oldu?' der gibi.
"Reha Batu senin arkadaşın. Niye böyle yapıyorsun?" dedim fısıldayarak.
"Çünkü haksız Elçin. Kendi düşen ağlamazmış. Kızı kendi kendine kaybetti. Sen gittiğinde Batu benim yanımda mı oldu sanıyorsun? 2 ay boyunca konuşmadı benimle. Konuşmaya başladıktan sonra da araya mesafe soktu. Her fırsatta laf soktu. Ben de seni o zaman kendim kaybetmiştim. Kendi kendime cezasını ödedim. Batunun o yükünü hiçbirimiz alamayız, kaldırmaya yardım edemeyiz. Anlıyorsun değil mi?"
"Hayatım anlıyorum anlamasına da çocukluk arkadaşın o senin"
"Elçin Simay da benim çocukluk arkadaşım. Şu an içim yanıyor benim. Ama ağlamayacağım diye kendi kendime söz verdim. O kızı birde ben üzmeyeceğim diye söz verdim" Reha da haklıydı. Ne diyebilirdim ki?
Batu yanımıza gelip oturdu ve avucunda ki şeyleri masanın üzerine koydu. Simayın yüzükleriydi.
"Havaalanına gittim direk. Geldiğimde Simay daha gelmemişti. Bekledim. 10 veya 15 dakika sonra Simay geldi. Beni fark edememişti. Bana iyice yaklaşınca kafasını kaldırıp benimle göz göze geldi.......Sonra da arkasını dönüp gitti. Tutamadım elimde"
"Kızın elini tutmadık ki Batu sen. Simayı tanımıyormuşsun gibi konuşma. Simayı verdiği karardan kim vaz geçirebilir? Hangimiz vazgeçirebiliyorduk? Evden çıkmadan önce tutsaydın elini, o zaman söyleseydin bu sözleri gitmezdi. Ve artık Simayı unut. Simayı şu kadarcık tanıyorsam önemli birşey olmadığı takdirde İstanbula ayağını atmaz" Batu dolmuş gözlerini Rehaya kaldırdı.
"Reha ailem vardı-"
"Benimde ailem vardı! Ne oldu ha? Tutmadım elini ilk başta. Ne oldu sonra Batu?! Nasıl tuttum ben elini?! Ölümden döndü çünkü! Allahım bana o an öyle birşeyi vurduladı ki. Emenaetime sahip çıkmazsan alırım elinden dedi lan resmen. Simay da sana emanetti Batu. O kızın ne annesi, ne babası ne kardeşi vardı. Birtek sen vardın. Seni gördü ailesi olarak. Sende sahip çıkmadın ki neye yarar seni görse" Ayağa kalkıp odaya doğru çıkmaya başladı.
Batu kafasını eğmiş göz yaşı döküyordu. Batunun önüne gidip eğildim. Ve kafasını kaldırıp yanaklarını sildim.
"Batu, sen Rehaya bakma. Simay onda çok değerliydi biliyorsun. Simayı o halde görünce ve gidince sinirlendi haliyle. Biz senin yanındayız bak. Hem belki böylesi daha iyi olmuştur. Zamanla birbirinizi özlersiniz. Simay seni çok seviyor. Dayanamaz yokluğuna"
"Elçin ben onu şimdiden özledim ki"
"Batu, güçlü durman lazım. Simay öldü dendiğinde nasıl toparladın kendini. Şimdi Simay hayatta bak. Sadece biraz kafasını toparlamak için gitti. Gelecek, sadece biraz zamana ihtiyacı var. Zamana ihtiyacınız var" Batu kafa salladı.
"Doğru, kendimi affettireceğim onu. Biraz zaman geçsin, biraz kafasını toparlasın, o gelmezse ben giderim yanına. Haftaya Brezilyaya gideceğim bende. Annemlerle konuşacağım bu meseleyi"
"Sende gez toz azıcık. Git bir yerlere tatil yap"
"Aklımda, haftaya kadar şirketi bir ayarlayayım da" Ayağa kalkıp
"Odan hazır senin. Ben gideyim de Rehaya bakayım bir"
"Tamam, iyi geceler Elçin sizi de sıkıntıya düşürdüm. Yarın sabah evime geçeceğim zaten"
"Saçmalama Batu olur mu öyle şey? İyi geceler" dedim ve merdivenleri çıkmaya başladım.
Odaya gelince Rehayı yatağa uzanmış bir şekilde buldum. Tavana bakıyordu. Geldiğimi görünce yana kaydı. Bende gidip kafamı koluna koydum. Diğer kolunu da karnımdan geçirdi ve burnunu boynuma soktu.
"Aşkım?"
"Hım?"diye mırıldandı.
Bende koluyla oynamaya başladım.
"Tatile gidelim mi? Hem bizde baş başa kalalım biraz. Evlendik evleneli baş başa kalamadık" Reha burnunu boynumdan çekip kafasını kaldırdı.
"Sen ciddi misin?"
"Evet, hem balayı da yapamadık. Antalyaya gidelim"
"Tamam, ne zaman gidelim?"
"Yarın"
"Yarın mı?"
"Evet"
"Tamam, hemen bir otelde rezervasyon yapıyorum" deyip benim üzerimden uzandı ve telefonunu aldı.
Sonra beraber otellere bakmaya başladık.
...
Sizi seviyorum 💋
EbrarCeyhan9 ithaf 🌸
EXO 💓