Hazan Yaprakları

By IKTSUARP0K

1.8M 62.4K 3.6K

"Ben seni hiçbir bahar çiçeğine değişmem, Yaprak." Bir yanda sonbaharın hazanı olan, baştan aşağı hüzne bulan... More

Hazan Yaprakları
DÖNÜŞ
İLK TANIŞMA
KAVUŞMA
DANS
HY-5
HY-6
HY-7
HY-8
HY-9
HY-10
HY-11
HY-12
HY-13
HY-14
HY-15
HY-16
HY-17
HY-18
HY-19
HY-20
HY - 21
HY-22
Facebook Grubumuz.
HY-23
HY-24
HY-25
Sürpriz! :)
Seni Hiç Bırakmayacağım
SENİ SEVİYORUM
SADECE UYUYACAĞIZ
Seni hiçbir bahar çiçeğine değişmem
Ben Onu Seviyorum
Korkularınla yüzleşmeye geldik
SENİ KAÇIRIYORUM
Senin Yerin Benim Kalbim
Kapağımız <3
İZMİR FUARI
Duyuru!
Kocaeli Fuarı
SERÇE
İstanbul Tüyap İmza Günü

SEN BANA AŞIKSIN

37.7K 1.7K 156
By IKTSUARP0K


Görseli elleriyle hazırlayan Nagihan Yılmaz'a emeklerinden dolayı çok teşekkür ederim. Gerçekten beni çok mutlu ettin. <3 :) Bölüm gayet uzun bu sefer kısa demelerinizi kabul etmeyeceğim. :D Facebook grubumuzu dış bağlantı kısmına ekliyorum. Oraya tıklarsanız ulaşabilirsiniz. Bir de Facebookları olmadıkları için WhatsApp grubu isteyen kullanıcılar vardı. Hala istiyorlarsa bana özelden ulaşabilirler. Keyifli okumalar diliyorum. Görüşlerinizi ve votelerinizi eksik etmeyin. :)





Yaprak, halinden memnun bir şekilde gülümsedi. Uyanmaya hiç niyeti yoktu. Sevdiği adamın kollarında olabildiği kadar kalmak istiyordu. Kuzey'in boynuna daha çok gömdü yüzünü. Gözlerini sıkıca yumdu. Göz kapaklarını açmazsa uyanmaz ve bu an bozulmaz gibi hissediyordu. Kokusunu içine çekti. İçine işleyene kadar devam etti ama bu bir ömür sürebilirdi. Ondan uzaklaşırsa kokusu da onunla birlikte kaybolacaktı. Çok güzel kokuyordu. Adamın bedeninde ki sıcaklık kendi içine işliyordu sanki. Dudaklarına bir gülüş yerleşti. Her şey ve herkesten uzak olmak çok güzeldi. Kuzey varsa huzur da vardı. Dün yaşananlar için şimdi hiç pişman değildi. Dün sayesinde koca bir gece, Kuzey'in kollarında huzurla uyumuştu. Ama bunu Kuzey'e belli etmeye niyeti yoktu. Zaten ona yeterince rezil olmuştu. Onu öptüğü günü hatırladığında kaşlarını çattı. Hem hatırlamak hem de aklından hiç çıkarmak istemediği bir andı. Hayatının en güzel ve en kötü gününü aynı anda yaşamıştı.

"Rahatını bozmak istemem ama yolumuz uzun." Yaprak, Kuzey'in sözleriyle sıçrayıp bedenini yan tarafa attı. Bu adam uyumuyor muydu? Ne ara uyanmıştı? Bir kez daha rezil olmuştu. Kendini toplarken kalp atışlarını düzene sokmaya çalışıyordu. Heyecandan kuruyan dudaklarını yaladı. Kuzey, iki elinden destek alarak biraz doğrulmuş Yaprak'ı süzüyordu. Yeşil bakışlarındaki muzurluğu görebiliyordu genç kız. Yanaklarının ısısından kızarmaya başladığını anladı. Çaktırmadan saçlarıyla yanaklarını kapatmaya çalıştı. Ayağa kalkıp, kapıya doğru yürüdü. Bacağından dolayı sekiyordu ama yine de hızlıydı.

"Ne saçmalıyorsun? Kar durmuş, hadi gidelim." Kuzey'de ayağa kalkıp, üstünü silkeledi ve eliyle saçını düzeltti. Bir yandan Yaprak'ın utangaç tavrına gülüyordu. Yürüyüp ona yetiştiğinde sözlerine devam etti.

"Bacağın iyileşti galiba dünkü halinden eser yok."

"Uyuz." diye fısıltıyla söylendi. İçten içe sinirliydi. Kızgınlığı, Kuzey'in ağzına laf verdiği ve onun yanında her şeyi unutup bir salak gibi davrandığı içindi. Yaprak'ın aksine Kuzey, mutluydu ve bunu belli etmekten çekinmiyordu. Yol boyunca elleri ceplerinde, neşeli bir şekilde ıslık çalıyordu ve bu Yaprak'ın daha çok sinirlerini bozuyordu.

"Bir şey mi dedin? Duyamadım."

"Yok bir şey."

"İyi bakalım." derken bile tavrı alaycıydı. Yaprak, onun diline düşeceğine kulübede mahsur kalmayı tercih ederdi. Yâda birkaç saat öncesine dönüp onun kollarında uyumak daha güzel olurdu. O zaman ne Kuzey'in alaycı tavırlarıyla uğraşırdı nede onun kolları ve kokusundan uzak kalırdı. Sadece bir daha bu fırsatı bulamayacağını düşünmüş ve o anın tadını çıkarmak istemişti. Arada kısa da olsa Kuzey'in yüzüne bakıyordu. Yeni uyanmış olmasına rağmen dağınık saçlarıyla çok yakışıklı gözüküyordu. İçindeki aşka karşı koymanın imkânsızlığını onun yüzüne her baktığında anlıyordu. Eliyle saçını düzeltti. Montunun şapkasını taksa şuan kendi çirkinliğini kapatabilir miydi? Moralinin bozulmasıyla tekrar önüne dönüp yoluna devam etti.

Çiftliğe dönene kadar ikisi de daha fazla konuşmadı. Eve adım atar atmaz herkes başlarına toplanmış ve ne olduğunu sormuşlardı. Yaprak'ta aksayan bacağını göstermiş ve bir kulübede mahsur kaldıklarını, fazla detay vermeden ailesine anlatmıştı. Anlatırken atladığı bazı kısımlarda Kuzey, Yaprak'ı utandıracak çapkın gülüşler atıyordu. Annesinin çok inanmadığını ve hala telaşlı olduğunu biliyordu. Anlatırken arada Kuzey'e sinirli bakışlar atarken görmüştü onu. Anneside Kuzey'e karşı ön yargılıydı ve bu Yaprak'ın daha çok üzülmesine neden oluyordu. Bu sıkıcı ortamdan kurtulmak ve daha fazla Kuzey'in bakışlarına maruz kalmamak için annesini biraz sakinleştirerek duş almaya gitmişti.

Duştayken aklına Kuzey'i beline sarılı havluyla gördüğü an geldi. Onun kaslı bedeninden akan suları hatırladıkça utandı ama kendisine engel olamıyordu. Onu düşünmek, hayal kurmak ve yanında salakça hareketler yapmak istemiyordu. Eskiden bunların hiçbirini yapmazdı. Kafasına şampuan dökerek, saçını neredeyse yolacak şekilde ovalamaya başladı. Kuzey'e bir şey yapamadığı için sinirini kendisinden bu şekilde çıkartıyordu. Duştan çıktıktan sonra giyinmek için odasına gitti. Günlük kıyafetlerine bile artık özeniyordu. Aynaya baktığında giydikleri içine sinince akşam yemeği için salona indi. Ev sıcak olmasına rağmen ellerinin hala ısınmadığını hissediyordu.

Yemek masasında toplanan herkesin keyfi yerindeydi. Kadınlar yılbaşı planlarından bahsederken erkekler iş hakkında konuşuyordu. İki muhabbete de katılmayanlar sadece Yaprak ve Kuzey'di. Yaprak, konuşmayı dinliyormuş gibi gözükse de gözü Kuzey'deydi. Kuzey'de, Yaprak'ı süzdüğü için bakışları karşılaşıyordu. Yaprak, yakalanınca bakışlarını hemen kaçırsa da Kuzey, bir saniye bile olsa çekmiyordu gözlerini. Neden bu kadar dikkatli baktığını anlamadı. Saçında veya üstünde herhangi bir tuhaflık mı vardı? Elini saçında gezdirip, üstünü düzeltti. Kuzey, onun bu haline yine güldü.

Alper, şirketinin kuruluşunun yıl dönümü ve yılbaşı tarihleri arasında çok olmadığı için büyük bir davet düzenleyeceğini, tüm ailesini orada görmek istediğini söylemişti. Herkes seve seve kabul ederken bu konuda konuşmayan tek kişi Kuzey' di. Alper, oğluna gelip gelmeyeceğini sorduğunda Kuzey, gözlerini Yaprak'tan ayırmadan "Kesinlikle orada olacağım." demişti. Yaprak, belli etmese de buna sevindi. Onunla geçireceği her vakit değerli ve özeldi. Onu siyah bir takımın içinde hayal etmeye çalıştı. Gözlerinin önünde canlanınca bir iç çekti. Kuzey'in o gün çok şık olacağından emindi. Bu sefer çekinmeden ve bakışlarını kaçırmadan gülümsedi. Kuzey'de karşılık verdi. Ne kadar kötü zamanlar geçirse de bir gülüş tüm kötülükleri zihninden silip onu mutlu edebiliyordu. Şuan hiç korkmadan onu ne kadar sevdiğini söylemek istiyordu.

"Seni seviyorum. Ömrümün sonuna kadar seveceğim." Bunu sadece içinden söyleyebildi. Aşkını yine uzaktan, gözleriyle anlatmak zorunda kalmıştı. Belki de aşkını ömür boyu bu şekilde yaşamak zorundaydı. Hep peşinde koşacağı, hiçbir zaman yakalayamayacağı güzel bir kelebek olarak kalacaktı. Ve bir gün uçup gidecekti çok uzaklara. Her şeye rağmen yine de değerdi.

...

YILBAŞI AKŞAMI

Kuzey, elini masaya vurarak ritim tutuyor aynı zamanda bacaklarını sallıyordu. Etrafta babasının arkadaşları ve saygın iş adamları görmek onu strese sokmuştu. Böyle ortamlara alışık değildi. Üvey babası Adrian, bu tür davetlere sadece annesini ve Melisa'yı götürürdü. Kendi kanından olmayan birini önemli davetlere götürmek istemezdi. Annesi de sevmezdi o davetleri ama Adrian zorla götürürdü. Orada ki insanlar her zaman annesine yapmacık gelirdi. Bugün burada olmak annesine ihanet etmiş hissi veriyordu. Sıkıntıyla ofladı ve boynunu sıkan kravatı gevşetti. Yanında oturan kardeşi elini sıktı.

"Sakin ol. Kimse seni yemeyecek burada."

"Sana kolay tabii, alışıksın." Melisa'nın yüzü düşünce söylediğine pişman oldu ve kız kardeşinin dalgalı saçlarını karıştırdı. Melisa, tebessümle karşılık verdi. Ağabeyini anlıyordu ve üstüne gitmeyecekti.

"Elini çek! Saçımı bozuyorsun." Kuzey, gülerek Melisa'yı koluyla sardı ve kendine çekip saçından öptü. Gözlerini kapıya on yedinci kez çevirdi. Yaprak, hala gelmemişti ve sürekli gözleri kapıdaydı. Davet başlayalı yirmi dakika oluyordu. Davetin başlangıç saatinde kapıda olmuştu. Neden erken geldiğini bilmiyordu ama içindeki tuhaf heyecan daha fazla evde beklemesine izin vermemiş ve kendisini buraya sürüklemişti. İlk defa böyle bir davete gideceği için çocuklar kadar heyecanlıydı ve bunu inkar edemezdi. Bir hata yapmaktan korkuyordu. Bunda Adrian'ın, küçükken yüzüne sürekli hatalarını vurmasının payı büyüktü. Eğer bir hata yaparsa Alper'inde kendisini getirdiğine pişman olacağını düşünüyordu. Bu, onun için küçüklükten kalma bir korkuydu.

Babası çağırdığında ayağa kalktı ve yanına gitti. Yanında yine zengin bir iş adamı vardı. Kendisine uzatılan eli sıktı ve adamla tanıştı. Adam, Kuzey'in ne iş yaptığını sorduğunda Alper hemen konuşmaya dâhil olup mimarlık okuduğunu ve yakında kendi şirketinde çalışacağını söyledi. Kuzey, bu durumdan dolayı daha çok gerildi. Yapmak istemediği şeylerden uzaklaşmaya çalıştıkça daha çok çekiliyordu. Adamla olan sohbeti bittikten sonra babası başka kişilerle tanıştırmaya devam etti. Sonunda dayanamamış ve kurtulmak için Melisa'yı dansa kaldıracağını söyleyip oradan kaçmıştı. Kardeşiyle dans ettikten sonra uzaktan sıkılan İpek'i görünce sıradaki dans için onu kaldırdı. Kızı etrafında döndürüp ıslık çalmış ve İpek'in gülmesini sağlamıştı. Dans ederken İpek'in eğlenmesi ve kendisine sevgiyle sarılması onu mutlu etmişti. Gülmeye devam ederken kapıdan içeri giren Yaprak'ı gördü o an. Dağınık topuzundan dökülen sarı saçları, uzun, yırtmaçlı kırmızı elbisesiyle güzelliği Kuzey'in hemen başını döndürdü.

"Ah!" İpek'in ayağına bastığını fark etti.

"Pardon tatlım. Dans konusunda çok iyi değilim. Hadi oturalım." Gözleri Yaprak'ın üzerindeyken İpek'i kolundan tutup sürüklediğinin farkında bile değildi. Umut'un kollarındaki kızı çekip almak istedi. Kuzeni bile olsa kol kola olmaları onu rahatsız etmişti. Masalarına yaklaşan Yaprak'tan gözlerini alamıyordu. Tam karşısına oturmuştu. Yan sandalyenin çekildiğini duyunca gözlerini çevirip baktı. Umut, Kuzey'in yanına otururken "Gözlerini kuzenimin üzerinden çek." Diye söyledi.

"Bakışlarımın nereye yöneleceğini sana soracak değilim." Umut, sinirden yumruğunu sıkarken Kuzey, şampanyasından bir yudum aldı. Yaprak'ın bir adamla konuştuğunu görünce içtiği şampanyanın kendisini kesmediğini fark etti ve ayağa kalkıp yenisini almak için ilerledi. Tam o sırada babası yeni biriyle tanıştırmak için Kuzey'i kolundan yakaladı. Kibarlık yaparak bir süre konuşmaya katıldı ve şirket avukatı aynı zamanda babasının en yakın arkadaşı olan Ünsal Bey ile tanıştı. Yaprak'ın bir erkekle konuştuğunu görünce elindeki şampanya kadehini kafasına dikip içkiyi bitirdi. Yanından geçen garsonun tepsisinden yeni bir tane içki daha aldı. Adamın kolunu, Yaprak'ın beline sarmasıyla elindeki kadehi sıkmaya başladı. Adamın Yaprak'a daha fazla yakınlaşmasını önlemek için bir şeyler yapmalıydı. Onu dansa kaldırmanın iyi bir fikir olduğunu düşündü. Yaprak'ın adamla birlikte salonun ortasına ilerleyip dans etmeye başladığını görünce ikinci kez kadehindeki şampanyayı tek seferde bitirdi. Sinirden dişlerini sıkıyordu. Onun güzel gülüşünün nedeni kendisi olmalıydı. Kırmızılar içindeki bu kadının ait olacağı tek kollar kendisinindi. İçinde çığ gibi büyüyen bu his kıskançlıktı ve bunu inkâr edemezdi. Belki bunu geç fark etmişti ama sonunda anlamıştı. Yaprak'ı kimseye vermeye niyeti yoktu.

Kadehi elinden bırakıp masada oturan Burcu'nun yanına ilerledi. Elinden tutup ayağa kaldırdığında Burcu neye uğradığını şaşırdı.

"Şimdide Burcu'ya mı taktın sen?" diyen Umut'a öldürücü bakışlarını attıktan sonra kızı sürüklemeye başladı. Yaprak ve adını bilmediği sarışın adamın biraz ilerisinde dans etmeye başladılar.

"Dans etmek istiyorsan söylemen yeterdi."

"Hı hı." Kuzey, Burcu'nun söylediklerini takmadı ve bakışları cevap verirken bile onların üzerindeydi. Burcu, Kuzey'in baktığı yere gözlerini çevirdiğinde durumu anladı ve gülmeye başladı. Burcu'nun güldüğünü duyan Kuzey merak edip sordu.

"Ne gülüyorsun sen?"

"Ateş bacayı sarmış ona gülüyorum."

"Ne ateşi?"

"Kuzey diyorum. Tutuşmuşsun dikkat et, yanma diyorum."

"Boş boş konuşma, Burcu." Dedi sinirle. Adamın elleri, Yaprak'ın bedeninde dolaştıkça çıldırıyor, içinde patlayan volkanlara engel olamıyordu. Ona dokunan elleri kırmak hatta adama türlü işkenceler çektirmek istiyordu. İşkenceleri kafasında hayal etmeye başlamıştı bile. Adamın her yakınlığında zihninde ona neler yapacağı canlanıyor ve bu biraz da olsa sinirini hafifletiyordu.

"Ben sadece doğruları söylüyorum. Yaman Bey, bizim kızı gözüne kesmiştir anlaşılan."

"Yaman mı? Şu tipsizin adı mı?"

"Aa! Ne kadar ayıp! Üstelik çok yakışıklı. Sarışın, maviş gözlü... Maşallah!"

"Bu kadar beğendiysen onu, sana alalım Burcu."

"Valla olur." Dedikten sonra kahkaha attı kız. Kuzey, daha çok sinirlendi. Neresi yakışıklıydı bunun? Tamam, sarışın ve mavi gözlü olabilirdi. Uzun boylu ve kaslıda olabilirdi ama bu onu yakışıklı yapmazdı. Yâda yapardı. Yakışıklıydı işte inkâr etmeye gerek yoktu. Burcu'yu sürükleyip dans eden çifte daha çok yaklaştı. Yaprak'ın kahkahalarını buradan duyabiliyordu. Bu kadar komik olan şey neydi? Ne konuşuyorlardı? Merak ediyordu ve öğrenememek canını sıkıyordu.

"Hadi çiftleri takas yapalım." Dedi, Burcu.

"Takas mı?"

"Evet, sen Yaprak'ına kavuş bende şu yakışıklıyı tavlamaya çalışayım. Belki şansım vardır." İkisi de anlaştıktan sonra harekete geçtiler. Yaman, Yaprak'ı döndürüp ileriye itti. Tekrar kendine doğru çekecekken Kuzey, Yaprak'ın boşta kalan diğer elini tutup Yaman'dan kurtardı. Yaprak, Kuzey ile yüz yüze geldiğinde şaşırdı. Arkasını dönüp Yaman'a bakacakken Kuzey engelledi. Dans etmeye başlayınca Yaprak'ta ona uymak zorunda kaldı. Burcu'nun göz kırptığını görünce onunda bu işte parmağının olduğunu anladı. Peki, Kuzey neden böyle yapmıştı? Gerçekten kendisiyle dans etmek istediği için miydi? Bunu bilmek kendisini sevindirse de yine hayal dünyasına dalıp sonra üzülmek istemiyordu.

"Çok güzelsin." Kuzey'in iltifatıyla ikinci büyük şokunu yaşadı. Kuzey, Yaprak'ı döndürüp ileriye itti ve elini bırakmadan tekrar kendine çekti.

"Bunu neden yaptın?"

"Neden onunla dans ettin?" Kızın bedenini eğip üzerine eğildi. Yüzleri birbirine çok yakındı.

"Yasak mı?"

"Evet, yasak!" Sesi çok sertti. Bakışlarındaki sinir Yaprak'ı bile etkiledi. Koluyla kızın belini daha çok sardı. Onu sahiplendiğini anlamasını istiyordu. Doğrulurken Yaprak'ı da kaldırdı. Tok sesiyle konuşmaya devam etti. " Başkasıyla dans etmen yasak. Onlara gülmen yasak. Elini tutmaları yasak. Gözlerine..." Sesi fısıltıya dönüştü. Bakışları, Yaprak'ın gözlerine odaklandı. "Gözlerine benim gibi bakmaları yasak. Sen bana âşıksın. Başkasıyla yapamazsın."

"Sen... Sen nasıl?" Yaprak, Kuzey'in sözlerine inanmadı. Ona âşık olduğundan nasıl bu kadar emindi? Dans etmeyi kestiler. Yaprak'ın aklına kaybolan defteri geldi. Kaç gündür hiçbir yerde bulamıyordu. En son Kuzey'i öptüğü gün çantasındaydı. Aklına gelen ihtimale inanmak istemedi. Defterin, Kuzey'in eline geçtiğini düşünmek bile yüreğinin sıkışmasına neden oluyordu.

"Lütfen yapmadım de." Gözleri doldu. Hayır, şimdi ağlamanın sırası değildi. "Okumadın değil mi?"

"Yaprak..." Kuzey daha fazla devam edemedi. Sesi, kızın kalbine adeta bir taş gibi oturdu. Yaprak, onun defteri bulduğunu anlayınca belindeki kolları iterek uzaklaştı. Elbisesinin eteklerini toplayıp, koşarak oradan uzaklaştı. Ona daha ne kadar rezil olabilirdi? Daha iki gün önce bunu düşünmüştü ve şimdi rezilliğin en büyüğünü yaşıyordu. Ona olan aşkını okumuş, sevgiyle çizdiği resimleri görmüştü. Gözünden yaşlar akmaya başladı. Bu kadar beceriksiz olduğu için kendisine kızıyordu. Nasıl bir deftere sahip çıkamazdı? Binadan çıkıp bahçede herkesten uzak bir köşeye gitti. Kuzey, aşkını reddetmeden önce kaçmıştı oradan. Yine ağlayacaktı. Yaprak'ın her zaman yaptığı ezikçe bir hareketti. Gözlerinden damlayan yaşların elbisesini ıslatışını izledi. Kuzey'e güzel gözükmek için seçmişti bu kırmızı elbiseyi. Sabahtan akşama kadar dolaşmış ve yorgunluktan ertesi gün uyuyakaldığı için okula geç kalmıştı. Saçlarını kaç kere bozdurup içine sinene kadar tekrar yaptırmıştı. Sonuç bir hiçti. Egosu kendinden büyük birine âşık olursa ne kadar çabalasa da olmuyordu. Sinirden elbisesinin eteklerini sıkıyordu. İçindeki kızgınlık, kırgınlık çok büyüktü. Duyguları incinmiş, güvenini kaybetmişti. Bir daha Kuzey'e yaklaşabileceğini dahi sanmıyordu. Bu sefer öyle bir düşmüştü ki yere, kalkacak gücü kendinde bulamıyordu. Kalbi Kuzey ile o kadar doluydu ki bununla nasıl başa çıkabileceğini bilmiyordu. Ya onun yeşil gözlerini bir daha görmek isterse? Ellerini tutmak, kokusunu hissetmek isterse? Ondan uzak kalmanın düşüncesi bile nefesinin kesilmesine neden oluyordu. Kuzey hem yarası hem şifasıydı.

Titreyen elleriyle gözyaşlarını sildi. Yaşların daha çok aktığını fark ettiğinde silmekten vazgeçti. Makyajının bozulmasını umursamıyordu artık. Bacaklarında derman kalmadığını hissediyordu. Omuzunda hissettiği el ile onun geldiğini anladı. Kokusu etrafa yayılmıştı. Derin bir nefes alırken göz kapakları kapandı. Dudakları titremeye başladı. Başının döndüğünü hissediyordu.

"Bana dön." Kafasını salladı sadece. Yapamadı genç kız. Eğer dönerse ayakta duramayacağını biliyordu. Yıkılacaktı ve tekrar Kuzey'in karşısında küçülecekti. Kuzey, kızın arkasından sarıldı. Yüzünü omzuna gömdü. "Ağlama." Yaprak daha çok ağladı. Kuzey, daha çok sarıldı. Kızı döndürüp bedenini kendi bedenine yasladı. Eliyle, Yaprak'ın sol gözünden akan yaşları sildi. Tekrar bir gözyaşı aktığında eğilip o damlayı öptü. Yaprak'ın heyecandan gözleri kapandı. Davetin bulunduğu binadan geri sayım sesleri geliyordu. Yeni yıla girmeye çok az kalmıştı.

10 9 8

"Yeni yıla nasıl girersen yılın öyle geçermiş. Tüm yılı benimle geçirmek istediğini sanmıyorum. Az kaldı. Gitsen iyi olur."

7 6 5

"Benim ne istediğimi bilmiyorsun."

4 3 2

"Ne istiyorsun?" dedi sinirle, Yaprak. "Daha ne istiyorsun?"

1

"Seni öpmek." Geri sayımın sonlanmasıyla eğilip genç kızı öpmeye başladı. Yaprak'ın beklediği şey bu değildi. Havai fişekler patlamaya başlayınca korkup sıçradı. Bu küçük korkusuna Kuzey'in güldüğünü dudaklarında hissediyordu. Etrafta kimse yoktu, sesler kesilmişti. Şuan uçurumun kenarındaymış gibi yüzüne çarpan sert rüzgarı ve her an aşağıya düşecekmiş hissini hissediyordu. Başkalarından duydukları ve okudukları gibi kalbi gerçekten yerinden çıkacak bir hızla atıyordu. Tek tutanacak dalı Kuzey'miş gibi kollarını onun boynuna doladı ve öpüşüne karşılık verdi. İlk öpücükten çok uzak ve bambaşkaydı. Midesinde tuhaf bir ağrı vardı. Gözlerinden akan yaşlar bu sefer mutluluktandı. Hiç bitmesin istedi. Kollarından ayrılırsa Kuzey'in gideceğinden korkuyordu. Dudakları ayrıldığında ikisi de nefes nefeseydi. Yaprak, kollarını boynuna sıkaca sardı ve yüzünü Kuzey'in göğsüne yasladı.

"Gitme." Sesindeki çaresizliği Kuzey'in anlaması umurunda değildi. Onun gözünde gurursuz bile gözükse kaybetmekten deli gibi korkuyordu. Kuzey'in de kendisine sarılmasıyla rahat bir nefes aldı.

"İstesemde gidemem. Tüm yılım seninle geçecek unuttun mu?" Yaprak, gözyaşları arasından güldü. Kalbini bu adama kaptırdığı için çok mutluydu. Sadece bir yıl değil, ömrü boyunca onunla olmak istiyordu.

Continue Reading

You'll Also Like

139K 10.2K 42
O an onu gördü sonra. Etrafındaki diğer herkes bulanıklaştı, birer birer yok oldu. Tüm sesler sustu, tüm sözcükler merakla beklemeye başladı. ''Se-s...
2.8M 142K 59
Asmin annesinin gül kokulu emaneti . Doğarken annesi babasına emanet ediyor . Büyürken babası amcasına . Çocukluktan başlıyor emanet yüreği ... Ömrü...
25.1K 2.5K 86
Şırılll... Şırılllll... Şırıllll... Dere ne güzel de çağlıyor. Cikk cikk cikk ... Peki bu kuş seslerine ne demeli? Ya delirdim ya da artık İstanbu...
1.2M 43.6K 40
Eğer aşk bir seçenek olsaydı. Bu kadar keskin bir acıyı kim seçerdi.?
Wattpad App - Unlock exclusive features