Bölüm 22

518 51 54
                                    

Patron çıldırdı öwjxöwmdndks play with fire'a da atacağım ona da gelinn

İyi okumalaaarr

˚ ༘♡ ⋆。˚


Çaresizlik, içinde dört yanını kuşatmış içten dışa adeta kemiriyordu bedenini. Nefesleri daralıyor sürekli olarak ağladı ağlayacak bir ifade ile duruyordu. Parıl parıl parlayan bar tabelasının altında, dudaklarının arasına yerleştirdiği sigarasıyla heybetli bir şekilde duruyordu. Tabii sadece dışarıdan öyleydi çünkü içindeki adam hiç de güçlü durmuyordu.

"Ah, bıraksana lan Jisung piçi!"

"Bana bak kızıl sikerim belanı senin acil dedik yürüsene!"

"Bir daha böyle grubu nerede bulacağım lan bari işimi halletseydim hem anaa Changbin hyung." Changbin, karşısındaki yaka paça getirilmiş adama sertçe bakıp konuştu. "Senin saçma sapan grup sekslerin umurumda değil Yoshi. Yardımına ihtiyacım var."

Kırmızı saçlı ciddileşip üzerini düzelttikten sonra gözlüğünü çıkarıp deri ceketinin iç cebine koydu. "Niye ağlayacak gibi duruyorsun hyung hayırdır?"

"Birini bulman lazım Yoshi."

"Sen iste yeter hyung kimi arıyorum? Akira falan iyi değil mi?" diye sordu bir anda endişelenirken Changbin başını olumsuz anlamda salladı. "Akira çok iyi ama sarışınım değil, Yoshi onu bulman lazım anladın mı? Ne olursa olsun onu bul."

Jisung, asık suratını hızla yukarı kaldırdı çünkü gözleri dolmuştu. Karşısında ağlamak isteyeceği son şey bile değildi. Kısa süre sonra geri indirip kızıla baktı. "Sevgilin mi? Sen merak etme hyung en kısa sürede bulacağım onu."

"Yoshi, canlı bul ona bir şey olmasın."

"Yarına kalmadan yerini sana söylerim hyung, sen kendine dikkat et ve güçlü ol. Herhangi bir görüntü var mı elinde?" diye sordu Changbine bir adım daha yaklaşıp. "Var arabada göstereyim."

"Tamam hyung gidelim." Üçlü büyük siyah arabaya ilerledi.

Akrep ve yelkovan birbirini kovalıyor, saatler su misali akıp gidiyordu. Chris saatlerdir tuttuğu silahı ne kadar yorulsa da başında tutmaya devam ediyordu. "Chris, yalvarırım indir artık. Bak, yaklaşmıyorum sana bebeğim sakin ol." Ayağını kaldırdığı an silahı oynatıp bağırdı.

"Yaklaşma! Yaklaşma sıkarım!"

"Ah!" Gür sesi boş depoda duvarlara çarpa çarpa yankılandı. Ellerini sinirle saçlarının arasına geçirdi ve çekiştirip karıştırdı. "Benden bu kadar mı nefret ediyorsun! Her şeyi senin için yaptım lan ben! Hiçbir sıkıntımız olmadan yaşayalım diye! Kör müsün lan he! Kör müsün amına koyayım ölüyorum gözünün önünde!"

"Geber! Geber orospu çocuğu!" Ağır geliyordu, kendi canından bile çok sevdiği sarışının ona karşı olan bu nefreti çok ağır geliyordu. "Beni seviyorsun." dedi eğdiği başını kaldırıp kahkahalar atarken. "Beni seviyorsun değil mi!" Bağırırken ağzından tükürükler çıkıyordu. Sinirleniyor, gülüyor, bağırıyor ve ağlıyordu. Chris'in bedeni yay gibi gerilirken ağlamaya başladı.

"Chris, beni sevmeyi neden bıraktın? Ne yaptım ben sana? Sadece seni sevdim, sana hep sadıktım. Sense... Sense bir piçe kendini sattın."

Set fire to the rain ChanchangHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin