Bölüm 9

738 74 75
                                    

Bölümde ne bok yediğimi ben ee bilmiyorum aslında çok alakam da yok bir girdim böyle bir bölüm var dedim a ah bu da ne?

İyi okumalar ya neyse yedik işte bir boklar çszmdöaiqpsşqçs smut sessizliği olmasın

Uyarı ⚠️

˚ ༘♡ ⋆。˚

Öptüğü an dizlerim boşaldığında zar zor koltuğa oturdum. Jeongin bir anda Akira'yı kucağına aldı. "Hadi gidelim bay Seo."

"Hayıy ya ben paşta yiyeceyim bânâ ne!"

"Odanızda yersiniz efendim isterseniz size Anya'yı da açarım izlersiniz." Çok kolay bir şekilde ikna olup ikimizi de havadan bir öpücük gönderdi ve ellerini sallaya sallaya Jeongin ile birlikte odadan çıktı. Jisung ve Minho da sabah yiyeceklerini, bugün gerçekten yorulduklarını söyleyip gittikleri an gerim gerim gerilmiştim çünkü sadece ikimiz kalmıştık.

Hızlıca ayaklanıp pastayı aldım. "Ben şunu kesip tabağa koyayım bekle burada." dedikten sonra neredeyse koşarak mutfağa gitmiştim. Derin derin nefesler alıp verirken pastayı tezgaha koyup yaslandım. Kalbim içeride parendeler atıyormuş gibi hızlıydı. Bir süre bekleyip çekmeceden bir bıçak aldım ve tekrar pastanın başına geldim. Yavaş yavaş dilimlere ayrılırken arkamda hissettiğim beden ile duraksadım.

Biçimli ellerini belime koyup başını da omzuma yasladı. "Pastayı burada mı yesek içerisi baydı biraz." Yavaşça arkama baktım bu cep herkülü ne zaman içeri girip, kapıyı örtüp yanıma geldi ya? "Nasıl istersen." dedim sesimin normal çıkmasın için ekstra çaba sarf ederken.

"İkinci çekmeceden iki tane çatal çıkarır mısın Chris." dedi arkamdan uzanıp pastayı kesmeye devam ederken. Başımı sallayıp ikinci çekmeceye eğildiğim an ne yapmaya çalıştığını fark etmiştim. Orospu çocuğu. Hadi ama bu beni nasıl etkileyebilir?

Öpüşmeden mi nedir bilmiyorum hareketlerimi kontrol edemiyordum ve o tam arkamdayken biraz daha eğilip kalçamı hareket ettirdim yavaşça. Burnundan nefes vererek güldü. Pişman olacağımı düşünüyorum ama kendimi durdurmak yerine biraz daha ittim ona kendimi.

Bıçak tutan elini ve boşta duran elini belime koyup biraz daha çekti beni kendine. Yok, geri dönüş yok sikeyim gerçekten ondan etkileniyorum yavaş yavaş sertleşen erkekliğinin de farkındayım. Belime koyduğu elleri ile beni yöneterek kalçamı kendine yavaş yavaş sürtüyor gözlerimi kapattığım an sesini duyuyorum.

"Chris, durmak istiyorsan söyle ben kendimi tutamıyorum. İstemiyorsan söyle ve odana git." İstemiyorum demem gerekiyor ama resmen dilim varmıyor. Yavaşça doğrulup ona döndüm ve siyah gömleğine ellerimi sarıp kendime çektim. Çene hattına bir öpücük bırakıp başımı sağa sola salladım. "Şu an pek de iyi bir durumda değilim durmak benim de zararıma olur yani." Yan bir sırıtış yüzünde peyda olurken ellerini yeniden belime koyup bedenlerimizin arasındaki mesafeyi sertçe kapattı.

Elinin birini yüzüme çıkarıp yanağımı oradan da dudağımı okşamaya başladı. Baş parmağı dolgun et parçalarımın üzerinde turlarken bir anda durup baş parmağını ağzımın içine yolladı. Dilim ile temas eden parmağını emmeye başladım yavaş yavaş. Beni daha da çok kendine çekip bedenlerimizi resmen bir yaparken hızla dönüp biraz ilerledi ve ağzımdaki elini başına koyarken yüzümü buzdolabına yasladı. Sertliğini kalça aramda hissederken hareket ettirerek ona sürtünmeye başladım.

Set fire to the rain ChanchangHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin