Bölüm 11

582 74 39
                                    

Uzun zaman sonra selaaamm 🙋🏻‍♀️
Hadi dalın bölüme iyi okumalaaarr 😽

˚ ༘♡ ⋆。˚

"Şunu bânâ vey!"

"Efendim onu size veremem. Minho'yu bekleyin."

"Vey şunu ya! Veyşene annem uyanacak bâk bayıytma beni!"

Akira, çattığı kaşları ile elini öne uzattı. Hyungwon, tereddüt etse de sonunda ne istiyorsa ona verip geri çekildi. Kocaman gülümseyip heyecanla sandalyenin üstünde zıplamaya başladı. "Hehee! Teşekküy edeyim Wonnie!" dedikten sonra elindeki renkli yıldız şeklindeki çikolata parçalarını hamura döktü.

"Rica ederim efendim." hafifçe eğilip geri kalktıktan sonra o da gülümsedi. Minho az önce sevgilisinden aldığı öpücük yüzünden mutluydu sırıtarak ve bir şarkı mırıldanarak mutfağa girdi. Akira, hızla ona doğru dönüp eliyle gel gel yaptı. "Minhoş bâk annişe ne yapıyoyum!"

"A ah bu neymiş?" diye sordu Minho yanağından öpmek için eğilip minicik öptükten sonra geri doğruldu. "Anniş kâç gündüy çok yoyuluyoy ben de ona kuyabiye yapmak iştedim ama şen yoktun biş de Woonie ile yaptık!"

Minho gülümseyip başını okşadıktan sonra yanağından bir makas alıp yaptıkları hamura baktı, hamur pembe renkliydi bu onu şaşırtmadı. Eğilip çekmeceden kurabiye kalıplarını alıp Akiranın önüne bıraktı. "Woa! Bunlayı bulâmadım ben! Kalpli yapalım! Anniş bir keye kalpli pantolon giydi göydüm bence şeviyoy."

"Yapalım sen nasıl istersen." dedikten sonra yandaki merdaneyi alıp Akiraya göstererek hamuru yavaş yavaş açmaya başladı. Açılan hamur büyüdükçe Akira da gözlerini kocaman açıp heyecanla ellerini çırpıyordu. Minho kalp şeklindeki kalıbı alıp hamurun üstüne bastırdı. "Bak, böyle yapman lazım."

"Tâmam!" Küçük elleri ile kalıbı alıp iki eli ile bastırıp çekti. Oluşan şekil ile Minhonun omzuna vurdu. "Bâk bâk yaptım! Şüpeyim ben dimi?" Hyungwon ve Minho başını sallayıp gülerek onu onayladı. Yaklaşık otuz tane kalp çıkmıştı. Minho yavaşça onları tepsiye dizdikten sonra fırını ayarlayıp fırına verdi. "Şimdi üştünü şüşlemek için şu beyaz şeyden yapalım Minhoş!"

"Yapalım ve onun adı krem şanti. Neymiş söyle bakalım?"

"Kyem şa ne?"

"Krem."

"Kyem." dedi ve tekrar etti onu. "Şanti." "Şayti." Minho başını salladı. "Şanti n ile söylemen gerek." Kaşlarını çatıp bir kaç kere n sesi çıkarıp elini kaldırıp tamam işareti yaptı. "Kyem şannnti." Minho kahkaha atıp onu onayladı. Hyungwon da gülüyordu.

"İşte ondân yapalım!"

Minho, başka bir kap çıkarıp krem şanti paketlerini ve sütü döktü. Akira onu izlerken ileriye uzanıp pasta süslerinden birini alıp hızlı hızlı dökmeye başladı ama kutu bir anda elinden kayıp kaba düştü. Hızlıca Minhoya baktı. "Olşun Minhoş önemli deyil." Sanki kendisi değil Minho yapmış gibi omzunu patpatladı. Minho da başını salladı. "Evet olsun Akira önemli değil." dedikten sonra kutuyu çıkarıp kenara koydu. "Evet önemli deyil ne olacak ki?"

Bir süre daha bu şekilde mutfakta vakit geçirdikten sonra artık kurabiyeler hazırdı. Evi hoş kokular sararken Akira yüzündeki un lekeleri, un ve hamur yüzünden yer yer beyaz olmuş kıyafetleri ve elindeki kurabiye tabağı ile Chris'in odasına doğru yürüyordu. İçi kıpır kıpırdı. Merdivenleri hızlıca çıktıktan sonra beyaz kapının önüne geldi. Arkasında bekleyen Hyungwon'a dönüp eliyle kapıyı gösterdi. "Wonnie açşana." Adam hızlıca başını sallayıp kapıyı açtı ve Akiranın peşinden içeri girdi.

Akira uyuyan annesinin yanına gelip tabağı komodinin üstüne koyup Hyungwon'a döndü. "Beni kaldıyıy mışın?" Başını sallayıp minik bedenini kaldırıp yatağın üstüne çıkardı. Emekleyip Chris'in üzerine oturdu. "Paştayı vey." "Kurabiye efendim."

"Ay evet kuyabiye neyşe hadi vey." Ellerini öne doğru uzatıp açıp kapattı. Hyungwon küçük ellerine dikkatlice tabağı bırakıp kapının yanına gitti. Akira, tabaktan bir tane kurabiye alıp Chris'in dolgun dudaklarına sürttü. "Anne kâlk hadi"

Chris, bir kaç kez mırıldandı ama uyanmamıştı. Akira olduğu yerde biraz zıpladı. "Annee!" Uzanıp saçlarının arasına öpücük bıraktı. Chris onu uyandırırken öperek uyandırırdı o da bunu yapmak istemişti. "Anniş!"

"Uyanmıyoy... Aha buydum!" dedikten sonra biraz daha sarstı. "Anne bâbâm biyini dövüyoy aykadaşınmış." Chris gözlerini açıp doğrulacakken durdu ve kucağında oturan çocuk düşmesin diye onu tutup öyle kalktı. "Ne?"

"Uyan diye yâptım koykma anniş! Bak sana kuyabiye yâptım!"

"Akira, aklım çıktı ya. Teşekkür ederim çok güzel görünüyorlar."

"Akyın mı çıktı? Hani neyde ki çıkmâdı ki ben göymedim akyını?" Chris, şaşkın şaşkın ona bakarken Akira da kaşlarını çatıp Chris'in söylediği deyimi anlamaya çalışıyordu. "Hayır aklım çıktı derken korktum yani."

"Hee ben de anyamadım dedim akyı neyde." dedikten sonra omuz silkip tekrar kurabiyeyi dudağına değdirdi. "Hadi ye ben yâptım." Başını sallayıp minik ellerinin arasından pembe renkli, krema ve süsle kaplanmış kurabiyeyi alıp ağzına götürüp bir ısırık aldı. Akira, kocaman olmuş parıl parıl gözleri ile merakla ona bakıyordu. Nefesini de tutmuştu. Chris kocaman gülümsedi. Zaten kötü olsa da asla çaktırmazdı. "Çok güzel olmuş bebeğim."

"Beyendin mi geyçekten?"

"Hmhm hepsini yerim bunların."

"Oluy! Hepşini bitiy anne!" Heyecanla olduğu yerde zıplarken Chris onu kendine çekip alnından, burnundan ve yanağından öptü bir kaç kez. "Bitiririm oğlum."

"Günaydın sabah sabah neşeniz tüm evi dolduruyor." Changbin, üzerindeki siyah takımı ve yapılı saçları ile her zamanki özenli halinden ödün vermiyordu. Yüzünde minik bir tebessüm vardı. Akira ona bakıp eliyle gel gel yaptı. "Bâbâ anneme kuyabiye yâptım bâk!"

Changbin yanlarına ilerleyip Akiranın başını okşadı. "Öyle mi bakabilir miyim tadına?" diye sordu. Akira hızlıca Chris'e döndü. "Anne yeşin mi bâbâm dâ?" Chris, cevabını tabaktan bir kurabiye alıp Changbin'e uzatarak verdi. Changbin uzattığı kurabiyeyi alıp bir ısırık aldı ve yemeye başladı. Akira ona da merakla bakarken gülümseyip beğeni ile bir mırıltı çıkardı. "Çok güzel olmuş oğlum aferin sana."

"Hehee bâl olşun." dedikten sonra gülümsemesini silip duraksadı ve Chris'in omzuna dokundu. "Anne yanlış şöyledim."

İkili bu tatlı haline kahkaha atmaya başlarken Akira somurttu ve kollarını göğsünde birleştirdi. "Yâ gülmeşenize küştüm şize!" Changbin uzanıp tabağı aldı ve komodine koyduğu gibi Akirayı alıp yatağa yatırıp gıdıklamaya başladı. Chris de gülerek onlara katıldı. Bir süre birlikte Akirayı gıdıkladıktan sonra Chris hedef değiştirip Changbinin kollarını yatağa sabitleyip kucağına oturduktan sonra gıdıklamaya başladı. Akira da ona katılıp kafasını karnına gömüp o şekilde gıdıklamaya çalışıyordu.

Changbin, gülerken ellerini Chris'in kalçalarına koyup biraz yukarı çekti. Chris kalçasının altında hisettiği sertlik ile yutkundu. "Buraya oturursan daha çok gıdıklarsın." dedi göz kırparak. Chris, kızarmaya başlayan yüzü ve çattığı kaşlarının ardından karnını cimcikledi. "Çocuk var." diye fısıldadı dişlerinin arasından. "Sonra hesaplaşırız." Chris, elini kaldırıp orta parmak çektikten sonra kucağından indi.

"Akira hadi gel de üstünü değiştirelim."

"Geydim!"

˚ ༘♡ ⋆。˚

Ay paslanmışım biraz ya fazla içime sinmedi ama çok fluff bir bölümdü umarım sevmişsinizdir.

Hatalar varsa vardır arkadaşlar hatasız kul olmaz hadi öptüm hepinizi kocaman ummuaaah bai 😽

Bölüm biter Beyz kaçar 🏃🏻‍♀️🤸🏻‍♀️

Set fire to the rain ChanchangHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin