Bölüm 21 : Tutsak

10.5K 1.1K 1.4K
                                    

Şarkı: Katie Garfield - Gallows

Ateş yanıyor
Gölgenin içine düşüyor
İnsanlar izliyor
Düşüşünü bekliyor.

-

Ben Rosanna Camborne

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Ben Rosanna Camborne. Gelecekten geldim.

Zihnim ağzımdan çıkan sözleri birkaç saniye sonra algılamıştı. Cümlelerim zindanın rutubetli havasına, farelerin tıkırtılarına ve benim hızla alıp verdiğim soluklarıma karışırken Gölge'nin tek bir insani belirtisi yoktu. Kıpırtısız duruyor, nefes bile alıyor gibi görünmüyordu.

Söylediğim şeyin farkındalığıyla ellerim demirleri daha sıkı kavradı. Blake'in okuduğu notta ismim yazdığı için ve her şeyin sona erdiğini düşündüğüm için bu itirafı yapmıştım fakat Gölge'nin sessizliği anında pişman olmamı sağlamıştı. Ne tepki vereceğini kestiremedim, yüzünü göremiyordum sadece konuşmasını sağlayabilirdim bu yüzden birden demire vurdum.

"Neden susuyorsun?" derken sesim zindanda yankılandı. Dengesizleştiğimi ve kontrolümü kaybettiğimi fark ediyordum ama durmak için bir çaba harcayamadım. Neden olduğunu bilmediğim suçluluk duygumu öfkeye dönüştürüyor ve onu Gölge'ye akıtıyorum. "Sana kaç kere Prenses olmadığımı söyledim! Ama sen o olduğumu iddia edip beni tüm bu keşmekeşin arasına attın!" Sessiz kalıp beni izlemeyi sürdürdü, bu sinirimi daha da bozdu. Demire bir daha vurdum, avuç içim ağrıyordu. "Hepsi senin suçun!"

Bir daha vurdum. Bir daha. Ve bir daha. Ta ki canım dayanamayacağım kadar acıyana kadar.

Gölge birden elini demirlerin arasından sokup bileğimi yakaladı. Canımı daha çok yakmamı önlemek için mi yapmıştı yoksa karşısında çıldırmanın eşiğine gelmemden rahatsız mı olmuştu bilmiyorum.

"Sen," dedi peçesinin ardından, "Prensessin." Ses tonu kumaşın ardından boğuk ve uzak gelse de cümlesinde bir keskinlik vardı.

Çıldıran ben değildim. Kesinlikle ben değildim.

"Sen aklını mı kaçırdın?" derken sesim hırıltılı çıkmıştı, iyice çözülmeye başladım. "Sana ne söylediğimi anlamıyor musun? Beni dinlemiyor musun sen? BEN PRENSES DEĞİLİM!"

Çok kısa süren fakat bana asırlar gibi gelen bir andan sonra, "Öyleyse söyle bana," derken bileğimi mengene gibi kavradı, "hangi vakit bu zamana geldin?"

Söylediklerime inanmaya mı başlıyor diye kısa bir an ona baktım, fakat boşuna bakıyordum. Onu göremiyordum ki!

Zar zor yutkundum, "Beni bulduğunuz yerde," dedim. "İlk o gün bu zamana geldim."

Gölge sanki eldivenine rağmen tenim elini yakmış gibi bileğimi aniden bıraktı. Söylediğime inandığını tam o anda anladım, yüzünü göremesem de biliyordum. Söylediklerimi hazmetmeye çalışırken omuzları dikleşti, bedeni kaskatı kesildi. Belli belirsiz geriye bir adım attı ama bunun kendisi bile farkında olmayabilirdi.

ZAMANSIZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin