Bölüm 19 : Dione'un Kitabı

9.2K 1K 1.1K
                                    

Şarkı: Tommee Profitt, Fleurie: Onward & Upward

Hiçbiri olamaz, onun kadar istekli ve yetenekli.
Seçilmiş olanı çağırın.
Kralı, dehşeti ve efsaneyi.

-

Ben bir havaydım.

Belki de havada uçuşan en küçük toz zerresi.

Ya da göz alıcı oyunlar sergileyen bir ışık huzmesi.

Her ne olursam olayım da buradan bir an önce kaybolayım istiyordum, fakat olmayı dilediğim hiçbir şeye dönüşemedim. Böyle bir gücüm yoktu, benim dönüşebildiğim başka bir şeydi.

Zaman.

Akıp giden saniyeler.

Kimsenin durduramadığı saliseler.

Blake Nightingale bana sorusunu sorduğunda önce atmayı kesen kalbim yüzünden dünyanın durduğunu sandım fakat sonra onun kıpırtısız kalan siyah kirpikleri, dudaklarının arasından süzülen nefesin artık yüzüme çarpmaması gerçeği anlamamı sağladı.

Yine zamanı durdurmuştum fakat bu sefer Efendi o zamanda hareket etmiyordu, diğer her şey gibi o da donmuştu.

Söylesene, rüyanda neden Falcon Sarpedon'ı sayıklıyordun?

Kahretsin.

Blake cam odaya gelip tepeme dikildiğinde belli ki Falcon'ı sayıklıyordum. Rüyamda kendisini de görmeme rağmen adını sayıklamamam iyi miydi kötü müydü bilmiyordum. Onu sayıklıyor olsam en azından utançtan yerin dibine girerdim, şu an ise çok daha işin içinden çıkılmaz bir duruma girdiğimi hissediyordum.

Gölge bana bu ismi anmamam gerektiğini söylemişti. Hatta bu ismi anarsam bana karşı olan iyi davranışlarını kaybedeceğimi belirtmişti. Ve ben bu ismi en anmamam gereken kişinin yanında söylemiştim.

Kolunu benim boynuma bastırmış halde talim alanının ortasında uzanıyorduk. Hareketsiz bir şekilde bana baktığını görmek, bir sanat eseriymiş gibi onu inceleme dürtüsüyle dolmama neden oldu.

Parmaklarım irademe ihanet edip hareketlendi ve yavaşça kirpiklerine dokundum, tenim tam o noktadan karıncalanmaya başladı. Başka zaman olsa yapmayı hayal dahi etmeyeceğim bir şeyi yapıyordum. Oradan ağır ağır dudaklarına geçtim, bu hareketim yutkunmamı zorlaştırdı. Sonra parmaklarım boynunda açıkta kalan yılan derisine değdiğinde saten bir kumaşa dokunuyormuş hissi vermesiyle afalladım. İnanılır gibi değildi.

Neden böyle bir deriye sahipti?

Dorchaların lideri olan lanetli bir cadının oğlu ve bir diyarın efendisi olması dışında Blake Nightingale'in hikâyesi neydi?

Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki yeşil gözlerine bu şekilde bakmaya devam edersem hipnoza gireceğimden ve tuttuğum zamanı tekrar serbest bırakacağımdan korktum. Ellerimi onun koluna yerleştirip, boynuma yaptığı baskıdan kurtulmaya çalıştım. Kasları o kadar sertti ki üzerimdeki ağırlığını zor attım, ayağa kalkarken bedenini geriye ittirdiğim için sırt üstü düştü ve o anda zaman tekrar normal akışına döndü.

Ben tam kıl payı kurtulmanın heyecanıyla nefes nefeseyken onun sırtının yere yaslanmasıyla bakışlarını bana çevirmesi bir oldu. Dirseklerini yere dayayıp hafifçe doğruldu ve ne olduğunu çözmeye çalışan gözlerle bana bakmayı sürdürdü.

Ayakta olduğum için beni boydan boya süzerken kaşları merakla havalandı, sonra yüzünde ne yaptığımı kavradığını belli eden bir ifade belirdi. Atik bir şekilde ayağa kalktığında refleks olarak geriye doğru bir adım attım. Açık havada olmamıza rağmen etrafa yayılan gerilim adeta elektrik akımı gibi cızırdıyordu, bir iki saniye aramızda tüm evreni dolduran bir sessizlik oluştu.

ZAMANSIZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin