Bölüm 12 : İmkansız Seçimler

10.3K 1K 1.8K
                                    

Multimedia: Gordion Hanımı Rhea.

Tommee Profit- Fleurie : Undone

İyi okumalar*

-

Odada ağır bir sessizlik vardı.

Gordion Hanımı Rhea, yalnız kaldığımız an tek bir cümle söylemişti fakat etkisi o kadar büyüktü ki beynim kafatasımın içinde parçalanmış, kaslarım sıvılaşmış ve algım ne kadar kapanabilirse o kadar kapanmıştı. İnsani tüm fonksiyonlarım etkisiz hale gelmişti.

Odada titreşen mum ışıklarının altında kadının yüzündeki gölgeler ona daha ciddi bir hava katmış, bakışındaki keskinlik ise söylediğinde istekli ve net olduğunu vurguluyordu. Beyaz telli düz saçlarının üzerine yerleştirdiği tacı parıldıyor, bana kendi zamanımda olmadığımı ve monarşinin oluşturduğu bir düzenin ortasında kaldığımı tekrar hatırlatıyordu.

Benden Blake Nightingale'i öldürmemi istemişti.

Annesi kara büyüyle uğraşan cadıların lideri olan, güçlerinin sınırlarını dahi bilmediğim, kocaman bir diyarın Efendisini...

İmkânsız.

Rhea tepki vermemi beklerken bana bakmayı sürdürdü, koyu renk gözleri yüzümün her karesini inceledi. Ben onun benim gerçek Prenses olmadığımı ele vermesini beklerken, olaylar bambaşka bir boyuta gelmişti.

"Bu mümkün değil," dedim sesimi kullanabildiğime sevinerek zira ses tellerimin bile koptuğunu sanmıştım.

Deri koltuğun kenarında duran parmaklarını zarifçe hareket ettirdi ve koltuğa iki kere vurdu. Yanına oturmamı işaret ettiğini fark ettiğimde omuzlarım kasılmıştı, beni kapanına almaya çalışıyormuş gibi hissettim.

Eğer o kapana girersem üzerime kapanacaktı ve kaçış ihtimalim bu sefer çok daha ümitsiz olacaktı.

Yine de başka çarem olmadığı için yavaş adımlarla ilerleyip koltuğa usulca oturdum. Çok yakın değildik, fakat yanımda duran eli uzansa bana dokunabilirdi. Benim gerildiğimi fark etmiş olacak ki elini çekip kucağına koydu.

"Gerçek Prenses olmadığını öğrendiğinde Scathan Efendisi'nin ne yapacağını düşünüyorsun?"

Kısa bir an felce uğradım. Kızı olmadığımı elbette biliyordu, buna neden şaşırdığımı ben de anlamamıştım fakat herkes bana Prenses demekle o kadar meşguldü ki o olmadığımı Ailis dışında biriyle konuşunca kendimi tuhaf hissettim. Gerçeği başkasından duymak dehşete düşmeme neden olmuştu.

Dudaklarım aralansada söyleyecek pek bir şeyim yoktu, bu yüzden onun konuşmasını bekledim.

"Talihsiz bir karışıklığı kendi lehime çevirmek istemem seni şaşırtmasın, ben bir diyarı yönetiyorum." Kırışıksız gergin bir yüzü olmasına rağmen gözleri yaşını ele veriyordu. Beni tartan bakışları gözlerimi buldu. "Fakat bundan sonrası senin için karışık bir şey yok. Yapman gereken seçim aslında çok basit çünkü iki seçenek var: öl ya da öldür."

Bu diyara geldiğimden beri yapmaya çalıştığım şey zaten hayatta kalmaya çabalamaktı fakat ne kadar debelenirsem o kadar çamura batıyordum, nefes almam gittikçe zorlaşıyordu.

"Seni burada tutmaya devam edecek," dedi buradaki karmaşayı kendi lehine çevirmeyi detaylıca düşündüğü belli olan bir sesle. "Prenses'in Morian'a gitmesi benim için önem arz ediyordu fakat madem şu anki durum bu, belki de imkânsız bir şeyi başarabiliriz."

Sözlerini bitirmesini beklerken hareketsizdim fakat yüzümden yaşadığım gerilim ve dehşet okunuyor olmalıydı. Kadın ise benim ne durumda olduğumla pek ilgilenmedi. Benim kim olduğumla da ilgilenmiyordu. Tamamen tek bir amaca odaklanmıştı.

ZAMANSIZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin