NOTHİNG LİKE US

By 11Aysegul21

36.2K 1.4K 442

Ve Tanrı AŞK'I Yarattı... More

Love Will Remember
You and I
Happy Birthday
You'll never walk alone
Just in Love
The heart wants what it wants
Dark Paradise
❤You are in Love❤
Ich Liebe Dich
There's Nothing Like You And Me
I Love You, You İgnorant
Stupid Love
Everything Has Changed
COCAİNE
With Love
Liebe Meines Lebens
Du Bist Mein Himmel ( Sen Benim Cennetimsin)
Ben Onu Seviyorum
Story Of My Life
Güldürmüyor Ağlatmıyor Kimse Senin Gibi
Wish You Were Here
İtiraf
You're not sorry
??Nerdesin??
Paradise
???
Korkuyorum
You Are My World
Without You
Neler Oluyor?
Nothing Like Us|33.Bölüm
Nothing Like Us/34.Bölüm
Tanışma
36.Bölüm
37.Bölüm
38.Bölüm
39.Bölüm
40.Bölüm
41.Bölüm
42.Bölüm
43.Bölüm
44.Bölüm
45.Bölüm
46.Bölüm
47.Bölüm
48.Bölüm
49.Bölüm
50.Bölüm
51
David
53.Bölüm
54.Bölüm
55.Bölüm
56.Bölüm
57.Bölüm
58.Bölüm
59.Bölüm
60.Bölüm
61.Bölüm
FİNAL
Duyuru
KİTAP ÖNERİSİ

As Long As You Love Me

981 30 8
By 11Aysegul21

Arkadaşlar fotoğraftaki isimler sırasıyla Marco, Marcel ve Robin. Tanımayanlar için :)

''Merve senin ne işin var burada?"diyerek yanıma geldi Marcel. İnanmıyorum Marcel'i gördüğüme bu kadar çok sevineceğim aklımın ucundan bile geçmezdi, buna bahse bile girerim.

''Marcel, şey ben yani offf ben birine çarptım.''dedim titrek bir sesle.''Eee çarptığın kişi nerde?"diyerek sorulması gereken en ilk soruyu bana sordu ama nasıl cevaplayacağımı bende bilmiyordum doğrusu. Gerçekleri söylemekte fayda var diye düşünüp olan biteni söyledim.

''Ya çarptım birine işte, sonra konuştu bi kaç bişey başka bir arabaya binip gitti.''dedim özet olarak anlattım sanırım ama Marcel beni anlamıştır.

''E tabi sende Almanca bilmediğin için hiçbirşey anlamadım demi?"dedi. Off ya bende beni anlar sanmıştım ama aslında haklı o sarı kafa türkçe bilmiyor olsaydı hiçbirşey anlamazdım.

''Yok hayır aslında şöyle Alman olduğu her halinden belliydi ama türkçe biliyodu yani uff neyse işte Marcel beni buradan kurtar ne istersen yaparım.''dedim. Acınası bir halim vardı buna emin olabilirsiniz.

''Tamam tamam merak etme ben polisle konuşuyorum sen burada bekle.''dedi kafamı evet anlamında salladım. Marcel polisle konuşurken bir arabanın buraya doğru geldiğini fark ettim gelen Özge'ydi. Arabadan telaşlı bi şekilde indi. Benim için Endişelendiğim her halinden belliydi.

''Ah Merve tatlım iyi misin, bişeyin yok değil mi?"dedi ve ardından bana sımsıkı sarıldı. Ama biraz daha sıkarsa kemiklerimin kırılacağı ortayadı.''Merak etme iyiyim, korkulacak bişey yok.''diyip yatıştırmaya çalıştım.

''Sen buraları da bilmezsin ki. Almancan hiçbişeyin yok seni yanlız başına bırakmamalıydım. Şu kim?"dedi Marcel'i göstererek. Bende onun arkadaşım olduğunu söyledim. Tesadüfen karşılaştığımızı ve bana yardım ettiğini söyledim.

Ben Marcel'i İzmir'e tatil yapmak için geldiği zaman tanımıştım. Bende ailemle birlikte tatil yapmak için İzmir'deydim. O sıra arkadaşlar ortamında falan tanıdım, biraz çapkın bir tip olsa da harika bir insan olduğu her halinden belliydi. Tabi Robin'de öyle. İkisi tatil yapmak için gelmişlerdi ve dediğim gibi arkadaşlar ortamında tanıştık ve iyi bir arkadaşlığım oldu ikisiyle.

''Tamam ben herşeyi hallettim. Senin çarptığın arabanın plakasını da verdim. Arabanın sahibini bulup arayacaklar. Merak etme herşey kontrolüm altında.''dedi Marcel. Ohh sanki üstümden büyük bir yük kaldırmıştı Marcel.

''Sana ne kadar teşekkür etsem az Marcel.''diyerek sarıldım. Gerçekten harika bir insandı.''Ee bu güzel bayanda arkadaşın mı?''dedi Özge'yi göstererek. Bende ikisini tanıştırdım. ''O zaman sizi gideceğiniz yere kadar bırakayım.''dedi Marcel. Çarptığım o sarı kafayla aralarında ne kadar fark olduğunu şimdi fark ettim.

O sarı kafa havalı, kendini beğenmişin tekiydi. Ama Marcel öyle mi? Ne kadar ince. ''Özge'nin arabasıyla gidecez Marcel. Herşey için çok teşekkür ederim.''dedim. ''Önemli değil ama bi ara buluşalım olur mu baksana burdasın ve haberim yok.''dedi şaka yaparcasına. Bende telefon numaramı ve ev adresimi verdikten sonra ayrıldık. Off Allah'ım nasıl bi gündü eve gelir gelmez duş alıp uyudum. O sarı kafayı da hala unutmuş değilim.

-Marco'nun anlatımı-

Şu hale bak ya sabah sabah düştüğüm duruma. Her neyse konuyu uzatmadan kapatmayı başarmıştım. Türklerden ne beklersin ki... Oldum olası Türkleri sevmem. Nedenini de emin olun bilmiyorum. Antrenman bitiminden sonra eve geldim.

Bi kaç saat evde oyalandıktan sonra Marcel geldi. Gayet iyi bir hali vardı. Anlattıklarına bakılırsa bugün eski bir arkadaşıyla tanışmış şu işe bak tanıştığı kız Türk.

''Ya olum senin bu Türklere bi garezin mi var aa anlamadım gitti. Hem Merve gerçekten harika bir insan. Aslında yanındaki de fena değildi.''derken Marcel'in gözüne yeni bir kız kestirdiği belliydi.

''Amaann her neyse Marcel yeter şu arkadaşlık muhabbetinden bıktım. Biraz dışarı çıkalım ha ne dersin?"dedim konuyu kapatmak için. O sırada telefonum çaldı. Sanırım bana çarpan kız polise şikayet etmiş offff nerden çıktı bu şimdi. Ne kadar da ünlü ve zengin polislerin karşısında eşit olmak zorundasın.

Yani demem şu ki birazdan emniyete gitmem lazım.

''Ee hadi çıkıyo muyuz?"diye sordu Marcel.''Dostum sanırım benim acil bi yere yetişmek lazım.''demek zorunda kaldım.''Anlaşıldı tipik Marco Reus cümleleri. Yine ekildim yani. Neyse mesaj alınmıştır ortak sonra görüşürüz.''diyip evden ayrıldı Marcel. Dostunuzun sizi bu kadar yakından tanıyor olması ayrı bir şans sanırım.

Her neyse hazırlanıp çıktım bakalım başıma daha neler neler gelecek.

...

O kadar güzel uyuyordum ki telefonumun çalmasıyla uyandım. Hiçbişey anlamadığım için telefonu Merve'ye verdim ve konuştuktan sonra bana emniyete gitmemizin gerektiğini söyledi. Kaza için ifade vermemiz gerekiyormuş. Off ben o sarı kafanın havasını bir daha çekmek zorunda mı kalacam yani aman ne güzel.

Hazırlanıp çıktık emniyete vardığımızda sarı kafa da oradaydı. Sinirli olduğu her halinden belliydi ama dediğim gibi bilerek ve isteyerek çarmadım ki. Hem öyle bişey söz konusu olsaydı emin olun çarpacağım en son kişi bu sarı kafa olurdu.

''Ya benimle uğraşmak hoşuna gidiyor sanırım.''diyerek konuşmayı başlattı.''Anlamıyosun herhalde sen.Benim açımdan emin ol seninle bi daha görüşmek geçmiyor ama sanırım Almanya kurallarla disiplinle dolu bi ülke ve sen de bu kurallara uymak zorundasın.''diyerek laf sokmaya çalıştım sarı kafanın zoruna ne kadar giderse artık.

''İyi kurallara uymak gerekiyorsa senin o kasaptan aldığın ehliyeti elinden alman için elimden gelenin fazlasını yapacağımdan emin olabilirsin.''diyip memurun odasına girdi.

''Bunun türk olmadığına emin misin Merve.''dedi Özge şaşkın bakışlarıyla. Aslında haklıydı tam bi Türk erkeği gibi konuşuyordu. Türkçeyi sıradan bir Türk erkeğinden öğrendiği konusunda iddiaya girebilmek fikri hiçte fena değildi. Ne saçmalıyorum ben ya neyse kendime gelip bende içeri girdim.

Her neyse bi şekilde Özge'nin de yardımlarıyla ifademizi verdik. Zararı ben ödeyecektim tabiki de. İfade verdikten sonra dışarı çıktık. Marco denen o sarı kafayla konuşmamak için hemen arabaya binmeye çalıştım ama ne fayda bana laf sokma derdinde o gerizekalı.

''Bana bak zararı falan ödeme istemiyorum. Yeter ki bi daha karşıma çıkma yoksa canını fena yakarım bilmiş ol.''dedi. ''Ya yeter!Ne havalı şeysin be sen öyle. Arkadaşım ister miydi böyle olmasını sanki bilerek çarptı ya. Zararını ödeyecez merak etme bunun altında kalacak değiliz. Her ne kadar senden haz etmesek te bizi yanlış tanımanı istemeyiz. Bi daha da karşına çıkmaz bunun sözünü ben sana veriyorum.''dedi Özge. Helal be kimin arkadaşı.

Marco'nun pardon sarı kafanın cevap vermesine izin vermeden arabaya bindik ve oradan uzaklaştık. Bu da ona kapak olsun.

Akşam olmuştu internette takılırken telefonuma gelen mesajı okudum. Mesajdan anladığım kadarıyla bu Marcel'di. Yarın buluşmak istediğini söylemişti mesajda. Robin'in de geleceğini eklemişti. Bu mesaja tabiki de olumlu bi cevap verdim. Evimin adresini bildiği için yarın Robun'le birlikte beni gelip alacağını söyledi.

-Marcel'in anlatımı-

''Hiç itiraz kabul etmiyorum Marco. Sende bizimle geleceksin.''dedim. Hiç oralı olmadı.''O zaman sende git Victoria'yla takıl.''dedi Robin. Adamsın iyi yerden vurdu.''Aslında sizinle takılmak hiçte fena bir fikir değil.''demek zorunda kaldı. Victoria'yı sevmediğini bildiğimiz için olayı iyi yerden yakalamıştık. Yarın Merve'yle buluşacağımızı tabiki bilmiyor. Yoksa Victoria'yla takılmaya kabul ederdi eminim. Bilmiyorum ki neden Türklere bu kadar düşmansın Marco.

Robin'in de katkılarıyla yarın ki buluşmayı ayarlamıştım. Bakalım yarın nasıl bir gün olacak.

Yavaş yavaş başlıyoruz. İki günde bu kadar kişinin hikayemi okuması beni çok mutlu etti ve bir bölüm daha yazmaya karar verdim. Umarım beğenirsiniz :)

Continue Reading

You'll Also Like

3.3M 234K 61
"Ulan, diyor insan ister istemez. Bu kadar küçük bir şey de yaşıyor, konuşuyor. Hatta iç organları da var." Arşın yıllarca kardeşinden dinlediği Yüsr...
110K 5.9K 25
Güneş, rastgele bir dövmeciye kulağını deldirmek için girdiğinde Nikolai ile karşılaşacağından bihaberdi. İlk gördüğü anda hoşuna giden adamla arkada...
767K 16.2K 39
❗18+ sahneler vardır şiddet içerir sevmeyen okumasın sonra gelip yorumlarda psikolog rolü yapmayın Bu kurgunun kendime ait olduğunu belirteyim sonra...
330K 18.8K 23
Yazgıya atılan düğümün hikayesi... Zinar Aşiretinin ağası Viran Zinar, Sipanların büyük torunu Afşin'i isteyecek zannederlerken asıl isteyeceği kişi...
Wattpad App - Unlock exclusive features