HAZAN VAKTİ - ZEMHERİ -TAMAML...

By AkideBaylar3

251K 10.4K 426

Adam Mavi-Yeşil gözlerini kadının dudaklarına çevirdi ve derin bir nefes aldı. Ardından elini kadının saçları... More

1. SOĞUK
2. MASKE
3. BEDEL
.
.
4. LUNAPARK
5. KURŞUN-İ
6. SEÇİLMİŞ
7. KORKUSUZ KORKAK
8. KEMAN KUTUSU
9. BOŞ SİLAH
10. OYUN
11. MORAL
12. HAFIZA
13. ÖFKE
**DUYURU**
14. KAN
15. SARHOŞ
16. ARKADAŞ
YENİ KİTAP !!!
17. MEYHANE
18. KAYIP
19. ZAMAN
20. KORKU
KİTAP TAVSİYESİ
21. DEĞİŞİM
22. DUDAK OYUNU
DUYURU
24. KUTU
25. ANI
26. MASAL
27. KABUS
28. ECEVİT
29. İTİRAF
30. GİZLİ PLAN
31. SICAK
32.GÜNLÜK
33. GÜNEŞ
34.YALNIZ
35. ARZULAMAK
36. AV-AVCI
37. VURGUN
38. ZEMHERİ
39. HAZAN VAKTİ
HAZAN VAKTİ-ZEMHERİ YAZARINDAN
İKİNCİ KİTAP-DUYURU
.
DESTEK VEREBİLİR MİSİNİZ?

23. SALINCAK

3.6K 200 5
By AkideBaylar3

9 günlük aradan sonra yeni bölüm geldi. :) Hepinize iyi okumalar. Güzel yorumlarınızı ve votelerinizi bekliyorum. Seviliyorsunuz.. :)

3. GÜN

HAZAN KARASU

Dün olanlar zihnimin içinde bir tilki gibi dolanıyor ve beni rahatsız etmekten başka bir şey yapmıyordu. Poyraz gerçek anlamda değişiyordu. Ya da eski benliğine yani benimle tanışmadan önceki benliğine dönüyordu orasını bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var ki o da Poyraz'ın eskisi gibi olmayacağı.

 Şuan şirketteyim. Dün eve gitmek yerine şirkete geldim çünkü gidecek başka huzurlu bir yer düşünemiyordum. Geldiğimden beri kendimi çizimlerime vermiştim ve telefonumu kapatmıştım. Dün gecede şirkette kendi kişisel odamda kaldım. Yalnız ofis değil. Oda. Yatak odam. Evet burada bir yatak odam var. Bu da diğer şirketlerden farkımız olsun ne diyim. Bu yatak odası gizli kapaklı bir şekilde örtüldüğü için çalışanlarım bile bilmiyor. Bilmelerinide istemem şahsen. Mira bir yatak odası olduğunu biliyor ama içine hiç girmedi. Daha doğrusu şuana kadar yatak odama kimseyi almadım. Her neyse. Yataktan doğruldum ve mini lavaboya ilerledim. Elimi yüzümü yıkadım ve kendime gelmeye çalıştım. Yoksa deliricektim. Bu adam bana kafayı yedirtecekti. Volga'yla öpüşmüşlerdi değil mi ? Ayrıca Volga Poyraz'a sevgilim diye hitap etmişti. Bunlar ne ara birlikte olmuşlardı. ? Poyraz ne ara Volga'ya mesaj atmıştı ? Ve en merak ettiğim şeylerden biri de Poyraz Volga'ya o geceyle geceyle ilgili neler anlatmıştı ? Volga neden bana iğneliyici şekilde aşağılık şeyler söyleyip alay etmişti ve offf.. Neden Poyraz hiçbir karşılık vermemişti ?

 .... '' Nefret ediyorum senden. Lanet olsun sana Aptal herif. Geber !!!! '' diye bağırdım aynaya doğru. Banyodan hızlıca çıktım ve giysi dolabına ilerleyip üstümdekilerden kurtuldum. Siyah mini dar elbise giydim. İyi görünüyordum sorun yoktu.Normal bir iş kadınıydım işte. Odadan çıktım ve ofisime girdim. Zaten iki odayı tek kapıyı ayırıyordu. Ayrıca Ofiste yatak odasına açılan kapı tablo gibi duruyordu ve belli olmuyordu. Buda mimar dokunuşlarından ibaretti o kadar. Ofisteki işlerim bitmişti. Saat 10'a gelmek üzereydi. Çantamı alıp ofisten çıktım. Çalışanlarımın hepsi işini yapıyordu. Hepsi bir koşuşturma içindeydi. Alt kata indiğimde hemen danışmana ilerledim.

'' Arabam hazır mı ? '' dedim sert bir sesle. Bunu engelleyemiyordum. Yüzüm sert ve ciddiydi. Ben her zaman gülen biri olarak çalışanlarıma pozitif yönde yardımcı olurdum ama bugün hiç iyi günümde değildim. Hepsi bana şaşkın gözlerle bakıyordu.

'' Evet Hazan hanım. Dışarıda. ''

'' Teşekkürler. '' dedim zoraki gülümsemeye çalışarak. Ve dışarı çıkıp arabaya bindim. Eve gitmeliydim. ....

Eve vardığımda aklımda hala Poyraz'ın saçmalıkları vardı. Volga'nın alayları konuşmaları. Neden onları aklımdan çıkartamıyordum ki ? !! Lanet olsun.

Eve girdiğimde var gücümle tekrardan Lanet olsun diye bağırdım. Bağırmam üzerine evde bazı koşuşturmalar başladı. Evde birileri vardı. Ve hepsi birden merdiven basamaklarına sıralanmıştı. Ben her merdivende birer kişi saydığıma göre karıncı ordusu gibi insanın benim evimde ne işi vardı ? Hem de hepsi çocuk ! Merdivenlere doğru yürüdüğümde Mira'yı gördüm. Şaşkın gözlerle onlara bakıyordum. Ellerini beline koymuş cocukları uyarıyordu.

'' Bu çocuklar kimin ? '' diye bağırdığımda tüm gözler bana döndü. Mira beni gördüğünde kaşlarını çatarak üstüme gelmeye başladı ve elindeki tüm oyuncağı kucağıma yıktı.

'' Nerdesin kızım sen ? Telefonun nerde senin ? Deli mi ediceksin beni ? Dünden beri nelerle uğraşıyorum ben biliyo musun ? Şuan evde tam tamına 4'ü 17'lik bir ergen olmak üzere 20 tane çocuk var. Hazan. biz. bittik. Duydun mu. bittik. '' dedi nefes bile almadan konuşurken.

Mira'nın sesi neredeyse ağlayacakmış gibi geliyordu. İçimden bir ses sende ağla diyordu.

'' Ne oldu bu çocuklar kim ? '' dedim elimdeki oyuncakları masanın üzerine yığarken.

'' Sıçtık kızım biz sıçtık. '' dedi çocuklaarın duymaması için kısık sesle konuşuyordu.

'' Ne diyosun ya ? Anlat ne oldu ? ''

'' Sizin ailenizde geleneksel bir şey vardı hatırlıyor musun ?'' dedi Mira kaşlarını çatarak. Neydi ki ?

'' Hangisinden bahsediyorsun. ? O kadar çok var ki ? ''

'' Hani şu sizin açtığınız hayır kurumundaki çocuklarla ilgili. '' dediği anda gözlerim iri iri açıldı ve diyebildiğim tek şey şu oldu.

'' Sıçtık biz kesin sıçtık. '' dedim şokla.

Bizim ailemizde şöyle bir şey var. Babamın gençlik yıllarında açtığı çocuklar için çocuk esirgeme kurumu vardı. Babam her sene belli bir kurayla 20 çocuğu alır ve sevdiği dostlarıyla birlikte bir kaç gününü onlarla geçirir. Akşama da tüm görevlilerle büyük bir parti verirdi. Bu her sene olduğu için gelenekselleşmişti ve bu sene yine zamanı gelmişti.

'' Yardıma ihtiyacımız var '' dedi Mira çocukları göstererek. Farkındaydım. Bu kadar çocuğa bakamazdık.

'' Evet. Birilerini aramalıyız. '' dedim iç çekerek.

'' Arda,Savaş ve.. '' dedi ve sustu..

'' Ve ? '' dedim kaşlarımı kaldırarak. Mira derin bir nefes aldı ve açıklama yapmak istercesine konuşmaya başladı.

'' Bak. Özgür'ü aradım. Ama telefonu açan Poyraz'dı. Özgür o anda müsait olmadığı için telefonu o açmış. Ne olduğunu anlatmamı istedi. Bende anlattım. Üçümüzde geleceğiz diyip kapattı. '' dedi ve derin bir nefes aldı.

'' Üçümüz derken ? '' dedim kaşlarımı kaldırarak.

'' Şey. Şu Volga denen kız da gelecekmiş. '' dedi çekinerek. Neden çekiniyorsa artık. Yüzümü Mira'ya çevirdiğimde Burnumdan soluyordum ama bir şey demedim.

'' Tamam. Gerekeni yaparız. Şey. Mert'i arasam mı ki ? '' dedim çekinerek. Onu öptüğüm aklıma geldikçe yanaklarım kızarıyordu.

'' O gitti. '' dedi Mira biranda. Gözlerim şaşkınlıkla açılmıştı.

'' Nereye ? ''

'' Yurtdışına. Dün senine konuşmak için geldi ama sen yoktun. Odanda bir zarf var. O bıraktı. '' Mira'ya hiçbir şey demeden merdivenlere ilerledim. Çocukların arasından geçip merdivenleri çıktım. Odama girdiğimde masanın üstündeki zarf dikkatimi çekti. Elime aldım ve yatağa geçtim. Açıp okumaya başladım.

Benim sevgili arkadaşım Hazancık,

Biliyorum sana Hazancık diye seslenmemden pek hoşlanmıyorsun. Ama sana böyle seslenmek hoşuma gidiyor. Çünkü sinirlendiğinde burnunun ucu ve yanakların kızarıyor ve emin ol olduğundan daha da tatlı oluyorsun. Tamam kızarma kızarma. Sevgili Hazancık. Seni görmeden gittiğim için çok üzgünüm. Keşke seninle son kez görüşebilseydik. Ama üzülme. Çok yakın zamanda tekrardan geleceğim ve bu sefer belkide tamamiyle kalacağım. Kim bilir.. Söylemek istediğim çok şey var ama nasıl açıklayacağım hakkında bir fikrim yok. Öncelikle senden özür dilerim. Sana olan yakınlığımdan dolayı. Sana yemin ederim sarhoşluğundan yararlanmak istemedim. Sadece bana yakın olman hoşuma gitti ve sen beni öpünce biranlık karşılık verdim. İstemeden,içinden gelmeden öptüğün için bunu bir anlamı yok. Kendini suçlu hissetme tamam mı ? Çünkü seni tanıyorum. Kendini kesin suçlu hissedeceksin. Bu arada. Poyraz'ı uzun süredir tanıyorum. Takip ediyorum. Onun ne kadar tehlikeli biri olduğunu söylemeyeceğim. Eminim anlamışsındır. Ama bilmen gereken bir şey var ki o tehlikeli olduğu kadar da iyi bir adam. Seni koruyacaktır. Hem de hiç olmadığı kadar. Birbirinize nasıl baktığınızı gördüm Hazan. Volga denen kadın Poyraz'ı öptüğünde gözlerindeki hayal kırıklığını gördüm. Yara aldığın için ve onu cezalandırmak için beni öptüğünü anladım.. Sana kızmıyorum. Çünkü senin yerinde olsaydım belkide bende aynısını yapardım. Şu hayatta üzülmesini istemediğim iki kişiden birisisin. Diğeride kız kardeşim. Biliyorsun o da pek iyi şeyler yaşamadı. Kaçırıldı, tacize uğradı. Tehditler, şantajlar.. Ve daha birçok şey. Bunlardan neyseki kurtuldu... Sen kimin yardım ettiğini sormuştn hatırlıyor musun ? Cevabını söylememiştim çünkü hiçbir anlamı yoktu. İşte şimdi var. Cevabı da dans ettiğin o kollara sahip adamdı. Gözlerine bakmaya doyamadığın ve bir o kadar da kırıldığın adamdı. Poyraz'dı. O gün eş değiştirerek sizi birbirinize dans etmeye zorladığım için bana kızma. Anlamaya çalış. Sizin birbirinizden başka gidecek bir yeriniz yok. Sizin birbirinizden başka yaranızı saracağınız merheminiz yok. Hazancık, gönlümün Hazan'ı. Sana olan hislerim yıllar öncesine dayanıyor. Aynı Arda'nınki gibi.. Ama Arda'yla ben, biz ikimiz seni sevemeyecek kadar basit insanlarız. Yaralarımız yok. Bu yüzden yarana merhem olamadık. Ama senin var. Senin yaraların var. Senin merhemin var. Tek ihtiyacın olan şey Poyraz gibi bir adam. Kızma bana. Bunları kabul etmeyeceğini biliyorum. Ama aklında kalacaktır eminim. Ben her zaman, koşulsuz yanındayım. Hislerimi bastırmaya çalışıyorum. Hatta sana kısa bir süpriz haber vereyim. Bir kadınla tanıştım. Güzel,alımlı,başarılı bir stilist. Dün gece onunla yemek yedik. Biliyor musun ? O da benim bulunduğum yerde çalışıyor. Birlikte iş yapabiliriz. Bunun nasıl bir şey olduğunu biliyor musun ? Muhteşem. Belkide evlenip iyi bir eş ve iyi bir baba olmalıyım. Olurum değil mi ? Sen tanırsın beni.. Hazancık, Gönlümün Hazan'ı. Ben evlensemde, çoluk çocuk sahibi olsamda hatta minik minik torunlarım olsada sen benim gönlümün Hazan'ı olacaksın. Ben seni kendi öz kardeşimden farklı tutmayacağım. Ne zaman ne olursa yanında olacağım. Benden bir şey gizleme olur mu ? Ve kendinden de öyle. Ne demek istediğimi umarım anlamışsındır. Artık bu mektubu sonlandırmalıyım. Bana kalsa çok şey yazarım biliyorsun. Zaten modelliğin yanında bir yazar olarak bendende bu beklenirdi. Kendine iyi bak Hazancık. Dediğim gibi Poyraz senin yaralarını saracak tek insan. Seninki normal bir kesik değil Hazan. Seninki kurşun yarasından farksız. Ve bir kurşun yarasında kurşunu yaradan çıkartmak için yarayı kurcalamak gerekirse deşmek zorundasın. Bu da canını yakar. Poyraz canını yakarsa, deşerse yaranı bilki sana yardımcı olmaya çalışıyordur. Sende öyle yapacaksın. Birbirinize yardım edeceksiniz. Poyraz sert adamdır Hazan. Ona ayak uydurman için onun kadar sert olman lazım. Güçlüsün. Güçlü olmaya devam et. Eminim birgün seninde güleryüzlü mutlu bir aile kurduğunu göreceğim.. Canım Hazan'cık. Tekrardan diyorum kendine iyi bak olur mu ? Ve beni aramayı sakın ihmal etme.

Seni Seven Arkadaşın, MERT GÜNSOY

Mert'in mektubu yatağa bıraktığımda gözlerimde akacak yaş kalmamıştı. Mektubun başından beri ağlıyordum ve durduraamıyordum. Hıçkırıklara boğulmuştum resmen.. Kastettiği şeyler o kadar ağır şeylerdi ki.. Mert'in beni bu kadar yakından takip ettiğini bilmiyordum.. Dediği şeyleri daha sonra düşünecektim elbette. Evet. Poyraz Mert'in kastettiği gibi yaralarımı deşiyordu. Ama bana yardım etmek istediğinden mi yoksa beni öldürmek ve yaramı çürütmek için mi emin olamıyordum.. Ah Mert keşke yanımda olsaydın.. Yataktan kalktım ve mektubu alıp çekmecelerden birine koydum. Daha sonra banyoya ilerleyip güzel bir duş aldım. Dişlerimi fırçalayıp giyinme kabinine ilerledim. Siyah bir şort ve beyaz bir sporcu atleti giydim. Rahat olmam lazımdı. Altınada siyah bir babet geçirdim.

Odadan çıkıp merdivenlerden koşturarak inmeye başladım. Evde o kadar çok çocuk vardı ki ev izdiham alanına dönmüştü. Ve bu izdihamdan çalan kapının sesini zar zor duyuyordum. Kapıya doğru ilerledim ve açtım. Kapıyı açtığımda karşımda Savaş,Özgür ve Arda vardı. Poyraz ve Volga'nın gelmediğini görmek içime az da olsa rahatlama serpmişti.

'' Gelin Hoşgeldiniz '' dedim gülümseyerek. '' Hey koşmak yok !! Kime diyorum '' Küçük çocuğa bakarken Arda neşeyle içeri girdi.

'' Eğlenceli olacak '' dedi Arda elindeki pizza poşetlerini masanın üstüne bırakırken.

'' 20 farklı çocuk '' dedim bıkkınlıkla.

'' İdare etmeliyiz. '' Savaş oyuncak dolu poşetleri gösterdi ve gülümsedi. Karşılık verdim. Bu çocuk bana karşı bi öyle bir böyleydi. Genel olarak bana korumacı davranıyordu. Arda'yla aralarında bir problem yoktu ama Poyraz ve Özgür'le hiç iyi anlaşamıyorlardı. Sanırım Mira'nın dediğiine göre aralarında ciddi bir kavga geçmişti. Zaten Parti günü Savaş Poyraz'ı gördüğü anda kaçar gibi gitmesinden belliydi. Savaş ve Arda bahçeye çocukların yanına giderken Özgür bana bir şey soracakmış gibi bakıyordu.

'' Özgür ? '' dedim gülerek.

'' Mira burada mı ? '' dedi ne zaman soracağını merak etmiştim şahsen. Mira'ya karşı bir şeyler hissediyordu bu belliydi.

'' Sanada merhaba Özgür bey '' dedim kollarımı iki yana açarak. Doğrusunu söylemek gerekirse Özgür bana diğerlerinden daha samimi geliyordu. O olmayan erkek kardeşim gibiydi. Çok masum duruyordu. Haylazdı ama masumdu bir yandan. Bunu yüzüne bakınca da anlayabilirdiniz. Ayrıca masumluğunun yanında çekici bir yakışıklılığıda vardı. Kollarımı iki yana açtığımda hiç düşünmeden güldü ve sıkıca sarıldı. Omzumun üstünden konuştuğunda gıdıklandım.

'' Sanada merhaba Hazan hanım '' dedi gülerek. Güldüm ve geri çekildim. Elimi bahçe kapısına doğrulttum.

'' Mira bahçede. Sana fazlasıyla ihtiyacı var. Çok yoruldu. '' dedim gülümseyerek. Yüzünde masumca bir gülüş oluştu ve yanımdan geçerken yanağıı öptü. Tabiki de masumca.

'' Biliyor musun çok iyi bir insansın. Seni bir kardeş abla gibi görüyorum. Ailemden daha yakınsın '' dedi. Bende onu öyle görüyordum.

''Bende şebek şey '' dedim saçlarına elimi daldırarak. Eliyle burnuma vurdu ve bahçe kapısına doğru koşturmaya başladı. Eee onca poşeti mutfağa kim taşıyacaktı. Süper.. Sizi aptal şeyler.. Etrafına bakındığımda 4 tane 17'lik ergenimizin de koltuğa yayılıp bilgisayarla ve telefonla ilgilendiklerini gördüm. Onlar diğerlerine oranla baya büyük olduklarından çocukça şeylerle uğraşmıyorlardı. İki tanesinden yardım isteyip poşetleri içeri taşıttırdım. EEee bir işin ucundan tutacaklardı.

Çocuklar mutfaktan ayrıldığında yemek masasına geçtim ve bir kağt kalem alarak bugün için gereken şeyleri yazmaya başladım. Alışveriş listesi hazırlamak pek bana göre değildi ama işte. Hazırlıyordu insan. Akşama yapacağımız kutlamada bir sürü özel insan olacağından güzel şeyler yapmalıydım. Daha kendim için bir şeyler almalıydım. Lanet'!! Aslında böyle şeylerle uğraşarak Poyraz'ı ve Volga'yı unutabiliridim. Yani Umarım.. Ben alışveriş listesini uzun uzun yazarken Özgür içeri girdi. Yanağımdan makas alıp yemek masasına resmen yayıldı.

'' Bu iş çok eğlenceli. Çocuklar stresi azaltıyor '' dedi halinden memnun şekilde.

'' Öyle '' diye listeye devam ettim. Özgür kafasını listeye resmen soktu ve bana baktı.

'' Dalgınsın '' dedi beni omzumdan sarsarak. Ona doğru boş gözlerle baktım.

'' Yooo değilim. '' İnanmayarak omuz silkti.

'' Evet dalgınsın. O kadar dalgınsın ki üç kere üst üste kokulu mum yazmışsın. '' Özgür'ün kastettiği şeyin doğru olup olmadığına baktım ve cidden üç tane kokulu mum yazdığımı fark ettim. Cidden dalmıştım.

'' Moralini bozan ne ? '' dedi anlayışlı bir sesle.

'' Hiçç... Hiçbir şey '' dedim kalemi tekrardan elime alıp listeye devam etmeye çalışırken. Ama Özgür elimden kalemi aldı ve beni kendine bakmaya zorladı.

''Eğer konu Poyraz'sa konuşabiliriz. '' Poyraz'ın ismini duyduğumda sinirlerim bozulduğundan başımı başka yöne çevirdim. Ama Özgür zorla da olsa ona bakmamı sağladı yine..

'' Arkadaşın benimle tanışmadan önceki haline geri dönmek istiyor Özgür. Yani tam bir serseri kıvamına gelip ortalığı bombok etmek istiyor. Benim yüzümdenmiş. Ona bunları ben yaptırıyormuşum falan filan. '' Özgür gözlerini fal taşı gibi açmış beni dinliyordu.

'' Ne kadar önceki haline ? '' dedi şaşkın şaşkın. Ağzı açık kalmıştı. Ya bu ne kadar kötü olabilirdi ki ?

'' Bilmiyorum. Ne zamandır yasal olmayan şeyler yapıyorsa o zamanlara işte.'' Özgür kendini toparlasada şaşkınlığını hala gizleyememişti.

'' Bak Hazan. Onunla uzun süredir konuşamıyoruz. O yüzden olanlar hakkında pek bir fikrim yok. Ama şunu söylemeliyim ki bunu istiyorsa zoruna giden canını yakan bir şey vardır. ''

'' Özgür bunların benim suçum olduğunu söylüyor. Onu değiştiren ben mişim. Benim her hareketim her davranışım onu değiştiriyormuş. Ne değişmesinden bahsediyor söyler misin ? Buna izin vermemek için eski serseri haline dönmek istiyormuş. Arkadaşın unuttu sanırım ama hatırlatırım. Ben onu zaten serseri haliyle tanıdım. !! '' derin derin nefes aldım. Özgür beni sakinleştirmek için omzumu sıktı.

'' Hazan emin ol Poyraz seni tanıdığından beri birçok şeyi yapmayı kesti. Çünkü seninle tanıştığımız günden beri başımıza bir sürü şey geldi. Yanlış anlama suçlusun demiyoruz. Sadece denk geldin. Benim kaçırılmam, senin vurulman, daha sonra sizin aranızdaki duygusal bağ falan. Ayrıca Poyraz'ın geçmişi de dahil her şey onu değiştirdi. Ciddi derecede hemde. Biliyosun peşimizde birileri var. Poyraz'ın beni nasıl kurtardığını bilmek dahi istemezsin. Kanunsuz işler yaparak. Yasal olmayan her türlü yolu deneyerek kurtardı beni. Sana bunları sakin bir zamanda anlatacağım. Söz veriyorum.. Bak dikkatleri üstümüze çekmemek için Poyraz kendi dövüş klubüne gidiyor. Yasal olmayan hiçbir klübe gitmedi. Fazla alkol kullanmıyor çünkü kullandığı gün beni unutmuştu ve kaçırılmıştım. O da suçluluk duygusuyla çok içmiyor. Poyraz içkiye bağlı bir insandı. Sigarayada öyle. Onu son zamanlarda içerken görmedim. Vee kadınlar. Poyraz seninle tanıştığından beri kadınlarla birlikte değil. Bak sanırım bunların hepsi ikimizi korumak için. O ikimizi korumaya çalışıyor. Eğer yasal olmayan bir şey yaparsa veya en ufak bir hata yaparsa ikimizede zarar gelebilir. Çünkü onun değer verdiği insanlarız Hazan... '' dediğinde... İşte o anda sözünü kestim..

'' Hayır Özgür. her şeyi kabul edebilirim ama Poyraz'ın bana değer verdiğini kabul edemem. Görmüyor musun bana yapmadığı demediği şey kalmadı. Beni arkadaşı olarak bile görmüyor. Neler yaşadığımızı bilemezsin. Bana davranışları öyle zalimceki. Ne istediğiyle ilgili hiçbir fikrim olmuyor. Dengesiz. Tam anlamıyla dengesiz. Birgün hiç olmayacak kadar iyi davranırken diğer gün beni öldürecekmiş gibi duruyor. Ayrıca Volga denen kızla birlikte olduğunu biliyor musun sen ? ''

'' Ne ! '' dedi Özgür kaşlarını kaldırarak. Oldukça şaşırmıştı.

'' Evet. Gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum. ''

'' A-ama bu nasıl ? ''

'' Bilmiyorum ve umrumdada değil. Anlayacağın Poyraz bana değer falan vermiyor. Şunu söyleyip durmaktan vazgeçin. Mira,sen,Mert herkes bana aynı şeyi söyleyip duruyor. Görüyorsunuz ki böyle bir şey yok. Ben Poyraz'ın dengesizlikleriyle uğraşan zavallı birinden farksızım.''

O anda Özgür bana doğru eğilerek sıkıca sarıldı.. Kollarına şefkatle sarıldım. Bu aralar ihtiyacım olan tek şeydi. Kafasını omzuma iyice soktu ve öylece konuşmaya başladı.

'' Üzülmeni istemiyorum. Onun seni üzmesine izin vermiycem Hazan Ama o benim kardeşim ve onu tanıyorsam kesin bir şey vardır aklında. Hem sana zararı olacağını sanmıyorum. Yani şey. Sen yinede dikkat et. Üzülmemeye çalış.'' Ya ne demekti şimdi bu. Ne demek üzülmemeye dikkat et. Oh Poyraz bey vursun kırsın. Sen üzülme. Özgür'e daha sıkı sarıldım ve ağlamaklı sesimle konuştum.

'' Nasıl ya ? Nasıl yapıcam bunu ? ''

'' Eski Poyraz biraz dengesizdi. Yani doğrusu çok dengesizdi. Sen ne gördüysen daha fazlası.Bak. Poyraz zoru sever. O zoru elde etmek ister. Sende baştan aşağıya bir zor olduğuna göre onun dengesizliklerini göreceksin. Ama korkma. Sevdiklerine zarar vermez. ''

'' 1. Sevdiği biri değilim. Benden nefret ediyor ve hatta benle dalga geçiyor. 2. Bir köpekten değil Poyraz'dan bahsediyoruz. Ne demek sevdiklerine zarar vermez. '' Özgür güldü.

'' Sen yinede dikkat et işte. '' dedi daha da sıkarak. '' Ayrıca sen benim kız kardeşimden farklı değilsin. Öz kardeşim nasılsa benim için sende öylesin. Senin her şeye olgunlukla karşılık vermen ve güçlü olman hala büyümekte olan bir kız çocuğu olduğu fikrini değiştirmez. 21 yaşındasın daha. Bu yaşında koca bir holdingin sahibisin. Mimarsın. Zengin ve başarılısın. Erken yaşta omuzlarına fazlaca yük binmiş. Emin ol hepimizin sandığından daha da güçlüsün. Yalnız değilsin. Biz burdayız. Mira, ben, Arda ve diğerleri... Tamam mı ? ''

Gözümden düşen bir damla yaşı sildim ve Özgür'ün kollarından kurtuldum ve yüzüne baktım.

'' İyiki varsın. Ciiddi söylüyorum. Senin gibi bir abim olmasını çok isterdim. Bazen yalnız olmak çok koyuyor. Ailem yok. Ailemden birinin olmaması çok koyuyor ama neyseki siz varsınız. '' Özgür şefkatle yanağımdaki gözyaşlarımı sildi.

'' Bende senin abin sayılırım küçük hanım. Tamam çocukça hareketlerim olabilir ama bu benim gerektiğinde ne kadar olgun bir insan olduğumu değiştirmez. Hayatı çocuk gibi yaşayacaksın. Ama olgun düşünceksin. Sen bunu fazlasıyla yapıyorsun güzelim. Sen güçlüsün. Ve güçlü olmaya devam ediceksin. ''

'' Poyraz senden daha çocuk '' dedim gülerek. Gözlerim kızarmıştı kesin. Gülüşüme karşılık verdi.

'' Emin ol onu sarhoş olduğu her gece sırtımda taşıyıp odasına çıkarıyorum. Üstünü değiştiriyorum. Gerektiğinde ninni bile okuyorum. '' Son söylediği şeye şaşkınlıkla kalakaldım.

'' Şaka şaka '' dedi gülerek. '' Poyraz ninni okunmasından hoşlanmaz zaten.'' diye ekledi.

'' Neden ki koca adam oldu diye mi ?''

'' Bilmem adamın böyle şeylerle işi yok demek ki '' dedi ve güldü.

Güldüm. İyiki Özgür'le tanışmıştım.

'' Bu arada '' dedi Özgür biraz ciddileşerek.

'' Ne oldu ? '' dedim bende ciddileşerek.

'' Ben kaçırıldığım gün yardım etmişsin. Poyraz'ı hiç bırakmadığın için sana çok teşşekkür ederim. Poyraz bana senin vurulduğun zamanı söyledi. Seni bırakmış ve beni seçmiş. Emin ol hala bunun suçluluğuyla yanıyorum. Benim yüzümden ölebilirdin. Sen büyük bir mucizesin Hazan. Hem benim hem de Poyraz için.''Gülümsedim.

'' Özgür emin ol şimdi yine vurulsam ve Poyraz'a yine seçim hakkı doğsa seni seçmesini isterdim. Ben Poyraz için bir şey ima etmiyorum ama sen onun kardeşisin.Can dostusun. Seni bırakmazdı.''Başını iki yana salladı.

'' Evet haklısın. O benim can dostum ve beni seçerdi. Ama kabul etmediğin bir şey var ki o da senin Poyraz için bir anlam ifade ettiğin. Poyraz için bir anlam ifade ediyorsun. Bunu er geç hepimiz göreceğiz. Önemli olan senin ne hissettiğin. Onun senin için ne anlam ifade ettiği. Bunu düşün olur mu ? Şimdi gitmem lazım. Umarım yararım olmuştur. Mira'ya yardım etmem lazım. Bilirsin işte.. '' dedi ensesini ovarak.

'' Peki peki.. Her şey için sağol Özgür.. İyiki varsın. '' dedim ellerini sıkarak. Her zamanki gibi burnuma parmağıyla vurdu ve bahçeye çıktı. Bende geri alışveriş listesine döndüm.

Özgür'le konuşmak beni iyi hissettirmişti. Keşke abim olsaydı... Düşüncelerimden cebimde titreyen telefonla ayıldım. Mesaj gelmişti. Telefonu çıkarıp ekrana baktım. Mesaj Poyraz'dandı. Vücuduma neden yayıldığını bilmediğim heyecanı hemen def ettim. Poyraz'ın yüzünü bile görmek istemezken bu da neydi böyle ?Mesajı açtım.

Kimden: Poyraz

Kime: Hazan

Mesaj: Dışarı çık.

Evet yine bir emir. Ama ben emrine uyacak kadar aptal değildim. Yaşadığımız onca şeyden ve bana yaptıkları onca hakaretten sonra onunla konuşamazdım. Birkaç dakika sonra telefon tekrardan titredi.

Mesaj: Hazan. Sana dışarı çık dedim.

Ah çok iyi. Gözükmesede tehdit içerikli bir mesajdı bu. Çok oyalanmadan dışarı çıkmak için kapıya yürüdüm. Kapıyı açtığımda koca bir çığlıkla geriye sıçradım. Çünkü Volga kocaman bir ayıyla kapıda bekliyordu.

'' Selammm. Çocuklar nerde ? '' demesiyle içeri girmesi bir oldu. Kaşlarımı çatıp Volga'nın içeri girmesini izledim. O anda telefonum titredi.

Mesaj: Volga'nın şu hareketiyle bir alakam yok.

Hah tabi canım öyledir. Poyraz bey getirmiş tabi sevgilisini ne olacak.

'' Bahçedeler '' dedim bahçe kapısını göstererek. Daha sonra dışarı çıktım. Poyraz dışarıda bekliyordu. Ayrıca arkasındaki şeyi görmemle gözlerimin iri iri açılması bir oldu. Bu adam bahçeye şişme oyun parkuru mu almıştı ? Oha ! Poyraz beni gördüğü an gözleri direk bacaklarıma kaydı. Şişme parkurundaki adamlara bakarak bana doğru hızlıca yürüdü ve kendi arabasına doğru çekiştirdi. Sana da merhaba Poyraz bey.. Ne güzel karşılama ama değil mi ?

Arabanın önüne geldiğimizde bıraktı ve şal gibi bir şeyi alıp belime sardı. En azından baldırlarımı kapatıyordu. Evde de rahat değildik arkadaş.

'' Böyle daha iyi '' dedi ve beni arkasına aldı.

'' Ne bu ? '' dedim oyun parkurunu göstererek.

'' Duydum ki bir avuç çocukla baş edemiyormuşsun. Sen çocuklarına nasıl bakacaksin merak ediyorum. '' dedi alaylı sesiyle. Güneş gözlüğü takıyordu ve lanet olsun ki çok tatlıydı. Bu adamda karizma vardı ve kesinlikle çizmemek için direniyor gibiydi.

'' Sanane '' diye mırıldandım içimden.

'' Neyse ki kahramanın seni kurtardı '' dedi oyun parkurunu göstererek. Kahramanın mı dedi o ? Sen nasıl kahramansın be ' diyecektim ki kendimi tuttum. Zira onunla kavga edecek halim yoktu. Zaten bugün Mert'in mektubu ve Özgür'ün konuşmasından sonra kafam allak bullak olmuştu. Bu adama nasıl yaklaşacağımı bilemiyordum. Adamlar işlerini bitirdiğinde Poyraz yanlarına gitti ve paralarını ödedi. Daha sonra bana gelmem için işaret yaptı. İstemeye istemeye yanına gittim.

'' Ne oldu ? '' dedim büyük bir ciddiyetle. Onunla konuşmak istemiyordum.

''Nasıl ? '' dedi parkuru göstererek. Gerçekten çok güzel duruyordu. Ama onun egosunu tatmin etmeyecektim.

'' İyi '' dedim geçiştirerek.

'' Denemek ister misin ? '' dedi tek kaşını kaldırıp. Şaka mı yapıyordu bu ?

'' Saçmalama. Çocuk muyuz biz ? '' dedim istemeyerek. Aslında denemek istiyordum. Eminim çok eğlenceli olurdu.

'' Bunu yapman için çocuk olmaya gerek yok. Hatırlıyorsan seninle dönme dolaba da binmiştik. '' dedi alaylı sesiyle. O günü hatırlıyor muydu yani ? Heyecan vücudumu sarmıştı. Hemen onları def ettim.

'' Evet ama.. '' dedim ki sözümü kesti.

'' Gel..Seni şurdaki salıncakta sallayayım. '' Ne dediğini idrak edemeden bileğimden tuttu ve beni bir çırpıda parkurun girişine götürdü. Parkurun içindeki şişme salıncak çok eğlenceli duruyordu. Biri ikili diğeriyse tekliydi. Ve Poyraz inanamayacağım şekilde beni ikili salıncağa çekiyordu. Ben daha ne olduğunu anlamadan kendimi salıncakta buldum. Poyraz da hemen karşıma oturmuştu.

'' Hazır mısın ? '' dedi alaylı sesiyle.

'' Sen şaka mı yapıyorsun ? Sen ve salıncak ? '' dedim kaşlarımı kaldırarak.

'' Ben ve dönme dolapta pek uygun durmuyordu. O gün yaptığın şeyi hatırlıyor musun ? '' dedi salıncağı ayaklarıyla hareket ettirirken. Sallanmaya başlamıştık. Dizlerimiz birbirne değiyordu.

'' Ne yaptım ki o gün ? '' dedim merakla. Ne yapmıştım ben ya ? Salıncak hızlı hızlı sallanmaya başlamıştı ve ben istemsizce gülüyordum. Poyraz'sa beni izliyordu. dudaklarında hayal meyal bir gülümse görür gibi oldum. Ama emin olamadım. Saçlarım yüzüme yapışıyordu.ve rahatsız ediyordu. Bir iki kere çekmeye çalıştım.

'' Cidden hatırlamıyor musun ? '' dedi kaşını şaşırarak kaldırarak. Hatırmalıyordum.

'' Hayır hatırlamıyorum. '' dedim yüzüme çarpan saçımı geriye atmaya çalışırken. İki elimide kullandığım için az daha düşüyordum ve beni tutan yine Poyraz'dı. Dengemi sağlayıp Poyraz'a baktım.

'' Neyse boşver '' dedi geçiştirerek. Bende üstünde durmadım. Zaten onunla konuşmak istemiyordum. Başımı yukarı kaldırdım ve gökyüzünü izledim. Sallanırken öyle güze oluyordu ki bunu yapmak. Bir süre öylece kaldım. Saçlarım boşlukta havalanıyordu. O anda sıcak bir tenin boynuma aktığını hissettim. Oha! Poyraz az önce dudaklarını boynuma bastırmıştı. O! O boynumu mu öpmüştü ? Kafamı hemen kaldırdım ve Poyraz'a baktım. Şaşırmış gözlerle onu izlerken bir anda beni olduğum salıncaktan alıp kendine çekti. Onun yaptığı şey beni daha da şaşkına uğratıyordu. Beni tutup hiç zorlanmadan kucağına aldı. Bacaklarım şuan onun belini sarıyordu. Yüzüm ona dönüktü. Biz ne ara bu Pozisyona gelmiştik !! Poyraz'ın sıcak nefesi yüzüme vururken saçlarımı tutmaya çalışıyordum. Çünkü rüzgardan uçup duruyorlardı. Poyraz ellerini yüzüme getirdi ve saçlarımı başımın hemen sağ tarafımda topladı. Neredeyse 5 dk'dır şaşkınlıktan ağzımı açamıyordum!

'' O gün ne yapmıştın biliyor musun ? '' dedi saçlarımı kulaklarımın arkasına ittirirmeye çalışırken. Başımı iki yana salladım. Gülümsedi ve bana sıkı sıkı sarıldı. Öyle sıkı sarılmıştı ki anlatamam. Başını omzuma gömmüştü. Ve öylece sarılıyordu..

'' Başını omzuma yaslamıştın ve doğum günümü kutlamıştın. ''dedi boğuk sesiyle. Doğru öyle yapmıştım değil mi ? Ama o zamanlar ondan nefret etmiyordum işte.

'' Evet. '' dedim kısık sesle.

'' Sende bana sarılır mısın ? '' dedi hiç beklemediğim bir ses tonuyla. Şefkatli bir ses tonu vardı. Ne yapacağımı bilemez halde öylece kala kaldım. Ona sarılacak mıydım ? Ona her ne kadar git sana Volga sarılsın demek istesemde bir şey demedim. Öylece durdum. Bu durumdan rahatsız olarak yerinden kıpırdandı ve yüzüme baktı.

'' Hazan seni zorla dağ evine götürmüştüm hatırlıyor musun ? '' dedi gözlerini gözlerime dikerek. Evet. hatırlıyordum. Zorla götürmüştü. O gün onunla aynı koltukta sarılarak yatmıştım hatta. O da zorlaydı da neyse. Tabi sonu kötü bitmişti.

'' Evet hatırlıyorum '' dedim fısıldayarak.

'' O gün bana sarılmak istememiştin. Hatta kalkıp gitmiştin.Uyuyakaldığında seni geri koltuğa yatırıyordum dışarı çıkmak için hamle yapmıştım ama sen beni kolumdan tutup geri yatağa çekmiştin. Uyuyordun.Kabus görüyordun. Ne yaptığının farkında değildin. Mırıldanıyordun ve birine sarılmaya ihtiyacın vardı. Geri adım atmadım ve yanına yattım. Bana öyle sıkı sarılmıştın ki.. Ağlıyordun Hazan.. Bir sürü tanımadığım isim sayıyordun ağlarken.. Bana bir daha öyle sarılacak mısın bilmiyorum.. Söylesene sarılacak mısın ? '' Poyraz'ın söylediği şeyleri ağzım açık dinlerken öylece kalakaldım.

'' Sen böyle davrandıkça sana gülümsemeyeceğim bile. '' dedim acımasız bir sesle. Ve kendimi ondan geriye çektim. Ama o beni daha da sıkı sardı.

'' Sen bana şimdiye kadar diğerlerine güldüğün gibi gülmedin ki zaten. '' dedi daha da sıkı sarılarak. Ne olmuştuda bana böyle davranıyordu. Dengesi adam. Tam bir dengesizdi.

'' Biliyor musun Poyraz ? Çok dengisizsin. '' dedim kendimi tutamayarak. Beni kendinden biraz uzaklaştırdı ve yüzüme baktı. Tek elimi alıp kendi kalbine götürdü ve sıkıca bastırdı.

'' Sol tarafıma fazla baskı uyguluyorsun. Ondandır. '' Poyraz'ın garip davranışları arasından onun gerçek kişiliğini bulmak istedim. O gün yatakta resmen benimle dalga geçmişti. Sevdiği kadın zırvalıklarıyla. Şimdide mi aynısını yapıyordu ? Buna emin olamazdım. Elimi hemen geri çektim ve ona ölümcül bir bakış attım.

'' Söylediğin hiçbir şeye inanmıyorum. Benimle yine dalga geçiyorsun. Her zaman aynı şeyi yapıyorsun. Sıkılmadın değil mi ? '' dedim sesimi yükselterek. Gözleri alayla parladı. İşte biliyordum. Yine aynısını yapıyordu.

'' Ama seninle uğraşmak hoşuma gidiyor Hazan Karasu . '' dedi eski haline geri dönerek. Yine zırvalamıştı işte. Aptal adam.

'' Benim hoşuma gitmiyor ama. Aptal mısın sen ? '' dedim ve omzuna vurdum. O anda bileğimi yakaladı ve her ne halt yediyse beni de kendisinide şişme parkurun üstüne düşürdü. Salıncaktan düşmüştük ve şişme parkura resmen gömülmüştük. Sadece duruşta bir sorun vardı. Çünkü Poyraz şuan benim üstümde duruyordu.

'' Çekil üstümden '' dedim göğsünden iterek.

'' Neden?  '' dedi sırıtarak.

'' Piç herif. Kalk üstümden. '' dedim ve neyseki çok zorlamadan üstümden kalktı. Parkurdan indim. O da peşimden geliyordu. Kolumdan sıkıca tuttu ve kendine çekti. Beni gördüğü anda elleri gevşedi. Çünkü ağlıyordum. Ellerimi yumruk yaptım ve son gücümle göğsüne vurdum.

'' Senden. Nefret.Ediyorum. '' dedim tüm kelimeleri vurgulayarak. Arkamı döndüğümde içinden biliyorum diye mırıldanıyordu. Oradan hemen uzaklaştım ve eve girdim. Yine beni altüst etmeyi başarmıştı aptal adam...

-,-


Continue Reading

You'll Also Like

122K 1.3K 18
Aşkın kendisini bulacağına hiçbir zaman inanmamış bir kadın, Defne; ruhunu hırpalamak yerine iyileştirmeyi seçen bir adamla tanıştığında hiç tanıdık...
203K 11.6K 27
Derin, üniversiteye giden abisinin evine bir süre kalmak için gider fakat abisinin ev arkadaşlarıyla birlikte yaşadığından habersizdir. 6 erkekle ayn...
3M 120K 40
Aydeniz.. Annesinin ölümü ile kendini kaybeden babasının, şiddetine maruz kalan, okuduğu üniversiteyi bitirmesiyle kaçmak zorunda bir kız.. Daha genç...
8.8M 397K 65
"İkimizde biliyoruz ki, er ya da geç benimle evleneceksin. Ve bu zorunluluktan olmayacak!" "Başlangıç: 12 HAZİRAN 2016 Bitiş: 18 EKİM 2019" ...
Wattpad App - Unlock exclusive features