《48》FİNAL-3 Bediz-Pars

1.9K 123 161
                                    

Bediz'den...

Drama Salonunun balkonlarından birine oturmuş boş sahneyi izlerken demirin aralığından soktuğum bacaklarımı ileri geri sallıyordum.

Erva yoktu, Ahenk Utku ile -ki hala adının Tutku olması gerektiği hakkında kuvvetli tezlerim vardı- beraberdi, Zümrüt Polat'la olanlardan sonra garip davranıyordu ve aşk acısı çeken bir Eftalya ile aynı ortamda bulunmayı reddettiğimden kendimle takılmak zorunda kalmıştım. Bu tabii ki harika bir şeydi bana bayılırdım! Ama şu an çok sıkıcıydım.

Kapının açılma sesi -muhtemelen yağlanmadığı için çığlık atar gibi bir ses çıkartmıştı- geldiğinde arkamı dönmedim.

Kesinlikle Ahenk beni terk ettiği için pişman olmuştu. "Geldin mi iki gözümün çiçeği? Biliyordum ben Tutku ile gidip beni yalnız, ıssız, soğuk ve karanlıkta bırakmayaca- Uh sen miydin?"

Paris birkaç geniş adımla yanıma geldiğinde ofladım. Pekala hiçbir şey değişmemişti.

Cevap vermedi ve aramızda bir kişilik boşluk olacak şekilde yanıma oturdu. Bacaklarını da tıpkı benim gibi aşağı sarkıtmıştı. Yerleşmesini tüm memnuniyetsizliğimle izledikten sonra tıpkı onun gibi boş sahneye döndüm.

"Burada ne yapıyorsun?" dedi hâlâ ısrarla sahneyi izlerken.

"Saldırgan bir psikopat olup etraftaki her şeyi parçalamamak için beni ne idare eder onu düşünüyorum."

"Ben." dedi hızlıca.

"Ha?"

Omuz silkti. "Alay ediyorum."

"Pekala" dedim tüm sesli harfleri uzatarak, "Şimdi heyacanla gideceğin kısmı bekliyorum."

"Ben rahatsız değilim." dedi yerde yayılarak. Yerin pis olması ikimizin de umrunda değildi. "Eğer öyleysen sen git."

Gözlerimi kısarak ona baktım ve tıpkı az önce yaptığı gibi yerde yayıldım. "Hayır sen gideceksin."

"Sen." dedi ve alnını trabzana yasladı.

"Hayır sen."

"Sen." dedi başını kaldırmadan.

"Hayır sen ve bil diye söylüyorum buna sonsuza kadar devam edebilirim."

"İkimiz de gitmeyelim o zaman?"

"İkna oldum."

Zaten hayalet gibi bir şeydi varlığı bana bir şey kaybettirmezdi. Ani farkındalıkla gözlerim şokla açıldı.

Hayalet!

Paris hayalet olabilir miydi?

Elimi omzuna vurduğumda başını kaldırdı. "Gitmediğim için şiddet mi uyguluyorsun?"

"Hayır, hayalet olmadığından emin olmam gerekti."

'Şimdi bunun konumuzla alakası ne Bediz?' konuşması yapmasını bekliyordum ama beni yanılttı.

"Sence hayalet olsam nasıl görünürdüm?" dedi gereksiz bir heyecanla.

"Ölü."

"Bahse varım Kanlı Baron olurdum." dedi beni hiç de umursamayarak. Nihayet gözlerini sahneden alabildiğinde ekledi. "Ve sen de benim Gri Leydi'm olurdun!"

"Az önce beni öldürmek istediğini itiraf ettin!"

Kaşlarını çattı. "Pekala, sen bile bu kadar aptal olamazsın."

Dene beni!

"Peeves olurdun." dedim onu özellikle duymazdan gelerek.

Evet, iflah olmaz bir saplantıyla kafayı bozduğunuz popüler kültür ögelerini düşmanınızla bile konuşabilirdiniz.

Yatılı OkulHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin