Okumaya başladığınız tarihi yazabilirsinizz
Keyifli Okumalar
Eray, dikkat çekici bir gençti.
Alnına dökülen sarı dalgalı saçları, açık renk gözleri ve keskin yüz hatlarıyla her zaman beğenilen biri olmuştu. Uzun boyu, sportif vücudu ve insanlarla çabucak iletişim kurabilmesine rağmen fazla ilişkisi olmamıştı.
Düzensizdi, dağınıktı, kalabalık ve kargaşadan hoşlanan garip bir yapısı vardı. Tanısa da tanımasa da kavga ettiğini gördüğü herkesin yanına koşup, olayın içine bir şekilde dahil olurdu. Ailesinin 'En azından bugün sorun çıkarma.' uyarıları onu hiçbir zaman engelleyemez, adeta mıknatıs gibi tüm belayı üzerine çekerdi. O bu durumdan şikayetçi değildi. Çünkü sinir bozucu derecede umursamazdı.
Küçüklükten beri gelen bu hiperaktif yapısını değiştiremeyen, ona söz geçiremeyen babası çeşitli kurslara yazdırmış, en azından elinde iyi yapabildiği bir becerisi olsun istemişti. Hayatının sonuna kadar aylak aylak gezmesinden korkarak büyütmüştü oğlunu. Lakin Eray herkesi şaşırtmış, bu tedirginliklerini boşa çıkarmıştı. Babasının korktuğu gibi derslerin huzurunu kaçıran o huysuz çocuk olmamıştı.
Lisede ergenliğin verdi agresiflikle artan kavgalar ve şikayetler ailesinin yıllar önce kurtulduğu tedirginliği tekrar gün yüzüne çıkarmıştı. Bu sefer ortaokuldaki kadar şanslı olamamıştı Eray, her günü bir kavga, her günü bir kargaşa olan lise dönemini zar zor bitirmiş ve haliyle üniversite sınavını kazanamamıştı. Zaten onun tembel bünyesi birkaç sene daha okumayı kaldıramazdı. Bu durumu kafaya takmıyordu.
Arkadaşının son hızda kullandığı araba evlerinin bulunduğu sokağa gelince yavaşlamıştı. Müziğin sesini kısıp, sonuna kadar açık camları örtmüşlerdi. Arabadan inip 20 yıldır yaşadığı apartmana girdi. Omzundan düşmek üzere olan spor çantası beraberinde tişörtünün yakasını kaydırmış, bordo tişörtün beyaz boynunu epey açıkta bırakmasına neden olmuştu. Saçlarının arasından sızan terlere bakılırsa yüzü hala kızarıktı. Uzun uğraşlar sonucunda anahtarını bulup evin kapısını açtı. Ayakkabılarını çıkartıp içeri girerken düşük bel gri eşofmanını yukarı çekiştirdi.
"Merhaba sayın Acar ailesinin kıymetli üyeleri." her zamanki gibi enerjik bir giriş yapmak istemişti ama karşısında bu kadar büyük bir kalabalık görmeyi beklemiyordu Eray. En baştaki tekli koltuklarda babasıyla beraber oturan şık giyinimli bir amca, hemen karşısındaki sarışın kadın ve muhtemelen kendisi gelmeden hemen önce gitmeye hazırlanan genç adam, pür dikkat ona bakıyordu. "Ne oluyor?" siyah çantasını yere atıp umursamaz ifadesiyle annesine baktı. "Altın günü falan mı?"
Annesinin uyarıcı bakışlarından ne çıkarması gerektiğini bilmiyordu. En iyisinin odasına gitmek olduğunu düşünürken karşısındaki adamın bakışlarını fark etti. Tişörtü kaydığı için açılan boynuna bakıyordu. Tişörtünü çekiştirerek düzelttiğinde adamın bakışları gözlerine çıkmıştı.
"Haber vermemiş miydiniz?" diye sordu sarışın kadın.
"Bu sadece bir tanışma diye...ona daha sonra açıklayacaktık."
"Neyi açıklayacaktınız anne?" kadın ayağa kalkıp lacivert elbisesini düzelterek oğluna doğru ilerledi.
"Seni misafirlerimizle tanıştırayım Eraycığım." oğlunun koluna girip orta yaşlardaki kadın ve adamı nazikçe işaret etti. "Mehmet Bey ve eşi Süreyya Hanım."
"İsimlerine bakılırsa zenginler." her zamanki sevimli gülüşlerinden birini takındı Eray. Annesi kimseye çaktırmadan kolunu sıkmış ve yüzündeki alaylı ifadeyi silmesini sağlamıştı.
"Bak, Bu da oğulları Dağra." derken geldiğinden beri kendisini izleyen adama baktı Eray. Siyah boğazlı badinin üstüne aynı renk kaşe kaban giymiş, zaten yapılı ve heybetli vücudunu daha büyük göstermişti.
"Bu konuda ne düşündüğümü biliyorsun anne." Esra Hanım oğlunun bir şeyleri anladığını sansa da bu çok uzun sürmedi. "Gereksiz bilgi verme, hafızam doluyor."
"Çok da şakacı." deyip güldü Süreyya Hanım, müstakbel damadını gözü tutmuştu.
"Beni ilgilendiren bir şey olmadığına göre odama gidiyorum." Eray'ın bu söylediğine hafifçe güldü parlak gözlü adam. Gerçekten hiçbir şeyden haberi yoktu bu çocuğun!
"Aslında seni de ilgilendiriyor." diye korka korka mırıldandı Esra Hanım.
"Öyle mi?" annesinden uzaklaşıp ellerini gri eşofmanının cebine yerleştirdi. Bu gereksiz sessizlik can sıkıcı olmaya başlamıştı. "Neden ilgilendiriyormuş beni?"
Eray, kesinlikle zeki bir gençti, ama kendi başına geçinemeyecek kadar sorumsuz ve umursamazdı. Her Allah'ın günü gelen borç kağıtlarından ve başına sardığı o kılıksız arkadaşlardan çok sıkılmışlardı. Büyüdükçe hiçbir şey değişmiyor, daha büyük belalara bulaşıyordu. Bu yüzden tek çözümün onu evlendirmek olacağı kanaatine varmışlardı. Onun aksine olgun, sorumluluk sahibi ve ciddi bir adamla.
"Hemen sinirlenmeni, tepki göstermeni istemiyorum oğlum. Biz sadece senin iyiliğini istiyoruz." dedi oldukça olağan bir şey söylüyormuş gibi. "Evleniyorsun."
**
Merhabalar
Kurgunun büyük bir çoğunluğunu kafamda tamamladım, çok sevimli olacağını düşünüyorum
İlk bölüm tanıtım bölümü gibi olsun istedim, diğer bölümler Eray'ın bakış açısından yazılacak
Kendinize iyi bakıın
ig: xmavigollge
ESTÁS LEYENDO
Kocacığım • [b×b]
Ficción General[Tamamlandı] Oğullarının başlarına açtığı sorunlardan sıkılan ebeveynleri, çareyi evlendirmekte bulurlar. 🌈 Herkesin eşit haklara sahip olduğu bir dünyada geçmektedir.
![Kocacığım • [b×b]](https://img.wattpad.com/cover/245733432-64-k665258.jpg)