Alev...

5.2K 394 391


Herkese İyi akşamlar,
İlk bölümde yaptığınız yorumlarla beni çok mutlu ettiniz... Çok teşekkür ederim. İş için şehir dışındayım bölüm aceleye geldi hatalarım varsa uyarın ve affedin lütfen...

Sevgiler...

Merhaba,
Ben Alev bu hikâyenin asıl kızlarından biriyim. Çilek Kız düzenleme yapıyor sıra benim düzenlememde bakalım neler olacak...

Bölüm 2

Alev

Ben Alev, 32 yaşındayım. İyi derece Almanca ve İngilizce biliyorum. Tan Holding'de 7 yıldır yönetim kurulu asistanıyım.

Fransız bir anne ile Türk bir babanın göz bebeği tek çocuklarıyım. Aşkı onlardan öğrendim. Gelin size biraz ailemden ve Türkiye'ye de yaşamaya başlama sebebimi anlatayım...

İşten çıkmış trafikte evime giderken her zaman dinlediğim radyoda çalan ezgilerle 'Ah aşk sen beni anne babamdan ayırıp bu topraklara getirdin. Peki, bir gün tekrar âşık olabilecek miyim acaba?' diye düşündüm.

Yıllarca anneannem ve babaannemden dinlediğim  aşkın görüntüleri bir film sahnesi gibi gözlerimin önündeydi. 'Almanya'da Türk bir baba ile Fransız bir annenin büyük aşkının meyvesi olarak dünyaya geldim. Babam Arif'in ön büro şefi olduğu otelde stajyer ön büro memuru olarak işe başlayan Annem Nicole, kısa bir süre sonra Şefine âşık olduğunu anlamış ama bu aşkın tek taraflı olduğunu düşünürmüş her zaman... Babam diğer stajyerlerden çok anneme iş verir ve hata yaptığında çok kızarmış. Annemin stajının bitmesine bir ay kala babamın iş çıkışı biraz yürüyelim mi teklifine annemin evet demesi ile biz olma yolunda ilk adımlarını atmışlar. 1 yıl boyunca flört eden annem ve babam ailelerine evleneceklerini açıkladıklarında beklenenin aksine destek görmüşler. 1975 yılının haziran ayında evlenmişler. Evliliklerinin 8. yılında benim gelişim ile ev bayram yerine dönmüş. Annem gibi nisan ayında doğan bana babaannemin isteği doğrultusunda Ayşe Alev adını takmışlar. Aile içinde Ayşe'yim ama sosyal hayatta Alev'im.

Bu arada tam bir boğa burcuyum, inadım meşhurdur. Ailem dil konusunda beni hiçbir zaman sıkmamıştır. Annem Fransız, babam Türk ve evimizde İngilizce konuşulur. Okulda Almanca ve babaannem sayesinde Türkçe konuşurum. 10 yaşında tek başıma anneannem ve dedemi ziyarete Fransa'ya gittim. Amacım sevdiklerim ile iki ay tatil yapıp Fransızca öğrenmekti. Ama anneannemle gezerken kayboldum. Kime İngilizce ya da Almanca yol sormaya kalksam insanlar Fransızca cevap verince çok sinirlenip beni bulan polislere "Annem Fransız ama size inat Fransızca öğrenmeyeceğim!" diyerek ağlamıştım. Karakola beni almaya gelen anneannem ve dedeme "Ben evime gidiyorum. Fransızca öğrenmeyeceğim." dediğimde ikisi de gülerek "Tamam." demişti. Ne de olsa torunlarının huyunu biliyorlardı.

Her iki ailenin tek torunu, hem de kız olduğumdan, göz bebekleriyim. Her isteğim emir kabul edilir. Hatta halam bu dünyada torun olmak varmış diye beni kıskanırdı. Halam, annem ve babam evlendikten 2 ay sonra doğmuş. Halamdan çok benim arkadaşımdır. Ben oldukça sosyal, birazda ayran gönüllüyümdür. Çeşitli dans dersleri, piyano ve yan flüt dersleri aldım kısa süreli. Ama bitmeyen en uzun süren sevdam savunma sporları oldu. Hâlâ haftanın en az iki günü üyesi olduğu spor kulübünde kick boks maçı yaparım. İşte ben ve güzel ailem.

Bu İstanbul trafiğinden bıktım artık diye düşünürken radyoda çalan şarkının nakaratını duyunca ağlamaya başladım. Bir yandan şarkıya eşlik ederken bir yandan da size kırık bir aşk hikâyesi anlatayım...

www.askiariyorum.comBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!