Gelin odasından çıkıp kapıyı ardımdan kapattıktan sonra kapıya yaslandım. Elimi hızla atan kalbimin üzerine koyup titrek bir nefesi ciğerlerime yolladıktan sonra 'Bunu Lale için yapıyorsun,' diye kendime hatırlatma yaptım. 'Lale için, mutluluğu için, Lale için, mutluluğu için...'
Gökhan'ın 'Kapının önünde ne yapıyorsun?' diye soran kaba sesiyle irkilerek gözlerimi araladım. Gelinliğinin altına rahatça koşabilmek için bez ayakkabılarını giyen Lale'nin kocasını karşımda görmek soğuk olan ellerimin daha da buz kesmesine neden oldu.
Lale'yi birazdan düğünden kaçıracağım da ondan gerginim, diyemeyeceğim için sırıtmaya çalışarak 'Düğün heyecanı işte,' diye geveledim.
Gökhan sırıtarak başıyla onaylarken elini kapı koluna doğru atmasıyla 'Ne yapıyorsun?!' diye bağırdım. Gökhan bağırışıma şaşkın bir halde 'Karımı göreceğim,' dedi. Lale'nin konuşmalarımızı duyup Gökhan'ın burada olduğunu anlaması için daha yüksek sesle 'Lale'yi göremezsin Gökhan!' diye bağırdım. 'Düğünden önce gelini görmek uğursuzluk getirir, hiç duymadın mı?!'
Yüzünü buruşturup parmağının ucuyla bıyıklarını düzelttikten sonra 'Şu saçma gavur adetlerini nereden çıkarıyorsunuz?' diye sordu. 'Ayrıca nikahımız kıyılırken Lale'yi gelinliğe benzeyen bir elbiseyle görmüştüm. Yani bir uğursuzluk olabileceğine inanmıyorum.'
Çok yakında inanacaksın, diye düşünüp kahkaha atmaya başladım. Lale masadan uzaklaşmaya başladığı an Gökhan'ın bu konuşmayı hatırlayıp hatırlamayacağını düşündüm. Gökhan'ın garip bakışları nedeniyle kahkahamı sonlandırıp 'Ben yine de Lale'ye bir sorayım. Bekle,' diyerek kapıyı hafifçe açıp kendimi aralıktan içeri bıraktım.
Lale gelinliğinin kabarık eteğini dizlerine kadar çekmiş ayakkabılarının iplerini bağlıyordu. Rahat bir tavırla 'Ne istiyormuş Gökhan?' diye sordu.
Lale'nin bu rahatlığı benim omuzlarımı daha da ağırlaştırıyordu. Elimi terleyen alnıma atıp 'Seni istiyor geri zekalı!' diye bağırdım. 'Seni görmek istiyor. Yanında durmak istiyor!'
Sakin bir tavırla ayağa kalkıp gelinliğinin eteğini düzeltti. Kahverengi buklelerini arkaya atıp omuz silkerek 'İyi gelsin,' dedi. 'Ayakkabılarım belli olmuyor, değil mi?'
Düz bir şekilde ona bakarken Gökhan'ın kapıda beklemesi beni geriyordu. Bacaklarım, kollarım ve hatta kalbim bile titrerken elimi kalbime atıp 'Ben galiba kriz geçiriyorum,' diye fısıldadım. Lale bir an endişeyle yanıma gelip koluma girdikten sonra biraz önce kalktığı bordo kadife koltuğa beni oturttu. 'Yemin ederim öleceğim Lale. Bunun tek sorumlusu sensin, duydun mu? Eğer ölürsem tek sebebi tek sorumlusu sensin!'
Gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıp 'Hadi ama Deniz,' dedi. 'Her şey bir saat sonra bitmiş olacak. İşin azıcık eğlenceli tarafını görmeye çalışsana...'
Nabzıma baktığı bileğimi sertçe çekip kahkaha atmaya başladım. 'Demek eğlenceli tarafını görmeye çalışayım?' derken ipleri koparmış gibi gülüyordum. Lale gülerek benim sinir krizi geçirmeme bakarken bir anda ciddileşip işaret parmağımı ona doğrulttum. 'Geri zekalı! Bir saat sonra her şey bitecekmiş! Asıl her şey o zaman başlayacak! Muhtemelen babanın tansiyonu tavan yapacak, annenin şekeri kim bilir kaça fırlayacak! Gökhan'ın ailesine ne olacak? Hani o çok sevdiğin kaynanan ve kayınpederin? Bütün konuklar peşimize takılacak! Ah Lale hepsi peşimizde olacak...'
Başımın iki yanından sıktığım ellerimi tutup 'Deniz sakin ol biraz,' diye mırıldandı. 'Bak kriz geçireceksin ve benim senin sağlam haline ihtiyacım var!'
YOU ARE READING
Bir Susam Deniz (Düzenleniyor)
General FictionBen, Deniz Gürsoy. Yirmi sekiz yıllık kısacık ömrümde sadece bir kez aşık oldum. Kalbim sadece bir kişi için atıyor, bir kişinin yanında hızlanıyor ve ben kalbimle gurur duyuyorum. Aciz bedenimin umutla şekil aldığını ve hayallerle nefes aldığımı şu...
