BÖLÜM 35; KLİŞELER
Tuğçe Erdem.
"Şu an bu klişeyi yaşadığıma inanamıyorum."
Valizin yanına çökmüş giymek için düzgün bir pijama takımı ararken kendi kendime söylenmekten geri durmuyordum. "Bu klişe de ancak beni bulurdu." Bir haftalığına geleceğimiz için sadece iki çift pijama takımı getirmiştim. Her ikisi de askılı bluz ve şorttan ibaret olan fazlasıyla açık takımlardı. Onları giyemezdim çünkü bu gece Tayfun'la aynı odayı paylaşmak zorundaydım.
Buraya gelirken üç oda ayırtmıştım. İki tanesi ikili bir tanesi ise tekli odaydı. İkili odalardan birisi Gökalp'in rahat durmayacağını, mutlaka bir yolunu bulup geleceğini tahmin ettiğimden Alara ile kalmaları içindi. Olur da peşine abim de takılırsa ya ben ve abim ikili odada kalacaktık ya da abim tekli odaya gidecekti. Tayfun'u hiçbir şekilde hesaba katmamıştım çünkü doğrusunu söylemek gerekirse ben varım diye geleceğini düşünmemiştim. Onu son anda ektiğim için kendince bana kızgındı.
Şimdiyse biz akşam yemeğinde restaurantta oyalandığımız için Esin bizden önce tek kişilik odaya çıkıp çoktan uyuyakalmıştı. Gökalp ve Alara yemekten sonra sahilde yürümeye gittiklerinden ortada yoklardı. Gelseler bile ikisinin farklı odada kalmayı kabul etmeyeceklerinden emindim.
Tayfun'un, "Çok söylendin Tuğçe," dediğini duydum. En son duşa girdiğini bildiğim için odanın içinde rahat bir şekilde takılıyordum. Belli ki çıkmış ve beni duymuştu. "Ben sanki meraklısıymışım gibi davranmayı tahminen ne zaman kesersin?"
Onu duymazlıktan gelerek seçtiğim pijama takımından birini elime alıp çöktüğüm valizin yanından kalktım. Kapağını kapatıp fermuarını çektim ve arkamı dönmüştüm ki Tayfun'u birkaç adım uzağımda ıslak siyah saçlarını beyaz bir havluyla kurularken buldum.
Bakışları doğrudan yüzümde olduğu için göz göze gelmemiz çok uzun sürmedi. Koyu renk gözleri bayık bakışlarla yüzümü incelerken suratımda mimik oynamaması için kendimi kasmaktan yüz felci geçirecektim.
Yanından geçerken, "Yerde yatacaksın," dedim. Banyoya girip kapıyı hızlı bir şekilde örttüğümde odadan gelen sesini duydum. "Pardon?" diye bağırdı. "Ben buraya yerde yatmaya mı geldim?"
"Beraber mi yatalım Tayfun? Onu mu istersin?"
Yemeğe inmeden hemen önce duş aldığım için tekrar duşa girmeye gerek duymadan üstümdeki kıyafetleri çıkarmaya başladım. "Yerde yatmayı istemediğim kesin." Kapının önüne geldiği daha net ve yakından gelen sesinden belli oluyordu.
"İyi," dedim tişörtümü çıkarırken. "Ben yerde yatarım."
"Belin tutulur."
"O zaman sen yat."
"O zaman da benim belim tutulur."
En sonunda, "Ay Tayfun!" diye çıkıştım. "Bir karar ver sen de."
"Ben sporcu adamım. Belimin tutulması kariyerimi bitirebilir," dediğinde abartısına karşı gözlerimi devirdim. Abartı yaptığının kendisi de farkındaydı ama geri adım atmıyordu.
"Sen yatakta yat. Ben yerde yatarım."
"Olmaz," dedi. "Ben centilmen bir adamım. Ben yatakta yatarken senin yerde yatmana göz yumamam." Üstümden çıkardığım kıyafetleri katlayıp banyonun kapısını açtım. Bir hışımla çıkacakken Tayfun hemen kapının önünde olduğu için bedenimin onunkine çarpması kaçınılmaz oldu. Yüzüm göğsüne gömülecekken son anda boştaki elimi göğsüne yaslayarak buna engel oldum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÇİZGİ İHLALİ
Teen FictionPukka yayınları aracılığıyla kitap oldu! Alara Yılmaz babasının antrenörlüğünü yaptığı milli erkek voleybol takımının kaptanına aşık olur... '300423
