41. KIRIK KOL

74.6K 6.1K 2.9K
                                        

BÖLÜM 41; KIRIK KOL

The Verve – Bitter Sweet Symphony.

Bir aptallık yaptığımda o aptallığa üzülmekten çok insanların bana ne kadar aptal olduğum hakkında söylenmelerine üzülüyordum. Eğer bir hata yaptıysam bu beni zaten hiç olmadığı kadar üzerdi. Ben zaten kendimi yeterince suçlardım. Bir başkasının da bana bunu yapması kendimi berbat hissetmeme neden oluyordu.

Arda'nın evine tek başıma gitmemin bir delilikten ibaret olduğunu biliyordum. Sağlam kafayla asla yapmayacağım bir şeydi ama gözümü öfke bürümüştü. Gökalp'in bir süre voleyboldan uzak kalacağı gerçeği canımı acıtıp buna sebep olan kişiye olan öfkemi tetiklemişti. O an için gözümde yapılabilecek en doğru şey bu gibiydi. İkinci kez düşünmeden Arda'nın evine gittiğimde onun ne kadar tehlikeli birisi olduğunu hesaba katamamıştım.

O an benim için korkunçtu. Hâlâ tüylerim diken dikendi.

"Gerçekten aklım almıyor Alara. Sen oraya bize haber vermeden nasıl tek başına gidebilirsin?"

Arda'nın evinden çıkmış, hastaneye gelmiştik. Şimdiyse asansördeydik ve Tuğçe'nin söylenmeleri hâlâ bitmemişti. Her iki cümlede bir aptallığımı yüzüme vuruyordu. O böyle konuştukça ben yerin dibine gömülmek istiyordum.

"Ya biz gelmeseydik? O zaman ne olacaktı?" Gözlerini yüzüme sabitlemişti ve bana dik dik bakıyordu. Resmen bakışlarının altında eziliyordum ve gözlerim Tuğçe dışında her yerde geziniyordu. "Yaşanacakları düşünebiliyor musun Alara?"

Tayfun, "Tamam," diyerek araya girdi. "Sen de daha fazla kızın üstüne gitme. O da korkmuş. Baksana, yüzünden belli."

Nasıl bir haldeydim bilmiyordum ama korktuğum kesindi ve Tuğçe de söylenip durdukça korkum azalmak şöyle dursun, Arda'nın evinden çıkalı neredeyse bir saat olmasına rağmen daha da artıyordu.

"Üzerine gidiyorum ki bir daha böyle salaklıklar yapmaya kalkışmasın. Akıllansın. Her zaman bugünkü kadar şanslı olacak diye bir şey yok."

"Arda'nın öyle bir şeyi yapmayı aklından geçirmesi benim suçum mu?" Böyle bir durumda tek suçlu bunu yapmaya yeltenen psikopat olurdu.

"Ben seni suçladım mı Alara?" Bu esnada asansör durdu ve kapısı açıldı. Üçümüz beraber asansörden inerken Tuğçe konuşmaya devam etti. "Farkındaysan neden gittiğini bile sorgulamadım çünkü seni anlıyorum ve sen yapmasaydın bunu ben yapardım. Ama öyle bir psikopatın evine tek başıma gitmeye kalkışmazdım. Yanımda mutlaka biri olurdu. Sana kızdığım nokta bu. Sen bu işe tek başına kalkıştın."

"O an doğru düzgün düşünemedim."

"Farkındayım. Tekrar böyle bir hataya düşme diye senin üzerine geliyorum. Kötülüğünü düşündüğümden değil." Sesi artık daha ılımlıydı ve az önceki gibi suçlarcasına çıkmıyordu. Bağırmıyordu da.

Koridorda aynı anda durup birbirimize döndüğümüzde Tuğçe bakışlarıyla yüzümü taradı. Hemen ardından omuzlarını düşürerek, "Gel buraya salak kız," dedi ve kollarını bedenime sardı. Tuğçe'ye sıkıca sarılırken bu gece yaşananları zihnimden defetmeye çalışıyordum. Belki başta ben de Arda'ya karşı ağır konuşup ailesini işin içine katmıştım ama devamında kalkıştığı o iğrenç eylemden sonra kendimi bu konuda asla suçlamamaya karar vermiştim. Sütten çıkmış ak kaşık olmasam da en azından onun kadar kötü birisi değildim.

Tuğçe'yle birbirimizden ayrıldığımızda gözlerim koridorun sonunda kalan odaya doğru çevrildi. Biz sarılırken yanımızdan ayrılan Tayfun'u ve başından beri burada olan Yunus'u babamla konuşurken görünce babamın hangi ara olaydan haberi olduğunu merak etmeden duramadım. Tuğçe kafamdaki soru işaretlerini hissetmiş gibi, "Yunus haber verdi," dedi. "Takımın antrenörü olarak oyuncusunun durumundan ilk haberdar olması gereken kişilerden biri."

ÇİZGİ İHLALİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin