21. ŞANS ÖPÜCÜĞÜNDE DEĞİŞEN ROLLER

125K 9.7K 2.9K
                                        

BÖLÜM 21; ŞANS ÖPÜCÜĞÜNDE DEĞİŞEN ROLLER

Resmi olarak olmasa da bugün benim için lisans eğitimim son bulmuştu.

Bu sabah üniversite hayatımın son sınavına girmiştim. Bugünkü sınavım dışında final haftam oldukça güzel geçmişti. Bunda, Gökalp gibi dikkat dağıtıcı bir unsurdan bir hafta kadar uzakta kalmanın büyük bir rolü vardı. Ne kadar Gökalp'le aramı bozmuş olsa da bunu tatlıya bağlamıştık ve o bir haftanın getirisi olarak tek bir dersi saymazsak son sınavlarımı başarıyla bitirmiştim.

Günlerden cumaydı. Takımın yine maçının olduğu bir gündeydik ve okulu benden çok önce kapanmış olan Tuğçe ile maçı izlemeye gelmiştik. Yoğun bir okul yılını ardımda bıraktığım gün yapılacak en iyi aktivite tabii ki de sevdiğim çocuğun maçına gelmekti.

Bir de maçtan önce onu görürsem tadından yenmezdi.

Şimdi kafeteryada Tuğçe'yle beraber oturmuş maçın başlamasını bekliyorduk. Maça henüz bir saat vardı.

Can sıkıntısından stalk yapmaya başlamıştım. Gökalp'in hesabı ile başlayıp takımın tüm oyuncularından devam ettikten sonra Tayfun'un hesabında stalkım son bulmuştu. İlk dikkatimi çeken şey ise Tayfun'un takip ettiklerinin sayısındaki azalma olmuştu zira fark edilmemesi mümkün değildi. Birkaç hesabın değil, yüzlerce hesabın takibini bırakmıştı.

Yanımdaki Tuğçe'ye imalı imalı, "Tayfun'un takip ettiklerinin sayısı azalmış," dedim.

Tuğçe göz ucuyla telefonundan bakışlarını ayırıp bana doğru baktı. "Ne yapayım?"

"Bir şey yap diye söylemiyorum." Yüz küsür takip edilene girip birer birer hesaplara bakmaya başladım. "Dikkatimi çekti sadece."

"Umrumda değil."

Yarım ağızla gülerken kendi kendime tabii tabii dercesine kafamı salladım. Tuğçe'yi birazcık da olsa tanıyorsam söylediğinin aksine epey umrundaydı. Hatta şu an telefonundan Tayfun'un hesabına girmiş bile olabilirdi.

Tuğçe'ye, "Üç yüz küsür kişiyi takip ediyordu yüz sekize düşmüş," diye açıklama yaptım. "Şöyle hesapların arasında geziniyorum da çoğunluk erkeklerden oluşuyor. Eskiden hep kızları takip ederdi."

Tuğçe telefonunun ekranını kapatıp masaya bırakırken, "Kime ne anlatıyorsun Alara?" dedi.

"Ben kendi kendime konuşuyorum. Kendi kendimi bilgilendiriyorum. Seni ne ilgilendirir Tuğçe?"

"O günden beri Tayfun aşağı Tayfun yukarı." Tam da dediği gibi günlerdir bütün gündemimiz Tayfun'dan ibaretti çünkü şu sıralar hayatımızda Tuğçe ile Tayfun'un yaşadığı olaydan başka bir hareketlilik yoktu. Gökalp'le ben onlara kıyasla daha sönük alıyorduk ama buna rağmen Tuğçe konuşmayı hep bize çevirerek konudan sapmaya çalışıyordu.

"Tayfun benim kankam," dedim omuzlarımı kaldırıp indirerek. "Ondan bahsetmem gayet normal."

Yüzünde tek bir mimik bile oynamazken gözleri bana ciddiyetle bakmaya devam ederek, "Öyleyse benim yanımda bahsetme," dedi.

"Tayfun'dan nefret ediyormuş gibi davranman çok anlamsız, tamam mı? Ne yaşadıysanız ikinizin de isteği ile yaşanmış. En az onun kadar sen de istemişsin ama sanki tüm suçlu Tayfun'muş gibi davranıyorsun." Tayfun'un adını bile duyduğunda yüzünün ifadesi değişiyordu. Ne de olsa Tayfun ona zorla bir şey yapmamıştı. Bu tavırları bana anlamsız geliyordu.

Olayı öğrendiğimden beri, ki üç gün olmuştu, bu konuşma benzer diyaloglarla aramızda onlarca kez geçmişti.

"Alara beni gerçekten anlamıyorsun," dedi inlercesine. "Ben Tayfun'dan nefret etmiyorum. Ondan utanıyorum. Kendini benim yerime koyar mısın? Sürekli yüz yüze baktığın birisiyle yaşamaman gereken bir şey yaşadın. Bunu unutmana fırsat bile tanınmıyor. Eminim ki sen de aynı benim gibi ondan kaçmaya çalışırdın."

ÇİZGİ İHLALİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin