Motorla gelmişti. "Ben kullanayım mı?" dedim. "Hayır." dedi. Suratımı astım. Kaskımı takıp Yiğitin arkasına oturdum. "Sarılsana." dedi. "Sarılmıyacam." dedim. Ani bir şekilde gaza basınca sımsıkı tuttum. "Öküz. " dedim. Gülüyordu. Elim baklavalarına değiyordu sonra da kalbim hızlanmaya başlıyordu. "Çekinme güzelim dokunabilirsin." dedi. Hep böyle yapıp beni daha fazla utandırıyordu. Ellerimi oradan çekip omuzlarını tuttum.

Lojmana girince motordan indik. "Ben eve gidip duş alıp kıyafetlerimi değiştirecem. Gelirim hemen." dedim. "Tamam. Bende seninle geleyim." dedi. Güldüm. "Gel hicbir şeyden eksik kalma." dedim. Kahkaha attı. Kolunu omuzama attı. Birlikte bizim apartmana girdik.

Eve girince "Bugün giyeceğin kıyafetleri ben seçebilir miyim?" dedi Yiğit. "Tamam." dedim. O dolabımı açarken ben de banyoya gittim. 10 dakikalık duşun ardından çıktım. Yiği benim için bi pantolon bir de uzun tişört ayırmıştı. Giydikten sonra tişörtünden uçlarından tutup bağladım. Böyle daha iyi. Yüzüğümü taktım. Saçlarımı da bağlayıp çıktım.

"Aşkım ben hazırım." dedim. "Umay bu üst uzun diye seçtim. Bağla diye değil." dedi. "Ya bir şey olmaz." dedim. Yanıma gelip tişörtümü düzeltti. "Şimdi gidebiliriz." dedi. Dudaklarımı büzdüm. "Büzme öyle öperim bak." dedi kapıya kaçtım. Arkamdan gülüğüne eminim.

Kapıyı kilitledikten sonra aşağı indik. "Öykü ile Defne niye sabahın köründe gitmişler ki?" dedim. Sonra kendi sorumu kendim cevapladım. "Yavukluları orda ondan. İkisi de hatta dördü de nankör. Ben ayarladım. Yüzüme bakan yok." dedim. Yiğit gülüyordu.

Ömerlerin evinin önüne gelince önce Ayazı aldık. "Oo devrem günaydın." dedi. Yumruğunu sıkıp uzattı. "Günaydın tertip." dedim. Bende aynısını yapıp tokalaştırdık. Yiğit garip garip bize bakıyordu. Güldük.

Zile basılı tuttum. "Umay bozdun lan." diyordu içeriden Ömer. "Nasıl da beni tanıyor." dedim. Kapıyı açtı. "Hoşbulduk." deyip girdim. "Hoşgeldiniz." dedi Defne. Gözlerimi kısıp baktım. "Hoşbulduk yenge." dedi Ayaz. Oturduk. "Bunlara bak evde bomba patlasa kalkmazlar. Burada oturmuyorlar." dedim. "Umay yemeği ben yapıyorum  diye hatırlıyorum da." dedi Öykü. Sırıttım. Doğru söze ne denir.

"Hadi gelin kahvaltı hazır." dedi Öykü. "Geliyoruz." dedim. Hepimiz oturduktan sonra sofrayı inceledim. "Bir şey diyecem şu börekleri kim yaptı." dedim. "Öykü yengem." dedi Ömer. "Vay vay vay. Aynı performansı evimizde de beklerim." dedim. "Bu kızın karnı doysa gözü doymuyor. Allah sana yardım etsin enişte." dedi Öykü. Yüzümü astım. "O benimle olsun da ne istiyorsa yapsın." dedi Yiğit. Gülümsedim.

"Ömer biraz örnek al Yiğitten. " dedi Defne. Güldüm. Ömer Defneye dönüp "Bu şehirde çok silah patladı ama ben sana vuruldum." dedi. "Ooo." dedi Ayaz. Defne'nin de yüzü gülüyordu. "Romantikliğe bak sen." dedi Öykü. Ömerin omuzundan ittim. "Az değilsin ha sen." dedim. Saçlarını arkaya savurdu. "İnsan şiire aşık olunca şair olası geliyor." dedi Ömer. Gözleri kocaman olmuştu Defne'nin. "Başka bir şey ister misin yavrum." dedi Ömer. Defne Ömerin kolunun altına girip "Yok aşkım." dedi Defne. "Vay be." dedim.

Hem kahvaltımızı yapıyorduk hem de sohbet ediyorduk. "Yengeler bir şey soracam." dedi Ayaz. "Ben de yenge oluyor muyum?" dedim Ayaza. "Sen ikisi de sayılırsin." dedi. "Ha tamam. " dedim. "Siz bizim odunlarda ne buldunuz da vuruldunuz." dedi Ayaz. "Ömerle çok ortak özelliğimiz var ve kalbi çok temiz." dedi Defne. "Okanın bakışları çok anlamlıydı. Ona vuruldum." dedi Öykü. Okan gülumsedi. "Sen Umay?" dedi Ayaz.

Yiğit'in gözlerine baktım. "Annemle babamdan sonra açılan yaralarımı sardı. En önemlisi beni anladı." dedim. Yiğit'in dudakları kıvrıldı yukarıya doğru. Kimseden ses çıkmadı. Sessizleştiler. Sonra bizimkilere döndüm. "Bakalım seninki neyine vurulacak." dedim. Yüzünü buruşturdu.

Yiğite döndüm hâlâ bana bakıyordu. Yanaklarım kızardı. Kahvaltımız bitince topladık hemencecik. Yiğit'in yanına gidip oturdum. "Yeni gelin bize kahve yap hadi." dedim. "Umay sen çok fenasın." dedi Okan. Kıkırdadım. "Yapayım bari." dedi Defne. "Yavrum benimkine tuz koyma yanlışıkla." dedi Ömer. Defne Ömere ters ters bakıp mutfağa gitti.

"Kahvelerden sonra dışarı mı çıksak." dedi Ömer. "Hayır." dedi Yiğit. "Niye?" dedi Ömer. "Ne zaman dışarı çıksak Umay'a ya bir şey oluyor ya da delilik yapıyor." dedi Ayaz. Güldüm. "Komik mi?" dedi Yiğit. Kaşlarını çatmıştı. Sustum. Hâlâ somurtuyordu. "Sevgilim somurtma korkuyorlar senden." dedim. Sırıtıyordu.

Kahveler gelince aklıma bir fikir geldi. "Defne dur dağıtma oyun oynayacaz." dedim. Hepsi merakla bana bakıyordu. Anlatınca hepsi kabul etti. En çokta Yiğitin hoşuna gitmişti. Ben ve Yiğit Ömer'in anne ve babası olacaktık. Okan ve Öykü de Defne'nin anne ve babası. Ayaz da Defne'nin abisi rolündeydi.

Ayağa kalkıp tekrar içeriye girdik rol icabı. "Hoşgeldiniz." dedi Öykü. "Hoşbulduk dünür." dedim ve kıkırdadım. Biz oturunca Defne gelip bizi öptü. "Gelin bu mu oğul?" dedim. "Evet anne." dedi Ömer. "Hiçte beğenmedim." dedim. "Hanım yeni geldik bi sakin ol." dedi Yiğit. Gülmekten pek konuşamıyordum ama. "Rahat gelebildiniz mi?" dedi Okan. "Geldik dünür." dedi Yiğit. Defne kahveleri getirip dağıttı. "Başlık parası bir milyon istiyoruz." dedi Ayaz. Kahve içiyordum gerçekten boğazımda kaldı. "Güzelim iyi misin? Ayaz ben senin varya." dedi Yiğit. Su içtim. Kendime geldim. "Bozmayın." dedim ve devam ettim.

"Kalk oğul kalk. Bir milyona başlık parası mı olurmuş. Biz sana daha güzelini alırız." dedim. "Anne ya." dedi Ömer. "Siz onun kusura bakmayın. Biz başlık parası istemiyoruz." dedi Öykü. "Anne ben kardeşimi buna vermem." dedi Ayaz. Bi yandan da gülüyordu. "Oğlumuz ne iş yapıyor?" dedi Okan. "Dağda temizlik yapıyor." dedi Yiğit. Güldük. "Maşallah maşallah. " dedi Öykü. "Kızımız ne iş yapıyor?" dedim. "Polisim." dedi Defne. "İyi iyi afferin." dedim. Yüzümü buruşturup Defneye bakıyordum. "Güzelim kötü kaynanalık yapma." dedi Yiğit. Sırıttım.

"Benim oğlum çok değerlidir. Oğlumu üzenin saçını başını yolarım." dedim. "Bizim kızımız da çok değerlidir." dedi Öykü. "Kardeşim evlenince bu kaynananın yemeğine zehir koy ortadan kaldır." dedi Ayaz. "Ne kadar canisin." dedim. "Kaynana sen daha bi cânisin." dedi Defne. "Ömer gör bak gör. Nasıl cevap veriyor. Ayy ben nerelere gideyim." diye diye dizlerime vuruyordum. Yiğit gülme krizine girmişti.

"Baba artık konuya girsek mi?" dedi Ömer. Yiğit tam bir baba edasıyla dik durup boğazını temizledi. "Allah'ın emri peygamberimizin kavliyle kızınız Defneyi oğlumuz Ömere istiyoruz." dedi. "Kızımıza bi soralım." dedi Okan. "Sen ne dersen o babacım." dedi Defne. "Birbirini sevmişler beğenmişler bize de hayırlı olsun demek düşer. Verdim gitti." dedi Okan.

Kapı çalınca Okan kapıyı açmaya gitti. Bende geline laf atıyordum. "Defne benim gibi bi kaynanan olmaz inşallah." dedim. "Amin." dedi.

Salona Okanla birlikte bi kadın ve bi adam daha girdi. Kim ki bunlar?

"Anne? Baba?" dedi Ömer. Oha neyyy!?

____________________________

Beğenip, yorum atmadan geçmeyin😘

Hoşçakalın😍

🐺🤞💞

UMAYWhere stories live. Discover now