KESİT -I

7.7K 589 49



Buzdolabını açtığımda hemen yapılacak tek şeyin hazır çorba olduğunu gördüm. Nasıl yapıldığını bilmesem de elime aldım. Gelmeden önce Menderes'e dolapları doldurmasını söylemiştim.

Menderes...

Benim can dostum, kardeşim dediğim adamdı. Her işimde yardıma koşardı. İlk zamanlarda ona Asya'yı söylememiştim. Kıskançlığım yüzünden hiç kimseye bir şey diyememiştim.

Hazır çorbanın paketine baktım. Arkasında nasıl yapıldığı yazıyordu.

"İyi, zor bir şey değilmiş."

Ömrümde mutfağa girip de bir şeyler yapmamıştım. Asya Hanım'dan başkası da yaptıramazdı. Aç olduğunu bildiğim için içim rahat etmiyordu.

Çorbayı yaptığımda, kaseye koydum. En azından karnını doyursa benim için yeterliydi.

"Asya?" Diye seslendim.

Bakışlarım uyuyan kadını buldu...

Pencerenin önünde uyuyakalmıştı. Başı koltuğa düşmüştü, derin derin nefesler alıp veriyordu. İçim ısınırken tepsiyi kenara koydum.

Ne ara uyumuştu?

Yavaşça onu kucağıma aldığımda uyanır gibi oldu. Telaşla ona baktım, neyse ki uyanmamıştı.

Küçük odaya girdiğimde oldukça sessizdim. Dikkatle Asya'yı yatağa bıraktım ve üstünü örttüm.

Dudaklarımı alnına değdirdim. "Meleksin sen..." Diye fısıldadım. "Bir melek kadar masumsun. Nereden rastladım sana, güzeller güzelim..." Asya'nın uzun kirpiklerini izledim.

Dudakları aralandığında dayanamadım ve küçük bir öpücük kondurdum. Asya'nın dudaklarına küçük bir tebessüm yayılırken güldüm ve burnunun ucunu öptüm.

Daha fazla dayanamayıp onun yanına uzandığımda örtüyü yeniden üstümüze çektim. Asya bana sokulduğunda huzurla gülümsedim.

"Sonunda benim oldun..."

Birden başını benim yastığıma koyduğunda şaşkınca ona baktım. O küçük eli sakallarıma çıkmıştı, hâlâ huzurla uyuyordu. Avuç içini öptüm.

"Çok mu seviyorsun sen beni?" Dudaklarım, konuştukça onun dudaklarına çarpıyordu. "Benim seni sevdiğim gibi mi?" Nefeslerimiz birbirine karışıyordu.

Gerçekten, o kadar çok mu seviyordu?

Kalbim heyecanla atarken ellerimi yüzünde gezdirdim.

Kırmızımsı dolgun dudakları, adeta öp beni diye yalvarıyordu. Oraya dudaklarımı değdirip, bir daha hiç çekmek istemiyordum...

Dayanamayıp yine küçük bir öpücük kondurdum o doğal kırmızı dudaklarına... Asya biraz kıpırdandı ama uyanmadı.

Keyifle gülümserken onun leziz dudaklarına dokunmanın sevincini yaşadım.

"Yıllardır dokunmak istediğim gibi, benimsin..." Burnumu burnuna sürttüm. "Asya Arslanoğlu..." Diye fısıldadım.

Kitap oluncaya kadar, sizleri kesitsiz bırakmak istemedim.😍

Daha önce de belirttiğim gibi; hikâye buradaki hâliyle tıpatıp aynı olmayacak. Dolayısıyla, ilk okuduğunuz hâlinden farklı olacak.

Büyük bir emek vererek düzenlemekte olduğum hikâyem için inanılmaz sabırsızım! Yepyeni sahneleriyle, sizlerin de okuması
için sabırsızlanıyorum.🧡

Oldukça içime sinen, çok güzel bir hikâye sizleri bekliyor olacak...😘

Hikâyemizin çok yakında sizlerle olacağını söyleyebilirim!

O zamana dek; kendinize çok iyi bakın ve sevildiğinizi unutmayın!🧡


INSTAGRAM:

rumistt

rumeysagulhanhikayeleri

(Daha fazla kesit için, hikâyelerimle ilgili olan sayfamı takip edebilirsiniz.)

👆🏻👆🏻

Serseri Patronum (KİTAP OLUYOR)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!