18.Bölüm - Savaş,savaş meydanında kazanılır!

4.2K 183 34
                                    

*Selin*

Konak bize kaldığı için,en büyük hayallerimden biri olan 'american party' yi gerçekleştiyoruz.Sabah kalktık,bir ton şey sipariş ettik.Ve şuan da Ali'yle şarap mahzenine doğru iniyoruz.Yukarıdan gelen kahkaha sesleri ve müzik,kulak zarımı delip geçecek.

"Ne gerek vardı yani onların gelmesine anlamıyorum ki."

"Ne demek ne gerek vardı Aliş? Buradaki tek düzgün arkadaşlarım onlar."

"Sayer'den hoşlanmadığımı biliyorsun." diyor içeri girip kapıyı kapatırken.Ben de şarap sişelerine yöneliyorum.

"Sayer de sana bayılmıyor,merak etme." diyorum gülerken.

"Neden geliyor o zaman partiye acaba?"

"Bizi özlemiştir."

Son cümlemi söylememem gerektiğini fark ediyorum.Sanırım bir erkeğin yanında -ki bu erkek Ali Mertoğlu,aynı zamanda sevgilim olur- başka bir erkekten böyle bahsetmemem lazım.
Cümlemle birlikte kaşları havaya kalkarken kollarını göğsünde bağlıyor.

"Özlemiştir? Özleyecek adam mı yok Selin? Gelsin beni özlesin ya.Hayret bir şey."

"Konuşma da elindeki bardağı ver Aliş. Bu şişeyi beğendim.Tadına bakacağım."

Şarabı açtıktan sonra bir yudum içiyorum.Genzimi yakıyor ama güzel bir yakıcılık.

"Sen de dene."

Bardağı ona uzattıktan sonra özellikle ruj izimin olduğu yerden içmesi dikkatimden kaçmıyor.Fark ettiğimi anlıyor ki göz kırpıyor munzurca.

"Bunu sevmedim."

"Neden ya?"

"Güzel olan rujun mu yoksa şarap mı anlayamadım da ondan."

Gülerek kafamı sallıyorum.Elinden tutup onu kendime çekerken konuşmaya başlıyorum.
"Anlarsın şimdi." derken dudaklarına yapışıyorum.Zaman kaybetmeden bana karşılık verirken bir anda kendimi şaraplara yaslı halde buluyorum.Yeni başlayan öpücüğümüz derinleşecekken raftan bir şişenin yere düşmesiyle ayrılıyoruz birden.

"Anlayabildin mi bari?"

Düşünceli bir şekilde yukarı bakıyor.

"Tam anlayamadım aslında. Bence bir defa daha denemeliyiz." derken dudaklarıma yöneliyor ama durduruyorum onu.

"Yukarıdakiler bekliyor Aliş.Çabuk olmalıyız."

Arkamda oflarken biraz önce 'beğenmediği' şarabı alıp çıkıyoruz yukarı.
Biz tam kalabalık salona girmişken kapıdan giren Zeynep ve Kerem'i görünce onlara doğru koşturuyorum.Ali de arkamdan geliyor.

"Zeyno!"

"Süslü!" derken sarmaş dolaş oluyoruz bile.

Onu bırakıp Kerem'e sarılıyorum."Naber İzmirli?" diyor saçlarımı karıştırırken.Ben tam cevap verecekken Ali geliyor yanımıza ve Kerem'le bakışıyorlar.

Kerem her zamanki bir şekilde gevşek gevşek gülüyor. Yapma Kerem,bak bu çocuk kendi elini masaya geçiren bir çocuk.Senin kafanı kim bilir nerelere geçirir.

"Mertoğlu da buradaymış.Bak son görüşmemizde görüşmeyelim diyordun,yine bir araya geldik.Bu bizim kaderimiz be Ali."

Ali kafasını sallayıp burnunu sıvazlarken gülüyor.Tam ağzını açıp cevap verecekken Savaş ve Nazlı geliyor yanımıza.Nazlı koşup ikisine de sarılıyor.

Gitti GiderHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin