11.Bölüm - Peynirgiller vs. Kıskançgiller

3.8K 190 19
                                    

*Selin*

Ali'yle asansör maceramızdan sonra depoya doğru yürüyoruz. Kimsenin olmadığı bir sokağa girince elimi tutuyor,tamamlandığımı hissediyorum. Kısa süren muhabbetlerimizden sonra depoya dönüyoruz. 

Nazlı ve Savaş gayet hallerinden memnun bir şekilde oturuyorlar.Savaş geldiğimizi görünce hemen Ali'ye dönüyor.

"Ya kuzen anahtarları senin cebe atmıştım ben,versene." Cebinden anahtarı çıkartıp Savaş'a veriyor.

"Al.Gözünü seveyim bir daha beni karıştırma.Tek başına gör işini abicim ya.Bana ne sizin kelepçenizden fantezinizden." Biz Ali'yle gülüşürken Nazlı kelepçeden kurtulup poşetleri elimizden alıyor. 

"Çok konuşmayın.Siz de bir alışverişe gittiniz 5 6 poşet için,bir saattir yoksunuz.Bilmeyen de bir şey sanacak." Ani bir heyecanla Nazlı'ya dönüyorum.

"Ne yapacağız canım saçmalama sen de.Alışveriş yaptık geldik,ne yapabiliriz ki hem?" 

"Tamam kızım sakin ol."  Kahvaltıyı hazırlamaya başlıyorlar.Daha sonra bize dönüyor."Bu domatesler neden ezik Selin?"

Bu sefer de Savaş yüzünden yine elim ayağım titriyor "Bu yumurtalar niye kırık asıl?" Ani fikirle hemen topu Ali'ye atıyorum.

"Ya sorma Savaş'cım.Sen tut poşetleri merdivenden düşür.Ah Ali,yavaş ol dedim ama dinleyen kim?" Ali'ye döndüğümde ters bakışlarını görüyorum.Bu sefer Nazlı başlıyor tansiyonumu düşürmeye.

"Ne oldu da düşürdün Ali? Güzel kız falan mı geçti?"  Ali'ye dönüyorum.'Sen şimdi görürsün' bakışlarından birini atıyor.

"Ya Nazlı sorma.Kız o kadar güzeldi ki.Geçerken çarptı bana,böyle içim titredi resmen." 

"Vaay kuzen.Ayarlasaydın ya hemen?" 

Savaş'ın bugün bana garezi var mi var? Daha fazla kendimi tutamıyorum.

"Ya ne ayarlayacak kızı saçmalamayın! Getirin şunları kahvaltımızı edelim." Tabakları masaya götürüyorum.

*****

*Nazlı*

Güzel bir kahvaltı hazırladıktan sonra hep beraber sohbet ederek kahvaltımızı yapıyoruz. Daha sonra telefonumun çalmasıyla masadan kalkıyorum. Peri'nin aradığını görüyorum.

"Alo?"

"Abla? Ya inanmıyorum, neredesiniz siz?!"

"Sakin ol bir Peri. İyiyiz biz, Ali ve Savaş da yanımızda zaten."

"Ha yani bir ben yokum? Abla ben sizin için neyim? Gerçekten çok merak ediyorum bunu."

"O ne demek öyle Peri?"

"Ne anladıysan o demek. Neden beni tek bıraktınız burada? O benim de babam, biliyorsunuz değil mi? Ben de merak ediyorum olayları."

"Tamam Periciğim, sakin ol önce. Bak istersen buluşalım tamam mı? Yüz yüze konuşulacak konular bunlar."

"O zaman eve dönün, lütfen. Hem annem de çok merak etti abla."

"Ev olmaz, cafede buluşalım."

"Ya abla bak lütfen, kırma beni. Nereye kadar kaçabilirsiniz ki yüzleşmekten? Dönün işte, en azından bir şeyler düzelsin. Benim için abla, lütfen."
  Kararsız bir şekilde birkaç saniye düşünüyorum.

"Sadece senin için Peri, tamam mı?"

"İşte bu! Seni seviyorum abla, görüşürüz."
Telefonu kapattıktan sonra bizimkilerin yanına dönüyorum. Üç çift göz bana merakla bakıyor.

"Hazırlanın, Selin'le beraber yüzleşmemiz gereken bir anne ve gönlünü almamız gereken bir kız kardeş var."

*****

*Savaş* 

Apar topar eve geliyoruz. Herkes yerine kurulmuş. Annem, İnci Teyze yerlerindeler. Güneş Hanım ve Haluk Dayı hazırlanmış bizi beklediklerini çok belli ediyorlar,salonun ortasında dönüp duruyor. Biz Ali'yle kenara geçiyoruz hemen. 

Gitti GiderHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin