42. Bölüm "Paintball"

5.7K 218 6
                                    

Bölümü beni her seferinde upuzun yorumlarıyla mutlu eden, en büyük ilham kaynaklarımdan biri olan @-dolunay-'a iftah ediyorum.

İyi Okumalar!

&&&&

Neden Irmak'ı ikna etmek bu kadar zordu ki? Kızın ağzından lafı almak için kırk takla atmıştım ama hala tek bir laf alamamıştım. Beni rahatsız ya da mutsuz ettiği için değil gerçekten merak ettiğim için soruyordum. Neden bu kadar mutluydu?

Evet, mutlu olması harika bir şeydi. Hele Atakan'ın maç günü yaptığı şeyden ultra harikaydı harika olmasına ama nedeni neydi bir türlü anlatmıyordu. Daha zamanı var, zamanı gelince anlatacağım deyip sırıtıp duruyordu.

Ellerimi belime koyarak, "Ulan ben sana hemen geldim anlattım nankör. Sen niye bana anlatmıyorsun?" dedim kavgacı bir sesle. Umut'a onu sevdiğimi söyledikten sonra direk gelmiş Irmak'a anlatmıştım. Ben ilk ona anlatırken onun bana anlatmaması adeletsizlik değil miydi ama?

"Benle alakalı bir şey değil Hayal. Yemin ediyorum. O zaman gelene kadar beklemek zorundayım." Kollarını göğsünde bağlayarak oturduğu yerden bana masum bir bakış attı. "Kusura bakmayacaksın artık canım."

"Ben senin yüzüne bakmayacağım o olacak en sonunda keçi." diye çıkıştıktan sonra yanına oturdum ve aynı şekilde kollarımı göğsümde bağladım. Popomla onu ittikten sonra sırtımı ona döndüm ve somurtarak okulun bahçesini izlemeye başladım.

Bu halimi görünce ellerini çözerek bana döndü. "Hadi ama Hayal!" diye isyan etti. "Cidden söyleyemem."

Yüzümü ona dönmeden omuz silktim. "Aman canım tamam söyleme."

"Of!" diye inledikten sonra o da bana sırtını döndü ve tekrar kollarını göğsünde bağladı. Somurtarak etrafı izlerken canım sıkılmaya başlamıştı.

"Aman aman benim minik kızlarıma. Kıyamaz abiciğiniz size. Küstünüz mü siz bakayım?" diyen Anıl'a ters ters baktım. Nereden çıkmıştı bu şebek? "Ama bak böyle olmamış. Saçlarınızı keçikulak yapmanız lazımdı." dedikten sonra eliyle yalandan başının üstünde kulak yaptı. "O zaman tam mal olursunuz işte salak çocuklar." dedikten sonra ikimizin kafasına birden şaplak attı.

Ben, "Sensin mal!" diye çıkışırken Irmak, "Sensin çocuk!" dedi.

"Hadi canım! Duyda inanma!" dedi kaşlarını alnına yükseltip elini havaya kaldırırken. "Ulan elimde mantar tabancasıyla okulun ortasına çıkıp hepinizi bunla vuracağım desem daha az çocuk olurum. Tiplere bak ya!" Elinin birini dizlerine yaslayıp bizim yüz hizamıza gelecek kadar eğildi. "Kucağınız bir barbie bebekleriniz eksik. Alayım ben size barbie bebek minik kuşlarım? Hadi söyleyin abinize bir koşu alır gelirim."

İkimiz birden, "Anıl!" diye bağırınca Anıl ayıp bir şey demişiz gibi işaret parmağını bize doğru salladı ve, "Bundan sonra abi diyeceksiniz. Tamam mı akıllı minik kızlarım? Aferin size. Söyleyin bakayım: A-bi." diyerek tek tek heceledi ve bir kaç sefer tekrar etti.

Bu sefer daha yüksek sesle, "Anıl!" diye bağırınca, o da "Abi!" diyerek bize bağırdı.

Irmak, "Hay senin abine!" diye bağırınca Anıl, "Ama çocuklar böyle şeyler söylemez minik kuşum." dedi. İşaret parmağını dudaklarına bir kaç kez vurarak, "Ayıp." dedi.

"Anıl ben göstereceğim sana birazdan ayıbı ama!" diye bağırdım da bu sefer bana döndü. "Ney kuşum? Arı vızvız mı oynayalım?" diye sordu.

Var Mı Senden Ötesi?Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin