What We See Is The Game Of Our Dreams

268 11 45
                                        

Bize hayatı, işimizi ve yapacağımız şeylerin statüsünü belirleyen okullarda, hayalimizi kurduğumuz meslekler için çalışırız. Sınavlardan kaynaklı streslerle mental sağlığınızın bozulmasını ,bunalıma girmenizi ; derslerde anlatılan terimler, uygulamalar ile birlikte ne kadar başaralı olursanız statünüzün öğretmenler tarafından artacağı ,öğrenciler tarafından ise kullanılacak bir basamak olmaktan dışarı çıkamayacağınız, kendiniz içinse şanslıysanız eğer arkadaşlıklar kurup iş hayatınızda işinize yarayacak insanlar kazanırsınız ya da cidden dost edinmenizle hayatınızı renklendirebileceğiniz ; hayat enerjinizi, gençliğinizin en iyi zamanlarının sırf gelecekte daha rahata erebilmek için harcanmasını sağlayan yerdi okul. Bütün ilklerimin ve sonlarımın yaşanacağı yer.

Hayallerimizin gerçekleşmesi için gittiğimiz okulu bile hayal ederek amaçlarımıza ekleriz. Bense hayallerimi ne okul ne de iş ile harcadım, amaçlarımı bunlar gibi kaybedildiğinde yerine daha iyisiyle doldurabileceğim somutluklara bağlamadım. Hayallerini gerçekleştirmeyi 12 yaşında bırakmış Park Jimin olarak hayallerimi bana tekrar kazandıran kişiye aynı tapınaklarda adak olarak sunulan değerli mücevheratlar gibi o kişiye sundum. Min Yoongi'ye. Bedenimin her zerresini tanrının ellerinden çıkmış gibi sahip olduğu mucizevi elleriyle çaldığı pianonun ritmine ; kalbimin ritimlerini ise  kimseyi umursamayan ve hayatın anlamsızlığını harelerinde taçlandırmış ela gözlerinin ışıltısında bıraktım.

Tartini'nin rüyasında ruhunu şeytana satmasındaki amaç onun öğrencisi ve öğretmeni olmak istemesinde yatıyordu. Benim durumumsa ruhumu bir meleğin ellerine bırakmaktan farksızdı. Tartini kemanını şeytana verdiğinde şeytanın kemanı nasıl çalacağının merakındayken beklemezdi ki şeytanın virtüözlükle oynayıp fantezinin en cesur, rüyalarından da daha büyülü şekilde çalacağını. Benimse Hanyang Üniversitesi'nde
Konservatuar okuma amacım tam olarak buydu. Onun bana hayran kalmasını istiyordum hem öğretmenim hem öğrencim olmasını. Beni kendisine nasıl Persephone'un Hades'e aşık olması gibi kendine aşık ettiyse onun da benim ruhuma aşık olmasını istiyordum. Beraber yer altımızda etrafımızdaki ölü bedenlerin ruhuna rağmen ateşimizle düşlerimizi gerçekleştirmek istiyordum. O güzel yüzündeki gülümsemenin tek sebebi ; dudaklarına, yağmur damlacıklarının yeryüzüne düşüşü gibi düşmek, toprak ve içtiği americanonun kokusuyla bezenmiş beyaz boynunda nefes almak istiyordum. Önümdeki  engellerden biriyse  Üniversitemde bir öğretmenken onun hayatından bir parça olabilme düşüne kapılmış diğer öğrencilerden farksız gözükmemdi. Kendisi zekiydi ona hayran olan pervanenin ateşini bulduğundaki aşık bakışlarından farksız olan hayran bakışların farkındaydı, biliyordu. Bense ona her bakan kişinin gözlerini şömineyi harlamak için kullanılan kızgın demirle oymak, içimdeki ona ait olamadığım her günün ateşiyle yakmak istiyordum. Sadece bana ait olsun ben ona ait olayım yer altımızda birlikte olma hedefindeydim.  Diğer öğrencilerden daha farklı olmam gerekiyordu sadece fiziğimle, tatlı görünümüm ve sessizliğimle onu etkilemem zordu şayet o umursamaz soğuk gözleriyle dış görünüşe önem vermediği açıktı. Bu zamana kadar en azından öyle düşünüyordum. Sonuçta öğretmeninizin bilgisayarında öğrencileri notlarına göre değil sexylik ve tatlılıklarına göre kategorize etmesini kimse beklemezdi dimi. İşte benim Min Yoongi hayalimin gerçekleşmesi ise bu okulda ve bilgisayar sayesinde başlayacaktı. Sonuçta fırsatlar değerlendirilmek için diğerlerinden ayrılmanız için ortaya çıkmaz mıydı ?

Yeni bir ficin tanıtım bölümüyle karşınızdayım. Bu fic  wtfuckmordecai 'a ithafımdır. Güle güle oku dostum  :)

 Güle güle oku dostum  :)

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
School of Dreams | YoonMinStories to obsess over. Discover now